01 Mart 2011

Kozalak şöleni...;)




Selam dostlar!

Uzun bir süredir bloklarımıza giremiyoruz malumunuz vechile...
Bazı ağ bağlantılarından bağlanırken bazılarından bağlanamıyoruz bendenizde gitmiş olduğum kurslarımın bilgisayar salonundan sizlere ulaşmak istedim...
En azından merakla beklenen kozalak şöleni bağlantımızın tarifini verelim değil mi ama?;)
Buyurunuz efendim...

Malzemeler:

*1 paket 250 gr.lık mısır gevreği
*7 adet metro çikolata
*Yarım paket kadar margarin yahut tereyağı
*Yağlı kağıt
*Büyük boy limon sıkacağı

Hazırlanışı:

Bir adet süt tenceresi alınır içine katı yağımız ve metrolarımız ilave edilir ve orta ateşte eritilir akabinde derince bir kaba mısır gevreklerimiz dökülür ve eritmiş olduğumuz yağlı ve çikolatalı karışımla buluşturulur...
Ara vermeden büyük boyda limon sıkacağı alınır ve arka tarafına (limon sıkılan yerin hemen altına ) karışımımızdan koyulur ve şekil verilerek çıkarılır: yağlı kağıt üzerine dizilir ve soğumaya bırakılır, soğuyan kozalaklarımız kahve yahut çay eşliğinde sunuma hazır hale getirilir...

Gözlere şenlik şık bir sunumla; kahve yahut çay keyiflerinizi şenlendirmek isterseniz şayet deneyin isterim...;)

AFİYET, BAL, ŞEKER... MUHABBET GÖNLÜMÜN KOZALAKLARI...;)))

24 Şubat 2011

KALBURA BASTI...;)



Muhabbet gönlümün, ruhuma serenad yapan dostları!!!
Ev perisi sizler için ilk kez bir yarışmaya katıldı veeee bir madalya aldı...;)
İç anadolu yöresel yemekler; tatlı kategorisinde 3. cülük...

Fırsatlar; kişi hazır olursa gelirmiş...(Nuran hocamın kulakları çınlasın, kendisi Ebru hocam olur...;)
Sanırım gün bugündü ve o günde; tüm geçmiş bereketli günlerin vefası, emeği, coşkusu ve de gönül sızısı her biri ayrı kategoride lakin bu sefer YÜREKTE yaşandı...;)

Bu ödülü almamda; yüreğiyle emeği geçen, öncelikle siz değerli yemek gönüllüsü dostlarıma akabinde de aileme sonsuz teşekkürler...;)
Ayrıca değerli jüri üylerimiz; Ankara aşçılar fedarasyonundan iki uzman aşçı,3 değerli dernek başkanımız ve televizyonların samimi ve sıcak yüzü; Elif Kormazel'e; gurmeliklerinden ve puanlarından dolayı müteşekkir olduğumuzu da belirtelim...;)



Konya Aksaray'da kalbura bastı, Sivas'ta kalbura bastı ve Eskişehir'de cevizli tatlı ismiyle; NâM-I yürüyen İşte o tarif!!!;)))

Kalbura bastı malzemeler;
*250 gr. tereyağı yahut margarin(oda ısısı)
*1 çorba kaşığı yoğurt
*1 çorba kaşığı zeytin yağı
*3,5 su bardağı un
*1 adet yumurta
*1 paket kabartma tozu
*1 paket vanilya
*1 çimdik tuz

içi için;1,5 su bardağı Ceviz içi,1 çay kaşığı tarçın,1 kahve kaşığı(silme) tereyağı.

Şerbeti;
*4 su bardağı şeker
*4,5 su bardağı su(kaynarken her zaman buharlaşma payı verdiğim buçuk;)
*1/4 limon suyu
Kaynatalım ve yoğunlaşmaya yakın limon suyumuzu ilave edelim, bir kenara soğuması için bırakalım...;)

HAZIRLANIŞI;Öncelikle; oda ısısındaki yağımızı ve unumuzu bir güzel birbiriyle kaynaştıralım akabinde yumurta, yoğurt, zeytin yağı, vanilya, kabartma tozumuzuda ilave edip bir güzel kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edelim...
Bir kenarda ve bir tavada, fındık kadar tereyağımızda ,ceviz içimizi aromalandıralım , ocaktan alalım içine 1 çay kaşığı kadar tarçınımızı ilave edelim ki aroma tavan yapsın...;)))

10 dakika nemli bez örterek dinlendirdiğimiz hamurumuzdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp elimizle açalım, içine cevizli harcımızdan ilave edelim ve bir rende aparatından yardım alarak şekillendirelim (ben rendemin üzerinde parça hamurlarımı açtım ve içine malzememi koydum ve kapatırken hafif bastırarak şekil verdirdim)

Yağlanmış tepsimize, hamurcuklarımızı sıra sıra midyeler misüllü dizelim ve önceden ısıtılmış fırınımızda 20-25 dakika pişirelim hatta pişmeye yakın fırınımızın ayarını 200 dereceye çıkaralım ve tatlı adaylarımızın üzerilerinin kızarmasını sağlayalım.

Pişen tatlılarımızı soğuk şerbetle derin bir kapta buluşturalım ki şerbetini iyice çeksin ve üzerileri kuru kuru kalmasın...(işte püf noktası!!!;)
Ara ara alt üst ettiğimiz neffis iç anadolu yöresi tatlımız kalbura bastı damağınıza lâyık bir konumda emrinize amâdedir efendim...;)

Afiyet, bal, şeker...
muhabbetle...

10 Şubat 2011

ÇITIR KURABİYE...;)




Sefalara doğru çıkılan yolculuklarda, inci toplamayı adet edinmiş, Zamanı; kıymeti ölçüsünde kullanan değerli zamanperest dostlarıma iltifaten sunulur...;)

Malzemeler;

*3 yumurta
*yarım paket tereyağı yahut margarin
*1 su bardağı toz şeker
*1 paket vanilya
*1 paket kabartma tozu
*Ele yapışmayacak kıvama gelinceye kadar mısır nişastası

Üzeri için;
*Nutella
*Mısır gevreği

HAZIRLANIŞI;Derince bir kabın içerisine yumurtamız, yağımız ve şekerimiz alınır ve mikser yardımı ile şekerimiz eriyinceye kadar çırpılır ardından mısır nişastamız,kabartma tozumuz , vanilyamız karışıma ilave edilir, taaaaaki ele yapışmayacak kıymette bir hamur elde edilsin...;)
Elde edilen hamurumuz bir merdane yardımıyla ve çok ince olmayacak bir ölçüde açılır ve istenilen şekilde(bardakla yahut kalıp yardımı ile) kesilir ve yağlı kağıt koyduğumuz tepsiye dizilir.175 derecelik, önceden ısıtılmış fırında 25-30 dakika pişirilir.
Pişen vede oda ısısına gelen kurabişlerimiz nutella ile kaplanıp üzerine mısır gevreği ilavesiyle şenlendirilirse, şenlendirme kategorisinde, sanırım bu tarifimizle Hüsnü'ye fark atarız...;)))
Tarifimiz için Kurs arkadaşımız Emine'ye çok teşekkürler...;)

Beş çaylarında, efsunlu sohbetlerde hemhal olan dizelerde;lezzet molası...;)

Muhabbetle...

