01 Ocak 2007

ARADA BİR, ÇOK BUNALDIĞINIZDA...


Sevgili dostlar!
Yeni yılınızı ve bayramınızı yüreğimden gelen taze bahar esintileri ile kutluyor ve sizleri sevgili Can Dündar'ın BAYRAM olması hasebiyle günün anlam ve önemine mana katsın diye düşündüğüm yazısıyla baş başa bırakıyor ve yorumlarınızı bekliyorum...
Muhabbetle...

Bir zamanlar bir psikoloji kitabında okuduğum bir bölüm vardı...
Hayatın ve getirilerinin kıymetini anlamak için tavsiye edilen bir metod vardı içinde..
Deniyordu ki; "arada bir, çok bunaldığınızda, hayatın sizin için
çekilmez hale geldiğini düşündüğünüzde kendinize 10 dakika
ayırın ve kendi cenaze töreninizi düşünün"...
Cümleyi ilk okuduğumda çarpılmıştım...
Ben girişin akabinde pozitif bir gelişme ve tavsiye bekliyordum...
Ama " kendi ölümümüzü ve cenazemizi " düşünmemiz tavsiye ediliyordu...
Tüylerim diken diken oldu ve yazarın saçmaladığını düşündüm o an...
Ama önyargı düşmanı biri olarak okumaya devam ettim...

Diyordu ki; " bunları düşündüğünüzde dünyadaki yerinizi, dünyayı
terkettiğinizde oluşacak boşluğu, sevdikleriniz ve sizi sevenler için
öneminizi anlayacaksınız... Özellikle insanların sizin için neler söyleyeceklerini,
onlar için ne ifade ettiğinizi hissetmeye çalışın...O andan
geriye dönme şansınız olmadığını, hayat denen kredinizin
bittiğini ve onlara yanıt verme şansınız olmadığını düşünün...Tekrar
sarılma, bir kez daha öpme ihtimalinizin bittiğini hissedin...
Dünyadaki küslüklerin, ayrılıkların, kavgaların yanında bu acının ve
geri dönülmezliğin korkunç çaresizliğini yaşayın...Bırakın
canınız yansın, bırakın alevler içinde kavrulsun tüm ruhunuz...Orada, o
musalla taşında düşünün kendinizi...Seyredin şu an çevrenizde olanların yüz
ifadelerini...Akıllarından ve yüreklerinden geçen cümleleri hayal edin...

**************
Kitaba devam etmeden bıraktım kenara ve gözlerimi kapatıp aynen düşünmeye başladım...
Eşimi, oğlumu, annemi, babamı, kardeşlerimi ve diğer tüm çevremi oturttum tek tek kendi cenaze
törenimdeki yerlerine... birer birer yerleştirdim tabutumun çevresine hepsini...
Hayatımda çok nadir bu kadar canım yanmıştı...
Görüyordum işte "babaaaa..." diye ağlayan biricik oğlumu...
Eşim kucağında "ağlayan emanetimle" ayakta durmaya çalışıyordu perperişan...
Koca çınar babacığım, belli belirsiz dualar okuyordu, o gözümden hala gitmeyen vakur duruşuyla...
Annem, ciğerinden bir parça canlı canlı koparılmış gibi hem içine hem dışına akıtıyordu gözyaşlarını...
Kardeşlerim, akrabalarım "çok erken gitti, doyamadı oğluna.."diyordu acıyan ses tonlarıyla...
Ve dostlarım... Onlar da şaşkındı...Bazısı "daha dün birlikteydik, nasıl olur.." diyordu...
Bunları seyredip onlara "hayır ölmedim, burdayım.." demek istedim hayal olduğunu unutup...
Sonra anladım yazarın ne demek istediğini daha devamını okumadan kitabın...
Farkındalık önemli bir kavramdır psikolojide...
Belki dehiç aklımıza gelmeyen ve gelmeyecek bir farkındalığı göstermek istemişti yazar...
Kitabı okumaya ne gücüm kalmıştı, ne de isteğim...
Almam gereken dersi ve mesajı almıştım...
Şimdi ne kitabın adını ne de yazarı hatırlamıyorum...
Şu an bunları yazarken bile çok kötü oldum...
Bu olayda tek farkındalık da yok üstelik...
Biraz kendime geldikten sonra devam ettim hayatımın en zor hayaline...
Sırada çevremdekilerin ölümümün akabinde neler söyleyecekleri vardı...
Usulen ve nezaketen söylenenlerin dışında...
Onlarda bıraktığım izleri, yaşananları ve
yaşanamayanları elden geçirerek ben konuşturacaktım hayalimde...
İçlerini okuyacaktım, senaryo bana ait olarak...
Yaşarken neler yazmıştım, ölümümle neler okuyacaktım...
Gerçek duygularıydı ulaşmaya çalıştığım, ölüm acısının etkisiyle girilen duygusal mod
değildi, deşifre etmem gereken metin...
Canım oğlumun söyleyecek çok şeyi yoktu...
Özleyecekti, yokluğumu hissedecekti...
Ağlayacaktı aklına geldikçe...
Belki ölümün ne anlama geldiğini hissedecek yaşa gelinceye
kadar sıradan bir üzüntünün ötesine geçmeyecekti duyguları...
Ama hayal bu ya, 18-20 yaşına getirdim 2 saniyede oğlumu...
"Hayal -meyal hatırlıyorum be baba seni... Keşke şimdi yaşıyor olsaydın da erkek erkeğe sohbet
etseydik seninle... Bak mezuniyet törenimde de babasızdım...
Askere giderken kimin elini öpeceğim senin yerine..."diyecek canı yanarak bir köşede...
Sevgili eşim... Benim muhteşem hatunum... Nasıl dayanır bensizliğe?
O ki, benim için herşeyini feda edip koşmuştu bana...
Hayatının tek adamı şimdi toprak olacaktı...
Bir daha " Seni seviyorum "diyemeyecekti...
Bir daha hevesle açamayacaktı çalan kapıyı...
Ve her gelen gece bensizliğini haykıracaktı yüzüne...
Her sabah dabensiz başlayacaktı koca gün...
Tek cümlesi takıldı o an içime; "Oyunbozanlık yaptın be böceğim, hani beraber ölecektik ?..."

Babam-annem, o bugüne kadar evlat olarak mutlu edecek hiçbir şey
yapamamanın acısıyla kahrolduğum güzel insanlar...
Helaldi şüphesiz hakları...Bilerek hiç kırmamıştım onları...
Üzerine titredikleri evlatları onlardan önce göçmüştü işte önlerinde ve dualarına muhtaçtım....
Kaç anne ve babanın çekebileceği bir acıydı ki evladının cenazesinde bulunmak...
Herhalde insanın uzun yaşadığına üzüldüğü nadir anlardan olsa gerek...
Diğerlerine geçmiyorum... Bu yazıyı şu an yazıp sizlerle paylaştığıma
göre "diğerlerine" artık sizler de dahilsiniz...
Düşünün, birgün bir mail ulaşıyor mail-box ınıza "ölmüş" diye...
Sizler kimbilir neler düşünür ve yazardınız...
Eşim şu an yanımda ağlıyor, sanki gerçekmiş gibi...
Oysa ki yazarın amacı " Yaşamanın ve hala nefes alıyor Almanın kıymetini " göstermekti...
Benim de öyle...Lafı çok uzattım farkındayım...
Ama hayat dediğimiz çözümü zor süreç 2 satırla özetlenemeyecek kadar girintili çıkıntılı...
Ben o gün kurduğum o hayalle, canımın tüm yanmasına rağmen
YENİDEN DOĞDUM...
Bilgisayar diliyle "format attım hayatıma"...
Sahip olduklarımın farkına vardım ve hala nefes alıyor olduğum için şükrettim...
Gözlerimi açtığım anda o kötü ve acı sahne bitmiş, oyun perde demişti...
Peki ya hayal değil de,gerçek olsaydı ve perde bir daha açılmamak üzere kapansaydı...
İşte bu final bu yazıyı buraya kadar okumanıza değmiş olmalı...
Belki gerildiniz, kötü oldunuz ama devamını getirirseniz buna değer bence...
Ben bu akşam melankoliğim ve biraz abartmış olabilirim...
Hani sanatçı ve şairiz ya ondandır belki...
Bence bu yazıyı sadece okuyarak bırakmayın...
LÜTFEN ARADA BİR, BURADAN ALDIKLARINIZI TARTIN,
DÜŞÜNÜN VE HAYATINIZI GÖZDEN GEÇİRİN...
Ölümün kime ve ne zaman geleceğini Yüce Allah' tan başka bilen yok...
İşte bu yüzden hazır yaşıyorken ve nefes alıyorken yapabileceklerinizi yapın, ertelemeyin...
Bilerek - bilmeyerek kırdığınız kalpleri tamir edin...
Sizi sevenlere ve sevdiklerinize daha fazla zaman ayırın...
Biraz Hıncal abi tarzı olacak ama,sevginizi ve verdiğiniz değeri haykırın onlara iş işten geçmeden...
Ve en önemlisi;
VERDİĞİ -VERMEDİĞİ, ALDIĞI - ALMADIĞI HERŞEY İÇİN, TEKRAR TEKRAR
ŞÜKREDİN YÜCELER YÜCESİ YARADAN'A...