30 Ocak 2011

Mavi haşhaşlı, şerbetli tatlı...;)



EfendiiiiiiiiiiiM!
2010 yılının en gözde tatlılarından olan mavi haşhaşlıyı denemek bugüne kısmetmiş...;)
Dedim bir de ev perisi usuluyle olsun...;)
Sıvadım kolları girdim mutfağıma...
Kattım yorumumu lezzete ek olarak, sizler yorumlayın diye...
Hadi sizlerin kalemine; bendenizin de ellerime sağlık olsun...;)

Malzemeler;
*3 adet yumurta
*3 yemek kaşığı yoğurt
*4 Türk kahvesi fincanı şeker
*6 Türk kahvesi fincanı un
*1 paket kabartma tozu
*1 paket vanilya
*1 adet limon rendesi
*2 Türk kahvesi fincanı mavi haşhaş(arzuya göre miktar arttırılabilir...;)

Şerbeti;
*15 fincan su
*10 fincan şeker
*yarım limon suyu(kaynamaya yakın)



Hazırlanışı;1.Aşama;Arkadaşlar öncelikle şerbetimizi kaynatıp bir kenara alalım ki soğusun zira şerbetimiz soğuk tatlımız sıcak olursa daha garantili bir sonuç elde edilir...;)

2.Aşama;Oda ısısındaki yumurtalarımız şekerle bir güzel çırpılır akabinde yine oda ısısındaki yoğurdumuz ilave edilir tekrar çırpılır son olarak unumuz, kabartma tozumuz,mavi haşhaşımız ve vanilyamız ilave edilir ve tekrar çırpılır işleM tamam...;)

*180 dercelik, önceden ısıtılmış fırında 35-40 dakika pişirilir ve şerbetle buluşturulur...;)

* Üzeri için;
1 su bardağı soğuk süt ve 1 paket krem şanti çırpılır içine 2 yemek kaşığı labne peyniri ilave edilir ve takrar çırpılır veee tezyin malzememiz müzeyyen olmaya hazır ve de nazır...;) tabi letaifiyle hikayeye renk katacak olan nane yapraklarını da unutmayalım lütfen...;)

Bir fincanlık hatırı olanlarla, acıyı tatlıya katık ederek, lezzete yolculuk diliyorum meşakkatsiz vede huzurla...;)

Afiyet olsun...;)

Çok hoşuma giden bir anektodu tatlıyla güzel gider düşüncesiyle paylaşmak istedim kabul buyurunuz lütfen...;)

Bir bilgeye sormuşlar:

"Efendim, dünyada en çok kimi seversiniz?
"Terzimi severim,..." diye cevap vermiş.
Soruyu soranlar şaşırmışlar:
"Aman üstad, dünyada sevecek o kadar çok kimse varken terzi de kim
oluyor?
O da nereden çıktı? Neden terzi?"
Bilge, bu soruya da şöyle cevap vermiş:
"Dostlarım, evet ben terzimi severim. Çünkü ona her gittiğimde,
benim ölçümü yeniden alır. Ama ötekiler öyle değildir. Bir kez benim
hakkımda karar verirler, ölünceye kadar da, beni hep aynı gözle
görürler.;)

Muhabbetle...

09 Ocak 2011

Zeytin ezmeli çörek...;)



Ben bu mayalı hamuru bir türlü tutturamıyorum, olmuyor diyen dostlarıma...
Artık tutacak!
Artık olacak!
O sıkıntılı, hüzünlü günler geride kaldı...;)
Zira vardır bir püfü onuda verir fifi...;)))



Malzemeler;
*2 bardak ılık süt
*1 su bardağı sıvı yağ
*1 paket yaş maya
*1 tatlı kaşığı şeker
*1 tatlı kaşığı tuz
*1 adet yumurta
*aldığı kadar un

üzeri için;
*susam, çörek otu
*yumurta sarısı;)

İç malzemesi;
zeytin ezmesi



Hazırlanışı;
Göz kararı unumuzu derince kabın içerisine koyup ortasını açalım sırasıyla önce yaş mayayı ve ılık sütü buluşturalım ve eriyinceye kadar harmanlayalım sonrasında yumurta, sıvı, yağ, şeker ve tuz ilavesiyle önce ortayı sonra kenardan unumuzu da alarak harmanlama işlemine devam edelim, ele yapışmayacak şekle gelene kadar un ilavesi ile bir güzel yoğuralım. Yoğurulan hamurumuzun üzeri nemli bezle örtülüp 1 saat mayalandırılır.1 saatin sonunda mayalanan hamurumuz sıvı yağ ve el yardımıyla şekilde görüldüğü üzere açılır ve içine zeytin ezmesi sürülür akabinde rulo yapılır ve yağlanmış tepsiye dizilir tabii üzeri için yumurta sarısı ve susamı da unutmayalım.;)
1 saat kadar da tepside(işte buda püfü;) mayalandıracağımız hamurumuz artık fırına girmeye aday haline gelmiştir kolay gelsin...;)

Hamur işlerinin vazgeçilmezi, sofraların nazlı gülü mayalı poğoça karşınızda arz-ı endam etmekte...
Afiyet, bal, şeker...
muhabbetle...

30 Aralık 2010

Nar'dan gelen güzellik...;)



Dediler zamanla azalırmış sevgiler olsun bana sizinle geçen günlerim yeteeeeeeeeer! Deyip sunumuma başlıyayım istedim...;)

Tüm muhabbet gönüllüsü dostlarımın Yeni yılını en samimi duygularımla kutlar klasik olarak devam eden dizelerimle yani; sağlık, huzur ve itminan dilerimmm;)

Duydum ki yeni yıl gecesi kapıda nar patlatmak o yılın bereketli geçmesi için yapılan bir adetmiş;) Eee bizde adeti pastaya dökelim dedik hem lezzet alalım hemde bereketlenelim ha ne dersiniz?;)))

Malzemeler:

Pandispanyası için;
*4 adet yumurta
*1 su bardağı toz şeker
*1,5 su bardağı kadar un
*1 paket kabartma tozu
*1 paket vanilya

Kreması için:
*1 lt. süt
*1 su bardağı un
*1 su bardağı şeker
*Vanilya yada damla sakızı
*1 adet yumurta
*1 kaşık tereyağı

Hazırlanışı;
1.Aşama pandispanya hamuru;
Oda ısısındaki 4 yumurtamızı şeker ile bir güzel çırpalım akabinde elenmiş unumuzu yavaş yavaş ilave edelim çırpmadan kabartma tozumuzu da koyalım ve tekrar çırpalım. aroma anlamında vanilyamızıda ilave ettik mi işlem tammamdır,tercihen yuvarlak bir borcam yada teflon kalıpta, önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında pişirelim.
Fırından çıkan ve hafif ılımaya bıraktığımız pandispanyamızı ortadan ikiye keselim ve hazır yada kendi elde ettiğimiz nar suyu ile ıslatalım.

2.Aşama Kreması:
Sütümüzü, unumuzu ve şekrimizi bir tencerye alalım ve pişirmeye başlıyalım sonra vanilya yahut damla sakızımızla tatlandıralım ocaktan allaım ve içinde 1 adet yumurtamızı kırıp tereyağınıda ilave edip mikserle önce yavaş sonra hızlı devirde çırpalım ve işte şahane kremamızda hazır hal geldi...;) E geriye ne kaldı tabiki de süsleme!!!!

Bitter çikolata, ceviz içi, nar taneleri, muz dilimleri ve hindistan cevizi eşliğinde pastamızı süsleyip işimizi bugünlük yarınlara inat bitirmiş gibi yapalım;)))

Pasta canavarı yiğenim sanırım lezzetin resmi olmuş ha ne dersiniz?;)))



Muhabbetle...

16 Aralık 2010

HURMALI KURABİYE;)




Selam dostlar!

Hangimiz sevmedik çılgınlaaaaaaar gibi? derken tabiki de hurmadan bahsediyorum;)
Sevmeyenimiz yoktur diye düşünerek bugün sizler için neffis, ağızda dağılan, lokum tadında kurabişler hazırladım...
Buyurunuz önce temaşa ediniz akabinde deneyiniz ve lezzetini test ediniz;)



MALZEMELER;

*1 adet yumurta
*yarım paket tereyağı yahut margarin( keyfe keder)
*1 granül kahve fincanı pudra şekeri
*yarım paket vanilya
*yarım paket kabartma tozu
*2 su bardağı kadar un( unun cinsine göre en iyisi aldığı kadar diyelim)
*Hamurumuz daha yumuşak bir kıvamda olsun derseniz şayet 1 kaşık yoğurt ilave edebilirsiniz.
*Bendenizin istediği ağızda dağılan usul olduğundan koymayı münasip görmedim;)


İçi için;
*Küp küp doğranmış hurma
*ceviz içi

Hazırlanışı;
Derince bir kaba yumurtamızı ve pudra şekerimizi alıp bir güzel çırpmalı akabinde yağımız ilave edilmeli ve tekrar çırpmalı... Bilindiği üzere unumuz, kabartma tozumuz, vanilyamız itinayla ilave edilir veeee alet terkedilerek el işleterek yoğurma babından işlemimiz tamamlanır.
Elde ceviz büyüklüğümü desem yoksa mandalina mı desem bilemediğim hamurumuzdan koparılır ve açılır; iç harcımız koyularak top şekli verilir , yağlanmış tepsimize dizilir. Önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında 20-25 dakika (beyazımsı kalsın istenilir) kadar pişirilir veeeee pudra şekeri eşliğinde servise amade hale getirilir...;)

Afiyet, bal, şeker...
Herkeşlerin canı çeker...
Bu muhabbet burada biterrr...;)

12 Aralık 2010

Seçme ve seçilme hakkımızın yıldönümü anısına...;)



ATAMIZA SAYGIYLA...

Kadın şiir gibidir!
Okunmak ister...
Harf harf, kelime kelime, cümle cümle...
Her satırında ayrı bir mana, her satırında ayrı bir gizem...
Kimi zaman duygusal bir kaos,
Kimi zaman yaralarınızı saracak bir merhem,
Kimi zaman hırçın dalgaların müsebbibi...
Anlamak lazım, anlamlandırmak lazım...
İlgiyle, sevgiyle , umutla yaklaşmalı ve illaki bir yerlerden başlamalı...
Nasıl ki şiiri içimize sindirmek ve haz alabilmek için vezin ölçüsünü, kelime manalarını, anafikrini idreak etmeli öyle de kadını anlamak için de onun duygu dünyasına seyehat etmeyi bilmeliyiz. Elbette bu yolculukta molalar ve de meşakkatler olacaktır lakin hedefe varıldığında şiir gibi bir KADIN yaşanacaktır...;)
Şükran Altun Battal...;)

Muhabbetle...

07 Aralık 2010

Issırgan otlu pide...;)



ıssırganın faydaları için bakınız.



Malumunuz sevgili dostlar! ıssırgan otu pek bir şifalı lakin her şekli lezzetli olmayabiliyor işte sizler için mükemmel bir fırsat! deneyin kararı kandiniz verin;)

Malzemeler;

*un(ELE YAPIŞMAYACAK KIVAM VERİNCEYE KADAR)
*su(TERCİHEN ILIK)
*tuz



Hazırlanışı;

Derince bir kaba un, ılık su ve tuz alınır bir güzel ele yapışmaz bir hamur tutulur, sonrasında yarım saat kadar dinlendirilen hamurumuzdan minik bezecikler yapılıp açılır ve içine şahane harcımızdan konulur ve kapatılır orta ateşli ocakta altı ve üstü yağlanarak pişirilir.

Şahane iç harcı;

*2 bağ kadar ıssırgan otu
*peynir(klasik beyaz peynir kullandım)
*ince doğranmış kuru soğan
*pul biber(acı sevenler)
*tuz
*karabiber

Hazırlanışı;
Yıkanan ıssırgan otlarımız ince kıyım kıyılır(hafif tuzla ovularak öldürülür) ardından soğanlarımız ince kıyım kıyılır ve şahanelerimiz; pulbiber ve karabiber, tuz ilave edilir ve bir kenara alınır.



Hafta sonu kahvaltılarınıza bir güzellik...



Afiyet olsun.
Muhabbetle...

Günün sözü; Keser gibi olma! hep bana hep bana, rende gibi olma! hep sana hep sana...Testere gibi ol! hem sana hem bana;)MEVLANA.

26 Kasım 2010

YAR bende YARA bende...;)



Harelenmiş yürek! Acılara efsunlu bir bakış atmakta… Bu bakışlar sızılardan kaçmakta…
Sevgili Üstat Necip Fazıl’ın dediği gibi; Hep yar dediklerin mi açardı yara? Bendenizde diyorum ki; yoksa sendeki YÜREK mi kara?
Çuvaldızı kendine, iğneyi başkasına! Deyip başladım kendime, özüme, içime yolculuğa…
Her durakta O çıktı karşıma!
Yollar çetrefilli, meşakkatli ve de engebeli olsa da bir tek O verdi bana hayat ve de güç!
Sağduyu, erdem, vicdanımın yapı taşları onardı yüreğimi, dumura uğramış hücrelerim yenilendi…
Açıldı kapılar ardına denk ve de saçıldı gülücükler sonsuza denk…
Sevdiklerime GÜL veremedim belki lakin gülü gülüverdim sakin…
Anladım ki sadece kabullenmeli İNSAN!
Anladım ki sadece hoş görmeli İNSAN!
Anladım ki sevivermeli İNSAN!
Değiştirmeye çalışmak ya da olana alışmak…;)
Bu gönül fakiri tecrübe etti ve deneyimle di ki ; Hiç kimseyi ve hiçbir şeyi olması gerekenden daha fazla değiştiremiyorsun…
Peki öyle olsun!!!
Olsun! Gönüller bir olmasa da ŞEN olsun.
Olsun! Doğrular bir olmasa da EĞRİ olmasın.
Olsun! Kardeşlik bir olmasa da DOSTLUK olsun.
Olsun! Renkler bir olmasa da içimiz RENKLİ olsun.
Olsun! Diller bir olmasa da NAMELER bir olsun.
Olsun! Umutlar bir olmasa da YARINLAR bir olsun.
Olsun! Kültürler bir olmasa da HOŞGÖRÜ bir olsun.
Olsun! Yollar bir olmasa da DURAKLAR bir olsun.
Hancı misali kucaklayalım herkesi! Olduğu gibi yalın ve dupduru…
Misafir edelim gönül hanemizde, hoşbeş edelim gönlümüzce…
Harflerde saklı duygular kelimelere hayat versin ve sonunda nizalar sona ersin vesselam.
Şükran Altun Battal.
Muhabbetle…;)

25 Kasım 2010

Pratik cheese cake;)





Bakınız bir önceki kayıtlardan;)

Yazımız gelecek lakin azzzz sonraaaaaaaaa;)!!!
Şimdilik muhabbetle...

01 Kasım 2010

MİDYE TATLISI;)



Duyarsız gönüllerde dolaşmak istedi bu yüreğim... Neden mi? yürekteki kara delikleri görmek için belkide...

Bu kadar bencillik bu kadar enaniyet niye? Kainatta herşey insana hizmet etmekle görevlendirilmişken; bu insanoğlunun kendi yörüngesinde yaşam arzusu niye?

Halbuki tadılmış olsa idi faydalı olma aşı; nasılda mesrur olurdu, mutmain olurdu yürek çemberi...

Çehreler donuk, simalar asık, kalpler buz-bulanık ve çetrefilli...
Umutsuz olmak yakışmaz bize lakin umudumun simsarı oldu bu çehreler günbegün itidalsiz...