CAN DÜNDAR..

23 yorum:

Lavantin dedi ki...

Sevgili ev perisi, sayfamı ziyaretin ve güzel dileklerin için teşekkürler. Sevdiklerinle hayırlı bayramlar geçirmen dileğiyle.

Sevgiler...

Talha CAN dedi ki...

Merhaba,
Can DÜNDAR'ın bu yazısını bir slayt şeklinde okumuştum. Gerçekten hosşuma gitti. Bunun gibi daha yazılar var tabi. Ama CAn Dündar'ın kaleminden okuak gerçekten ölümün everenselliğini ve kaçınımazlığını tazeledi benim için.
Hayırlı Bayramlar...

vecihe dedi ki...

Ah çok güzel bir yazı!Aynı kalemden buna benzer nicve enfes yazılar okudum.Doyum olmuyor.Güzel paylaşım saolasın.

renkler dedi ki...

Bu yazıyı daha önce de okumuş ve çok etkilenmiştim. Neden yaşadığımız anların tadını çıkarmaz, yaşamımıza şükretmez ve herşeyi dert ediniriz ki... Aile, sağlık, nefes alabilmek en güzeli aslında...

Ev Perisi dedi ki...

Sevgili Lavantin, Talha, Vecihe ve renkler teşekkür ediyorum yorumlarınız için...
Hep okuyoruz hep yazıyoruz lakin Allah uygulamayı nasip etsin ...

Gamzeli dedi ki...

Yeni yılını ve geçmiş bayramını en içten dileklerimle kutlarım canım...Çok güzel bir yazı idi...

hayat dedi ki...

Merhaba sevgili ev perisi,bende sana iadei ziyarete geldim.Can Dündarın yazısı tüylerimi diken diken etti,yaşarken hiç birşeyin farkında olmuyoruz durup düşünmek lazım,canım sanada bu güzel yazıyı aktardığın için teşekkürler.Görüşürüz sevgiler..

GULENAY dedi ki...

Sukran'cim nasilsin canim.Unutmadn beni dimi:)Sayfana bakiyorum ama az guncelliyorsun sana mail atamadim yogunluktan.Guzel bir yil dilerim canim...Sevgilerimle

gulenay

vecihe dedi ki...

Şöyle bir uğradım.Ses çıkarmadan gitmek istemedim.Günün güzel geçsin canım..

bocuruk dedi ki...

Şükran'cığım,
Sana uzun bir yorum yazmıştım ama nedense gönderemedim. Bebeğini sağlıkla kucağına al inşallah ve sağlıklı, mutlu ve de huzurlu yıllar canım :)

nimetpamuk dedi ki...

yeni yılın bir önceki yılından çok daha iyi olsun inşallah ev perisi;)

nimet

ebrutunc dedi ki...

Sükran ablacım Can Dündar"ın bu yazısını bende daha önceden slayt seklinde okumustum. Gerçekten inanılmaz güzel bir yazı. Bizimle paylastığın için çok tesekkür ederimm... Bu arada 2007"de herseyin gönlünüzce olması dileklerimle... Çok kocaman muckluyorum... Sevgilerimle

beyhan dedi ki...

Şükran'cığım,
Ben bu muhteşem yazıyı ilk kez senin sayende okudum.İyi ki paylaşmışsın,zaman zaman sayfanda böyle güzel yazılar görmeye alıştık.Uzun zamandır gelememştim,umarım iyisindir canım.Sana ve ailene harika bir yıl dilerim arkadaşım.Hoşça kal.

hesna dedi ki...

merhaba
can dündarın yazısını öncede komuş ve çok etkilenmiştim.
ölüm kadar herşeyi anlamsız kılan birşey yok herhalde.bu nedenlede yaşamak istenilen, söylenmek istenen hiçbirşey ertelenmemeli.ufak sıkıntılarıda atmaya çalışmalı insan. sadece sağlıklı olmak ve yaşıyor olmak mutlu olmak için yeterli bence.

iyi bir yıl diliyorum sana ve sevdiklerine

hesna

akçahan dedi ki...

Kanuni'nin meşhur sözünde ifade edildiği gibi, bir nefes sıhhatten üstün devlet yok Sevgili Şükran. Bunu biz de Anneciğimin hastalığı ile geçen bayramda bir kez daha derinden hissettik. Sevgiler.

sennur dedi ki...

Sevgili Şükran,
Slaytı seyrederken gözyaşlarımı tutamamıştım. Can Dündar, kelime sihirbazı, ne vurucu anlatmış...Maddi dünya öyle telaşlı, öyle koşuşturmalı ki, varoluşumuzun gerçek sebebini unutturacak çok fazla tuzak var. Bizlerde onlara kapılıp gidiyoruz.
Sevgiyle kal

damak tadı dedi ki...

Sevgili Şükran'cığım,
Can DÜNDAR'ın bu yazısını bende slayt şeklinde okumuştum ve çok duygulanmıştım.Şimdi okurken de gözyaşlarımı tutamadım aklıma çok şeyler geldi.
Allah kimseyi sevdiklerinden ayırıp üzmesin..
Bana bırakmış olduğun gönülden yorumların için sonsuz teşekkürler canım.
Bende sana ve güzel ailene mutlu ve sağlıklı güzel bir yıl diliyorum.Herşey gönlünüzce olsun tatlım..Sevgiyle kalın..

vecihe dedi ki...

Şükrannnn nerelere gittin güzelim yahu iyi misin sağ mısın afiyette misin ses ver hele :) öptüm kocaman

Gamzeli dedi ki...

Canım Merhaba,

Sana iyi hafta sonları diliyorum
Öptüm...

damak tadı dedi ki...

Sevgili Şükran'cığım,
Sana ve güzel ailene harika bir hafta sonu diliyorum canım,herşey gönlünce olsun duygusal arkadaşım..

Öpüyorum yanaklarından,sevginiz bol olsun..

Ev Perisi dedi ki...

Güzel dilekleriniz ve yorumlarınız için teşekkürler ediyorum arkadaşlar...
Sağolunuz varolunuz...
Bilmukable efendim!
Muhabbetle...

öznur dedi ki...

Sükrancim sen gel ben sanada öyle kahvalti masasi hazirlarim,keske yakin olsaydik,can dündarin yazilari cok güzel oluyor buda cok duygulandirdi beni.
Güzel bir pazar diliyorum

Adsız dedi ki...

Teyzecim ben de bu yazıyı bu yıl okulumda edebiyat dersimde öğretmenimiz sayesinde okumuştum.Senin de değinmen güzel olmuş.tabi biraz geciksemde yorumda kusura bakma teyze ders yogunluğumdan ara sıra bakabiliyorum.seni çok özledim.kuzenime selamlar.
şeyda nur bilgin