Bu günlerde karalandı aklar, silindi maziden gelen efsunlu güzellikler; nitekim eskinin edebi, hürmeti ve bereketi ; yeninin teknolojisi, hızlı ve zamansız ve de amansız yaşamına kalboldu gitti...
Gitme dedim nafile! gözümün yaşıyla birlikte gitti...:(

Ben fukarada bu mülahazadayken kalkar ve midye tatlısı yapar mı? yapar...;)
Neyse muhabbet gönlümün nadide dostları işimiz paylaşım, işimiz yeni lezzetlere gurmelik edecek sizlere sunum;)

Malzemeler;
*1 adet yumurta
*1 çay bardağı süt
*1 çay bardağı sıvı yağ
*Yarım paket yaş maya
*Bir çimdik tuz
*Alabildiğ kadar un
*1 su bardağı ceviz içi
*1 çay kaşığı karbonat

Açmak için; Nişasta
Üzerine sürmek için; tereyağı

Şerbeti;
*3,5 su bardağı şeker
*4 su bardağı su (aslında 3,3 lakin kaynama esnasındaki buharlaşma payı olarak her zaman suyu fazla koyarım)
*Yarım limonun suyu
Not; Şerbetimizi tatlıya başlamadan önce hazırlayalım ki bir yanda soğusun; fırından sıcak çıkacak olan tatlımızla zaman kaybetmeden buluşsun ve o neffis tatlı muhteşemi oluşsun)

Hazırlanışı;

Ilık süt ve yaş maya derince bir kapta az biraz kabartılır, sonrasında yumurta ve sıvı yağa ilave edilir ve çırpılır. Bir kenarda un, kabartma tozu ve tuz halleştirilir ve mayalı karışıma yavaş yavaş ilave edililerek yoğurulur. Ele yapışmayan bir hamur haline gelen şahanemiz 12 parçaya bölünür ve nişasta yardımı ile tatlı tabağı büyüklüğünde 6 lı iki set halinde açılarak üst üste konulur ve takrar nişasta yardımı ile büyükçe açılır açılan hamurumuz sıkıca sarılır ve buzdolabında bir saat kadar bekletilir, dolapta kıvam almış ve birazda kesilmeye meyyal hale gelmişş olan hamurumuz halka halka; birer parmak arayla kesilerek, midye şekli verilerek içine de ceviz koyularak sıra sıra selviler misali yağlanmış tepsimize; üzerine tereyağı muhteşemi sürülerek dizilir ve 180 derecelik fırınımıza gönderilir ,çıkınca soğumuş olan şerbetle buluştuurlur ve dinlendikten sonra sevdiklere ikram edilir;) eee hazır bayramda yaklaşıyorken; damak tadı ve görüntüsü ile bir o kadar şık olan tatlımız tarif defterlerinizde arz- endam eder artk ha ne dersiniz?

Afiyet, bal, şeker...
Muhabbet nizaya beş çeker;)))

22 Ekim 2010

Ev perisi'de artık SOFRA ailesinde...;)



Bundan yıllar önceydi... Sene 1996 evlendim ve yemek pişirmem sadece; çorba, makarna ve kekten ibaretti...
İşte o yıllarda en büyük yardımcım Sofra dergisi ve birbirinden güzel yemek tarifleriydi...(tabiii yemeklerime gurmelik yapmak zorunda olan eşim ve o yıllardaki komşularım;)
Yıllar geçti birikimlerimiz ve deneyimlerimiz bize yemek sitesi açma cesaretini verdi...
Şimdilerde bişiler yapabiliyorsak temelimiz SOFRA dergisinin sımsıcak tarifleriyle yoğrulmuş sayfalarında atılmıştır.

Teşekkürler SOFRA!

Veee Sofra dergisinin artık bir yemek portalı var.

Ev perisi'de artık sofra ailesinde...;)

Muhabbetle dostlar!;)

16 Ekim 2010

Kahvaltı ayrı bir seramoni...;) veee Kuşburnu marmelatlı tart!


Seramoni için Dilek abuşa çoook teşekkürler...;)

Öncelikle bu seramoninin baş kahramanlarından kuşburnulu tartın tarifi geliyor sevgili dostlar...

Malzemeler:
*250 gr. tereyağı
*250 gr. pudra şekeri (yoksa toz şekerde pekala oluverir;)mühim olan şekerimizin çırpılması ve erimesi;)
*2 adet yumurta
*500 gr. un (her zaman dediğim gibi unun cinsine göre kıvam değişmekte bu bakımdan kulak mememsi kıvamı idealdir;)
*vanilya şekeri
*üzeri için 1 küçük kavanoz marmelat kafidir.



Hazırlanışı; Oda ısında ve küçük parçalara böldüğümüz tereyağımız, derince bir kabın içerisine alınır, akabinde pudra şekerimiz ilave edilir, mikser yardımıyla bir güzel çırpılır ve çırpma işlemine yumurtaların şeker ve tereyağıyla buluşması eşliğinde devam edilir ; köpük,köpük pürüzsüz bir kıvam elde edildiğinde unun bir kısmı ilave edilir ve mikserle çırpılır,kalan kısıma ise el cihazatı kullanılarak devam edilir (yani unumuzun diğre kısmıda ilave edilir ve el ile yoğurma işlemi nihayetlendirilir;)(Elde edilen pürüzsüs hamurumuzdan 4/3 lük bir kısım kafes işlemi için ayırıla!...;)
Artık söz dinleyen hamurumuz merdane yardımıyla, herhangibir (kenar kısmına form verilebilecek özellikte) kaba göre açılır ve yerleştirilir (amman hamurumuz kabarmasın! marmelatımız taşmasın!;)e bunun içinde ne yapıcaz? tabiki bir çatal yardımıyla tabanda delikler açıcaz;),marmelatımız hamurmuzun üzerine dökülür; üzerine ayırdığımız hamurdan kafesler yapıp,180 derecelik(standardı hiç şaşmayan;) fırınımızda 40 dakika kadar pişirilir.

Sıcak yada soğuk keyfinize keder servise amade hale getirilir;)

Afiyet bal şeker...
MUHABBETLE...

30 Eylül 2010

ÇİKOLATALI SUFLE;)



Muhabbet gönüllüsü dostlarım ve laf aramızda özellikle şu sıralar mens döneminde olup yoğun tatlı krizi çeken arkadaşlarım! Bugün sizleri düşünüp hazırladım bu özel vede her zaman olduğu gibi pratik tatlıyı...

Üşenmeyin, ertelemeyin, geciktirmeyin;)

Malzemeler:

1. aşama;
*2 paket bitter çikolata(kare boyut)
*1 paket krema(küçük)
*2 adet yumurta sarısı

2. aşama:
*4 adet yumurta akı
*3 yemek kaşığı pudra şekeri

Hazırlanışı: 1.aşamadaki malzemeleri bir güzel (tencerede) pişiriyoruz. Sırası mı? şöyle ki: bir adet tencere alınır, içine 1 paket kreme ilave edilir, kremamız ısınınca 2 adet bitter çikolatamız kremayla buluşturulur veee yumurta sarılarımızda hızla karıştırmak suretiye karışıma eklenir.
2. aşamaya gelince; ayrı bir kapta; 4 yumurta akı ve 3 yemek kaşığı pudra şekeri kar haline gelinceye kadar çırpılır ve diğer pişen karışıma hafif hafif ve tahta spatula yardımıyla; yedirmek suretiye ilave edilir, ısıya dayanıklı bir kaba dökülür, önceden ısıtılmış 200 derecelik fırına, 9 dakika kadar pişmesi için gönderilir;)

Hele birde sıcak servis edilirse değmeyin çikolata keyfinize...

Görüldüğü üzere malzeme az , süre az eee daha ne olsun sabırsız dostlar tezgah başına...;)

Afiyet, bal, şeker hatunlar;)! ve canları çeken tüm dostlar!

muhabbetle...

27 Eylül 2010

Sarımsaklı köftecikler;)



Malzemeler;
- 1 tane yumurta
- Yarım kilo köftelik bulgur
- 1 su bardağı irmik
- 1 tatlı kaşığı biber salçası
- 1,5 tatlı kaşığı tuz
- Yeterli miktarda karabiber ve pul biber
- 2 yemek kaşığı un

Sos:
- 3 adet orta boy domates
- 1 baş kıyılmış sarımsak
- 2 limonun suyu (veya nar ekşisi)
- 1,5 tatlı kaşığı biber salça
- Yeterli miktarda karabiber ve pul biber
- 1 çay bardağı su
- Maydanoz

Yapılışı: Hamur malzemeleri (un hariç) bir araya getirilip karıştırılır. En son un eklenerek oluşturulan hamur kısa bir süre dinlendirilir. Hamurdan findık buyuklugunde parca koparıp yuvarlatılır, ortasına parmak ucuyla bastırılıp çukurlaştırılır. Yapılan köfteleri bir tepside üst üste atabilirsiniz, yapışmaz. Bu şekilde köfteler hazırlandıktan sonra sonra kaynamış su içine atılıp kaynatılır.
Sosu oluşturmak için önce domatesler rendelenir. Diğer malzemeler içerisine eklenir ve pişirilir. İçerisine kaynamış köfteler eklenir ve karıştırılır.
Servis: Üzerine maydanoz serpilip servis yapılır.
Dipnot; Ben yerken ayrıca sarımsaklı yoğurt ilavesi de yaptım hoş oldu doğrusu;)Bun dandır sebep yoğurt bulaşmış bir resim arz-ı endam etmekte...;)
afiyet olsun...
muhabbetle...

14 Eylül 2010

ROMANTİK ERİKLİ;)



MALZEMELER;
*Yarım su bardağı süt
*Yarım su bardağı sıvı yağ
*Yarım su bardağı şeker
*1 adet yumurta
*kabartma tozu
* vanilya
*yarım çimdik tuz
* pudra şekeri
*10 adet mürdüm eriği



HAZIRLANIŞI;1.Aşama; Sıramız her zaman aynı öncelikle oda ısındaki yumurta, şeker ile birlikte çırpılır sonrasında süt, yağ ve tekrar ikinci bir çırpma akabinde un, kabartma tozu ve vanilya muhteşem üçlüsü buluşturulur ve son bir çırpma hamlesi hop romantik kalplimizin hamuru hazır;)
2.Aşama; miniş kalpli kalıbımız margarinle iyice yağlanır arkasından unlanır kiiii hamurumuz kalıbımıza yapışmasın! sonrasında yıkayıp ikiye böldüğümüz rengi şahıslarına münhasır eriklerimiz kalıba dizilir ve üzerine hazırlamış olduğumuz hamurumuz dökülür , önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında 25-30 dakika kadar pişirilir ( sizler fırınınızın büyüklük ve küçüklüğüne göre bu süreyi uzatır yahut kısaltırsınız)
Dipnot; Arkadaşlar! Bendeniz güzel olacağını düşünüp hamuruna damla çikolatada koydum lakin güzel olmadı bence ekşili tatlar ekşili tat olarak kalmalı;)

Afiyet, bal, şeker...

muhabbetle...

12 Ağustos 2010

Hoşgeldin Ramzannnn!



Zaman vermez aman!
Acımaz gözününyaşına bakmadan gider bakakalırsın ardından mahsun bir çocuk misali...
Yaşanmışlıklar yanına kalır kar,
Sen edebini bil ki etme zarar!
Bu Dünya'da bakilik ne arar?
İnsanoğlu bu soruyu kendine hep sorar;)

İşte sevgili dostlar; Geçen lezzetli günlerin elemini; yine geçmiş elemli günlerin lezetine katık edildi ve huzura gelindi...

Okullar kapandı; Erkek kardeş, tatlı telaşı bir ayın sonunda dünya evine sokuldu ardından Akbük Gürçamlarda 15 günlük bir tatil; Burdur'un Bayır kasabasının serin yaylalarında namütenahi emeklerle hazırlanmış bir kuzu çevirme ritüeli, Foça macerası derken döndük evimize erken;) neden? çünki misafirimiz geldi, kimmi? e buda sorulur mu? Şehr-i Ramazan tabiki de...
Hoşgelmiş sefalar getirmiş bakalım bereketiyle bizlere neler getirtmiş;)??
En kısa zamanda getirilen güzellikler itinayla paylaşılacaktır ee nede olsa paylaşma ayı değil mi sevgili dostlar?
Hadi görüşmek üzere...



Muhabbetle...

10 Haziran 2010

Berliner;)





Can dostlarım Almanya esintisine devam diyoruz ve Almanların olmazsa olmazlarından Berliner'i birde sizler tadın istiyoruz buyurunuz efendim...

MALZEMELER;

*15 gr. yas maya
*1/2 bardak süt
*25 gr.margarin
*250 gr un
*1 yumurta
*bir tutam tuz
*limon aromasi veya 2 kahve kasigi limon suyu
*pudra sekeri (üzeri icin)
*kizartmak icin sivi yag...

Derin bir kaba; un, margarin, yumurta, tuz ve limon suyunu alalım ve karistıralım, mayayi ılık sütle erittikten sonra unlu karısıma ilave edip iyice yoğuralım ,ılık ortamda üzeri kapalı yaklasik 30 dk dinlendikten sonra hamuru 6 esit parcaya ayırıp beze şekli verelim tekrar 15 dk dinlendirelim. Akabinde buyuk bir tencerede yağı iyice kızgınlastırdıktan sonra bezeleri üst kısmı alta gelecek şekilde, ikişerli olmak üzere pisirelim ,berlinerler tamamen kızarmamasi için yağı bir yüzünü kaplayacak miktarda koyalım ve her bir yüzünü ikişer dk pisirelim ,hamur soğuduktan sonra arzu ettiginiz marmelatı dolgu sıkma poşetine alıp hamurun bir kenarından marmelatı dolduralım, en son pudra sekeri ile süsleyelim;)

Afiyet, bal, şeker; sevgi nizaya beş çeker ,sloganımızla sizleri mutfağınıza doğru uğurlayalım...

Görüşmek üzere...

MUHABBETLE...

07 Haziran 2010

Muhabbetle arz olunur:)



Kara bulutlar her daim gelecektir güzellikleri gölgelemeye lakin ne hoştur ki gösterir tüm mehasinleri ve kayraları güneş gibi aşikar! neden mi? çünki herşey zıddıyla güzeldir vesselam...

Kötülük olmasa idi iyiliğin ne kıymeti vardı? çirkinlik olmasa idi güzelliğin önemini nasıl kavrayabilecekti bu insanoğlu? kavradık hemde en alasıyla, sıyrıldık hemde gözyaşıyla, yüzler ağardı hemde sabırla ve sağduyuyla...

Sen kötülük tohumlarını saç saçabildiğin kadar ey israiloğulları ve teşvikçileri; Unutma ki; cürmün kadar yer yakacaksın her daim çünki senin cürmün yaptığın hareketlerden mütevellit zaten küçüldükçe küçülüyor günbegün; Çaresizsin, zavallısın hatta acınacak durumlardasın... Yazık çok yazık! Gücün anca silahsız ve masum insanlara yeter senin! sen kafanı yorma su akar yatağını bulur elbet; o saçtığın tohumlardan zehirlenirsin birgünde anlayamazsın nasıl olduğunu... Anlamak için anlayış gerek, izan gerek eyyyyyy engerek!

İyi yürekli insanlar günbegün çoğalmakta, akmakta sular seller gibi kötülükler üstüne! hadi sen kandi derdine yan ve oylan dur yalan dünyanın geçici hırslarında yuvarlan!

Engin gönüllü yüce insanlarındır zafer bekle ve gör!

Ölenlerimiz şehit, kalanlarımız; daha bir azimli yürüyecek karanlık üstüne ve yanacak ki çıkacak karanlıklar aydınlığa yıldırım hızıyla...

Şehit ailelerimize sabır ve metanet ki onlar en güzelini sergilemekte zaten kalanlarmıza da "yalnız değilsiniz!" mesajıyla desteklerimizi öndermek isterim tüm yüce gönüllü insanlarımız adına...

Elçiye zeval olmaz;)

Muhabbetle...

22 Nisan 2010

Çıtır tavuk;)



Selam Gönül bahçemin nadide dostları!

Günler geçmekte günbegün, zamanın ardından bakakalan bizler umarım geçen günleri bereketiyle ifa etmişizdir...

Zaman nelere çare... Birde çaresizlğie çare olsa tadından yenmeyecek vesselam;)

Ne demiş atalarımız?

-Hastalık gelmeden, sağlığımızın...
-İhtiyarlık gelmeden, gençliğimizin...
-Veee ölüm gelmeden hayatın kıymetini bilin diye...........

İşte dostlar bu minvalde zamanımızı boşe geçirmeyelim diye bağlıyorum olayı buradan yemek tarifine;)

Malzemeler;

*2 Adet tavuk göğsü
*1 Paket krema
*1 Kase mısır gevreği
*Tuz

Hazırlanışı;

Malzeme az olunca hazırlamasıda bir o kadar hızlı ve pratik oluyor; ne mi oluyor? -Tavuk göğüsleri ortadan ikiye ayrılıyor ve bir et döveceği yardımıyla tabir-i caizse pestil haline getiriliyor ve dövülmekten şavtı kaymış tavuk göğüslerimiz fırın tepsisine alınıp üzeri krema , az tuz ve mısır gevreği ile kaplanıp hop fırına gönderiliyor... Üzeri kızaran tavuklarımız arzu edilen garnitürlerle süslenip servise hazır boyuta ulaştırılıyor;)

Afiyet olsun efendim...

muhabbetle...

25 Mart 2010

Portakallı çikolatalı muffın;)




Arkadaşlar nasılsınız görüşmeyeli?

Bendenizi sorarsanız şayet hareketli ve de bereketli yaşantımla gayet iyiyim;)

Bu tarifimiz sözün tam anlamıyla; hem yumuşak hem hesaplı;)

Malzemeler;

*3 adet yumurta
*1 su bardağı şeker
*1 su bardağı süt
*1 su bardağı şeker
*1 su bardağı sıvı yağ
*1 adet portakalın kabuğu
*1 çay bardağı damla çikolata
*1 paket vanilya
*1 paket kabartma tozu
* yeteri kadar un (burada akışkanlık önemli ne çok katı, nede sıvı bir hamur olacak;)

Üzeri için sosu;

Dr. Oetker hazır çikolata sosu bitter olanından;) yok ben hazır sos kullanma diyorsanız şayet daha önceki tarfilerimden çikolata sos yapımına ulaşabilirsiniz;)

Hazırlanışı;

Yumurta, şeker iyice çırpılır ardından süt ve sıvı yağ ilave edilir, tekrar çırpılır ; unumuz itinayla ve istenilen akışkanlığa ulaşana kadar ilave edilir akabinde çok minik doğradığımız portakal kabuğumuzu ve damla çikolatalarımızı ilave eder ve önceden ıstılmış 180 derecelik fırında yaklaşkı 25-30 dakika (tabi bu süre fırının küçüklüğüne ve büyüklüğüne göre değişir) pişirilir ve ılımaya bırakılır. Diğer taraftan çikolata sosumuz hazırlanır ve ılıkken muffınlarımıızın üzerine dökülür.

Soğuyan ve kıvam alan muffınlarımız çay saatlerine eşlik etemeye hazırdır efenedim ;)afiyet olsun;)

Muhabbetle...

08 Mart 2010

Alman pastası;)



Uzuuun bir ardan sonra yine yeni yeniden kucak dolusu merhabalar sevgili muhabbet gönüllüsü dostlarım!

Merak edenler için özet geçmek isterim efendim şöyle ki;

Hastalıktı sağlıktı, ev tadilatıydı, seyahatti derken derken gündoğmadan kalkmalı erken ki bu denli ara verilmesin;) değil mi güzel insanlar?

Kısmet oldu Almanyalara gidildi ve sizler için güzel bir lezzet paylaşılmak üzere yola çıkarıldı hadi hepbirlikte karşılıyalım;)

MALZEMELER;)

2 YUMURTA
3/4 ÇAY BARDAĞI ERİMİŞ MARGARİN
1 ÇAY BARDAĞI YOĞURT
3 ÇAY BARDAĞI UN
1,5 ÇAY BARDAĞI ŞEKER
1 PAKET KABARTMA TOZU

KREMASI;)

1 YUMURTASARISI
50 GR. MARGARİN
2,5 SU BARDAĞI SÜT
3 ÇORBA KAŞIĞI UN (TEPELEME)
1 ÇAY BARDAĞI ŞEKER
2 PAKET VANİLYA
PUDRA ŞEKERİ (ÜZERİ İÇİN)

HAZIRLANIŞI;)

Yumurtaları şeker ile birlikte beyazlaşıp kö­pürene dek çırpalım. Yoğurdu ve eritip soğut­tuğumuz margarini ekleyip yarım dk. daha çırpalım. Elenmiş unu» kabartma tozunu ekle­yerek mikserin düşük ayarı ile veya çırpma te-liyle karıştıralım. Kalıbı margarinle yağlayıp tabanına un serpelim. Hamuru kalıba boşaltıp 190° ısılı fırında pişirelim. Tencereye unu, sütü, şekeri ve çırpılmış yumurta sarısını alıp karıştıralım. Ağır ateşte ve sürekli karıştırarak üzeri göz göz olana dek pişirelim. Kremayı ateşten alıp soğutarak vanilyaları ve margarini eritme­den ekleyip mikserle yarım dk. çırpalım. Pas­tayı kalıbı içinde soğutup ikiye keselim. Kre­mayı pastanın alt parçasının üzerine yayalım. Üzerine pastanın üst katını oturtarak pudra şekeri çırpılmış yumurta sarısını alıp karıştıralım. Ağır ateşte ve sürekli karıştırarak üzeri göz göz olana dek pişirelim. Kremayı ateşten alıp soğutarak vanilyaları ve margarini eritme­den ekleyip mikserle yarım dk. çırpalım. Pas­tayı kalıbı içinde soğutup ikiye keselim. Kre­mayı pastanın alt parçasının üzerine yayalım. Üzerine pastanın üst katını oturtarak pudra şekeri ekleyelim ve buzdolabında 4-5 saat beklettikten sonra servis yapalım.

Afiyet olsun... ♥ ♥ ♥

Muhabbetle... ♥

31 Ocak 2010

Limon jöleli muhallebi;)



Malzemeler:

*1 kg süt
*1 su bardağı şeker
*1 su bardağı un
*1 paket vanilya
*1 adet damla sakız aromalı ciklet
*yarım paket margarin

Jölesi İçin :

* 1 tepeleme tatlı kaşığı nişasta
* 1 bardak meyve suyu
* 2 kaşık şeker

Süslemek için:

*1 paket jelibon;)


Hazırlanışı;

* Öncelikle tencerede margarin eritilir, üzerine un ilave edilerek kavrulur.
* Sonra süt yavaş yavaş ilave edilir, hızlıca çırpılarak topaklaşması önlenir. Çırpmak için mikserden yardım alabilirsiniz.
* Katılaşana kadar karıştırılır sonra şeker ve vanilya ilave edilerek 1-2 dakika daha çırpılır.
* Diğer taraftan jöle malzemelerinin hepsi çırpılarak pişirilir, şeffaflaşmaya başlayınca ocaktan alınır.
* Muhallebi bardaklara koyulur üzeri jelibonlarla süslenip jöleyle buluşturulur.
* Afiyet olsun.

26 Aralık 2009

Aşure;)

Aşure ziyafetini başlatmış bulunmaktayım buyurunuz efendiiiim...
Haydi hanımlar;
Üşenmeyelim,ertelemeyelim, geciktirmeyelim zira komşular aşure bekler;)))



Malzemeler;

*1/2 kilo buğday
*1 su bardağı nohut
*1 su bardağı fasulye
*25o gr kayısı
*250 gr incir
*100 gr siyah kuş üzümü
*250 gr sarı üzüm
*2 adet portakal kabuğu
*1 kilo 250 gr tozşeker
*Bir rulo kabuk tarçın
*Karanfil (4-5 adet)
*1 bardak süt (beyaz bir görüntü için son dakika golü olarak;)
*2 tatlı kaşığı nişasta

Üzeri için;

Ceviz, tarçın, susam, fındık ve nar taneleri ile şenlendirildi...




Akşamdan aşurelik buğdayımız üzeri üç parmak geçecek kadar su konulup, bir taşım kaynatılıp altı kapatılır.
Nohut ve fasulye ayrı yerlerde ıslatılıp bir gece öncesinden bekletilir.
Ertesi gün nohut fasulye pişirilir, nohutun kabukları çıkarılacak buğdayın üzeri epey geçecek kadar su ilave edilip ağır ateşe konulur,
(incir ve kayısı ufak doğranır yanlarına arkadaşları üzümde alınır ve ayrı kaselerde suda yumuşamaları için bekletilir) kaynamaya başlayan buğdayın içine fasulye ve nohut eklenir içerisine bir tutam tuz, kabuk tarçın ve karanfilcikler ilave edilir. İyice kaynayan buğday nohut ve fasulyenin içine suları süzülmüş kayısı ve üzüm ilave edilir;
hepsi kaynatılır, bu arada ara ara karıştıralım ki dibi tutmasın öyle değil mi?
hepsinin piştiğini iyice anlayınca toz şekeri ilave edelim.5 dakika kadar şekerlede kaynatalım;
2 tatlı kaşığı nişasta l bardak süt ile karıştırılır aşurenin içine aktarılır. Bir taşım kaynatıp incirlerde ilave edildikten sonra altı kapatılır(incirler aşuremizi karartmasın diye en son ilave ediyoruz, püf noktası babından;). Sıcakken kaselere boşaltılır ve üstleri dilediğiniz atraksiyonlarla süslenir;)
Veee muhabbet gönüllüsü dostlarla paylaşılmak üzere yollara düşülür;)
Muharrem ayınız kutlu olsun;)

Afiyet olsun...

04 Aralık 2009

Tahinli kurabiye:)


Sevgili dostlar sizlere sevgili kevser(kendileri büyük ablam olurlar) ablamın bizzat tavsiye ettiği kurabiyeciklerin tarifini ifteharla sunuyorum zira tam ifteharlık bir kurabiye;)
Şahane bir o kadar da yiyimser bir lezzet;)

Malzemeler;
*2 kahve fincanı tahin
*1 su bardağı şeker
*1 su bardağı sıvı yağ
*alabildiği kadar un
*kabartma tozu
Hazırlanışı;
Şeker ve tahin mikserle(şeker eriyinceye kadar mimkünse) çırpılır içine sıvı yağ ilave edilir tekrar çırpılır sonrasında un, kabartma tozu el ile halli hamur edildikten sonra minik uzay gemisi formu verilir, yağlanmış tepsiye inci gibi dizilir veee önceden ısıtılmış 180 derecelik fırına gönderilir takriben 15-20 dakika sonra geri alınır...
Üzerine soğuduktan sonra pudra şekeri eklemeyi ihmal etmeyiniz zira ihmale gelmeyen lezzettir kendileri;)
Mutlaka denemelisiniz ben o kadar söylüyorum...
Sevgiyle tavsiye olunur...

11 Kasım 2009

Çakma kruvasan ve sucuklu poğoça;)



Geçen gün canım kruvasan çekince dedim dur ben şimdi bununda çakmasını yapar ortaya çıkarırım vallada oldu yani;) ne mi yaptım? aldım milföy hamurunu buzluktan, koydum içine yazdan hazırlamış olduğum kayısı marmelatımı ve bolca cevizimi, bohça şeklinde kapattım ve pişridim çıkıncada üzerine pudra şekeri, sıcak sıcak mis gibi taze demlenmiş çayın yanında kırıntısı kalmadı diyebilirim;)de aldığımız yüklü karbonhidrattan mıdır nedir pek bir ağırlaştık günün sonunda...tartıya bir çıkalım ki birde ne görelim! şeker yağa dönüşmüş ve ben ogün yürüyüş yapamadığımdan mütevellit kilo almamış mııyım? lakin ben mutlu ailem mutluyduk çünki an'ı yaşadık ve hazır lezzetten tat aldık; yaptım pişman değilim;) sizde arada yapın böyle şekeri yağa dönüştürme çılgınlıkları pişman olmazsınız;) Rahmetli cici anneannemin beylik olmuş bir lafı vardı; Kızım yiyin yarayışlıyken; giyin yakışırken yani şöyle izah edeyim: gençken yiyin nasılsa ilerde perhizden yiyemiyeceksiniz; gençken yakıştırıken giyin nasılsa ileride istesenizde yakışmıyacak giydikleriniz...;)))




Gelelim ikinci tarifimize; un , yağ, yoğurt, tuz, kabartma tozu; yoğurduk, güzel, ele yapışmayan bir hamur elde ettik içini sucuk, kaşar ve kırmızı biber ile şenlendirdik kapattık, üzerine yoğurt evet evet yanlış duymadınız yoğurt sürdüm hem kızarmasını sağlıyor hemde yumurta kokusu sevmeyenler için biçilmiş kaftan oluyor;) ve fırın.

Tariflerim göz kararı, el lezzeti oldu bu seferde... mazur görünüz sevgili dostlar;)

Muhabetle...

09 Kasım 2009

26 Ekim 2009

Muzlu parfe;)



Muhabbet gönüllüsü dostlarım!

Sizlere uzun süredir hayatımın gidişatından malum olabilmeniz için doneler vermedim sanırım; hemen vereyim efendim; Oğlumuz Batur'umuz bu yıl 5.sınıf oldu, kızımız 2 yaşını doldurdu derken efendim hayat gailelerinin en lezizleri olan evlatlarımız işte...bazen tuzu fazla kaçar, bazen acısı lakin her daim vardır bir çaresi;)

İşte dostlarım budur yaşam gel birazda sen oyalan; mide acıkır aş ister, ev dağılır baş ister, çocuk her daim koş ister; varsa enerjin ne ala yoksa mızmızlanmalara çelik gibi asab ister;)))

Eee goncamıızıda unutmamak gerek lakin ihmale gelmez evdeki direk...

Aman direk yıkılmasın, yuvaya fitne sokulmasın, artanlara atılmasın derken evin hanımı düşer yatağa erken; eee sağlam baş yastık istemez, evin hatunu bir demilk çaya hayır diyemez alıverin gönlünü yapıverin bahtını;) o zaman seyre dalın evdeki rakımı;)))


Neyse dostlar tarifimiz olsun ağızlara tat dillere pelesenk!

Buyurunuz malzemeler;

*2 paket krem şanti
*2 su bardağı süt
*2 paket burçak keten tohumlu bisküvi
*2 adet muz
*1 çay bardağı damla çikolata
*arzuya göre fındık veya ceviz



Hazırlanışı;

2 su bardağı soğuk sütümüz, 2 paket krem şantimiz yardıma eş mikserle önce düşük akabinde yüksek devirde çırpılır kıvam alan şantimizin içine rondodan geçirilen bisküvilerimiz, minik doğranmış muzumuz, damla çikolatlarımız ve cevizlerimiz ilave edilir ve bir güzel harmanlanır; harmanlanan karışımımız ıslatılmış borcama bastırılarak yerleştirilir ve donması içim dipfrize gönderilir.

Üzeri için;

Bu sefer hazır çikolata soz kulandım tarife göre hazırladım ve servis aşamasından 10 dakika önce dolaptan çıkardığım parfemi dilimledim ; sosumu henüz ılık iken döktüm veee ikram ettim;) üzerine nane yaprağımda olsa idi şayet daha bir şenlikli tasarım olacaktı lakin olmayınca nane neyulesin sultan şelale...

Afiyet bal şeker sevgi nizaya beş çeker;)(sloganımız terennüm etmiyorduk nicedir;)

Muhabbetle...

12 Ekim 2009

Kepekli poğoça



Muhabbete gönüllüsü dostlarım site içi arızadan dolayı sizlerden 2 ay kadar uzak kaldım; neyse ki arıza giderildi ve bendeniz de arananıza dönüş yaptım en niyayetinde...

Tabii bu arada boş durmadım sizler için yeni yepyeni mamalar hazırladım;)

İlk tarifim kepekli poğoça oldukça hafif bir lezzet oldu kendileri..

Malzemeler;

*Yarım kg. yoğurt
*1 adet yumurta
*1 su bardağı kadar sıvı yağ (ben şahsen zeytin yağı tercih etim)
*1 paket kabartam tozu
*ve alabildiği kadar ne çok sert ne çok yumuşak orta kıvamı tutturacak nitelikte kepekli un

Hazırlanışı;

Öncelikle unumuzu kabartma tozu ve tuz ile karıştıralım ardından derince bir kaba alalım ortasını açıp yoğurt, yumurta, sıvı yağ ilave edip bir güzel yoğuralım, hamurumuzdan istenilen büyüklükte parçalar koparıp içine peynir çeşitlerinden ne seviyorsanız( ben yağlı ezine kullandım)koyup şekil verelim üzerine sos olarak yoğurt sürüp 180 dercelik fırınımıza gönderelim ve kızarınca (şekil a daki gibi;))fırınımızdan alalım, üzerine tepsi kapatalım ki yumuşaklığı ve tazeliği korunsun;)

EEE arık okullarda açıldı nefis poğoçalar ve kekler beslenmelere girsin çocuklarımızın mideleri anne mamalarıyla bayram etsin değil mi sevgili dostlar;))

Yeni eğitim ve öğretim yılımız hayırlı olsuuuuuuun...

Muhabbetle...

27 Ağustos 2009

Tatil bitti yazılara devam...;)



Sevgili dostlar tatil bitti aranıza sımsıcak bir hikaye ile giriş yapmak isterim ee tabiki de hayırlı Ramazanlar dileklerimi ileterek her birinize itinayla...


Meksika'da Inka tapınaklarına çıkmak isteyen Avrupalı bir grup arkeolog, bir kaç yerli rehberle yola koyuluyor.

Dağın tepesindeki tapınaklara giden uzun yolu, kısa bir sürede yarılıyorlar. Aynı hızla tempoyla biraz daha yol aldıktan sonra yerliler kendi aralarında konuşup birden yere oturuyor ve böylece beklemeye başlıyorlar.

Tabii Avrupalı arkeologlar buna bir anlam veremiyorlar.
Saatler sonra, yerliler kendi aralarında konuşup tekrar yola koyuluyorlar, sonunda tepenin üstündeki görkemli İnka tapınaklarına geliyorlar.
Arkeologlardan biri, yaşlı rehbere soruyor,

-hiç anlamadım, niye yolun ortasına oturup saatlerce yok yere bekledik?

Yaşlı rehberin cevabı o kadar güzel ki;

-çok kısa sürede çok hızlı yol aldık, ruhlarımız bizden çok uzaklarda kaldı. Oturup ruhlarımızın bize yetişmesini bekledik...
Niye içimizde hep bir eksiklik duygusuyla yaşadığımızı, niye mutlu olmayı beceremediğimizi niye kendimiz olmayı başaramadığımızı ve 'niye' ile başlayan daha bir dolu sorunun cevabını açıkça veriyor İnkalar'ın yaşlı torunu.

Çünkü bu aptal hayatın içinde o kadar hızla yol alıyoruz ki, ruhumuz çok arkada kaldı, hatta onu nerelerde unuttuğumuzu bile hatırlayamıyoruz. Çocuğunu kaybeden annelerin çılgınlığında bir sağa bir sola saldırıyoruz hepimiz, ama bir farkla, biz neyi aradığımızı bile bilmiyoruz...
Herkes bir arayış içinde, ama hiç kimse ne aradığını bilmiyor.
Sanıyoruz ki çok paramız, sürekli yükselen bir kariyerimiz, bahçeli bir evimiz, spor bir arabamız olunca biz de çok mutlu olacağız. Hadi maddeciliği bir kenara bırakalım; niye herkes aşktan şikayetçi? Çevremizde kaç kişinin aşk hayatı iyi gidiyor? Eminim parmakla sayılacak kadar azdır. Ve eminim hiç kimse yanlışın nerede olduğunu da bulamıyordur.

Ben ten uyuşması kadar ruh uyuşmasının önemine inanırım. Hatta insanların eş ruhlarının olduğuna bile inanırım. Ama ruhları olmayan bedenler birbirleriyle ne kadar uyuşabilir ki? Evet, önce göz görür fakat ancak ruh sever. Ayrıca ruhumuz olmadan eş ruhumuzu bulmak gibi bir şansımız olmadığına eminim....

İşte bu yüzden içimizde sürekli bir eksiklik duygusuyla yaşıyoruz hepimiz, işte bu yüzden sürekli duvarlara çarpıp çarpıp kendimizi kanatıyoruz ve işte bu yüzden mutluluğu bir türlü yakalayamıyoruz....

Gerçekte hız çağında yaşıyoruz. Her şey o kadar hızlı geçiyor ki, ne işe, ne arkadaşlarımıza, ne ailemize, ne çocuğumuza, ne kendimize yeterince vaktimiz kalmıyor. Akrep ve yelkovanla yarış halindeyiz. Bu yüzden bütün ilişkiler yarım yamalak, bütün sevgiler bölük pörçük. Sevmeye bile vaktimiz yok bizim.

Oysa teknolojinin nimetlerinden fazlasıyla yararlanıyoruz. Ne çamaşır yıkıyoruz ne de bulaşık, çayımızı kahvemizi makineler yapıyor, işlerimizi bir telefon, bir faksla hallediyoruz. Uçaklar bizi iki saat içinde dünyanın bir ucuna taşıyor. Hatta artık gitmeye bile gerek yok, internetle dünya elimizin altında. Ama yine de vaktimiz yok işte!
Bence doğanın kara bir laneti bu. Biz ondan uzaklaştıkça, o da bizden bütün zamanları çalıyor. Evet freni patlamış kamyon gibi yaşamanın hiç anlamı yok. Ayağımızı gazdan yavaş yavaş çekelim ve biraz mola verip ruhumuzun da bize yetişmesini bekleyelim artık. Aceleye ne gerek var?

Hayat yalnız biz izin verdiğimiz gibi geçer. İyi ya da kötü hızlı ya da yavaş... Her şey bizim elimizde, sevgi de, aşk da, başarı da.

Ama ancak kendi ruhumuzla buluştuğumuzda...


CaN DüNdaR