Sizler için yapmış olduğum iki takı örneği beyenilerinize sunulmak üzere görücüye çıktılar ...
Altta görmüş olduğunuz kolyeme kirazım adını taktım!

İkinci olarak görmüş olduğumuz kolyemiz sedef olup kendisinin de adını sedefim koydum!

Arada bir böyle tatlı kaçamaklar yapın arkadaşlar tavsiye olunur; terapi gibi...
Hayat uğraşlarınızı hayat zevklerinizin önüne koyun! bu ekmeğinize tereyağı sürmez ama işlerinizi zevkli hale getirir! diye bir söz dizesi vardır. Haksız mıyım arkadaşlar? yemek yemek de bizim hayat zevklerimizden değil midir?
Lakin herşey tadında güzel; yemek için de yaşamamak gerekli yaşamak için yemeli, bu düsturu da unutmamak gerekir diye düşünüyorum...
Havuç salatası (tarator); zeytintağında rendelenmiş havuçlar bayıltılır ve soğumaya bırakılır daha sonra içine sarımsak, yoğurt ve mayonez ilave edilir, üzerini de maydonozla süsledik mi tamamdır...
Valla Halil ibrahim sofrası...
Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına...
Kesme boru ve kum boncuklarla, ince takı teli yardımıyla süzgeç aparat ve iğnelik üzerine çiçek motif olarakdizayn edilmiş bir broş!
Arkadaşlar farkındaysanız yine pratik ve lezzeti sizin takdirinize kalmış bir tatlı...
Siz de yapın; hepbirlikte afiyet olsuuuuuuuuuun...
Mutlu hafta sonları...
MALZEMELER;
-3Yumurta
-4 Kahve fincanı şeker
-6 Kahve fincanı un
-3 Yemek kaşığı yoğurt
-1 paket kabartma tozu ve vanilya...
ŞURUBU İÇİN; -10 Fincan şeker
-15 Fincan su
-Yarım limondan az limon suyu...
HAZIRLANIŞI;Yumurta, şeker, yoğurt bir güzel çırpılır sonrasında un ve kabartma tozu ilave edilir, vanilyayı da koyduk mu doğru fırına...
Fırından çıkışta önceden kaynatıp soğutmuş olduğumuz şerbeti üzerine bir güzel dökelim ve dinlenmeye bırakalım...
ÜZERİ İÇİN; Tamamen damak zevkinize göre süsleyebilirsiniz özgürsünüz arkadaşlar...
Ben şahsen; dondurma ve kaymak tavsiye ediyorum çok nefis oluyo...
DİPNOT;Bu arada fincan ölçümüz; Türk kahvesi fincanıdır haberiniz olsun!
Perşembe günü oğlumun okuluyla, ASKİ spor salonunda düzenlenen Ankara sirkine gittik;
Büyük Ankara Sirki’nde geçen yıllara göre bu yıl çok daha değişik ve eğlenceli gösteriler izledik. Sirk sanatçıları Başkentlilere, Kaplan Şov, At Üzerinde Akrobasi Düeti, Eğitilmiş Maymun ve Midilliler, Laso ve Uzun Kamçılılar, Hokkabaz, Halat Üzerinde Düet, Dönen Okta Ekilibristik, Hava Uçuşu, Havada Hula-Hoplar, Ayılar, Atlar, Amerikan Tekerleği ve Palyaço gösterimlerini sundular.
Sirk; 5 Mart 2006 tarihine kadar toplam 60 gösteri sergileyecekmiş duyrulur...
Gitmek isteyenler varsa; okullar için; salı, çarşamba, perşembe, cuma saat; 13:00'de Her cumartesi ve pazar saat; 14:00 ve 18:00'da ASKİ spor salononda...
Oğlum da ben de değişik bir gün geçirmiş olduk; çocuklara kaybolup dağılmasınlar stresiyle mukayet olmaya çalışmak dışında herşey güzeldi...
Neyse ki sağ salim ailelere teslim edildiler de bizler de sorumluluğumuzu yerine getirmenin haklı gururunu yaşadık...
Fotoğraf makinamı hareketli çekime ayarlamadığımdan dolayı; resimler bu şekilde çıktı affınıza sığınarak ben yine de paylaşmak istedim...
Sitemi kapatmaya yakın herhalde bu işi de layıkıyla öğrenirim diye düşünüyorum...
malzemeler;-2,5 su bardağı aşurelik buğday
-1 su bardağı nohut
-1 su bardağı fasulye
-1 su bardağı doğranmış kayısı
-1 su bardağı üzüm
-1 su bardağı doğranmış incir
-1 su bardağı ceviz
-5 su bardağı şeker
-1 adet elma, karanfil
-1 su bardağı süt
-2 tatlı kaşığı nişasta
-portakal kabuğu rendesi
Üzeri için; ceviz, susam, hindistan cevizi, tarçın harmonisi...
Hazırlanışı;Hazırlanış kendi tarzımda anlatılmıştır duyrulur...
Aşurelik buğdayımızı 8lt'lik tenceremizde; akaşamdan bir taşım kaynatalım, fasulye ve nohutumuzuda akşamdan ıslatalım...
Sabah; buğdayımız kaldığı yeden kaynamaya devam ede dursun biz bir yandan nohut ve fasulyemizi düdüklüde 15 dak. pişirelim sonrasında kaynayan buğdayımıza ilave edelim biraz daha özleştirelim. Özleşen harcımıza ; kayısı ve portakal kabuğu rendesi, bir adet soyulmuş ve karanfil batırılmış elma (elmayı daha sonra içinden alıcağız) ilave edip tekrar kaynatalım, şekeri de ilave ettikten sonra; üzümleri dökelim en son olarakta; nişasta ile karıştırdığımız sütümüzü kıvam vermesi amacıyla aşuremize ilave edelim; biraz daha kaynatıp, vanilya ilave edebilir ve kapatabilirsiniz. İncirlerimizi kapattıktan sonra ilave edelim ki; aşuremiz kararmasın...
Not; arkadaşlar ben cevizi aşuremi karartır gerekçesiyle üzerinde bolca kullanmayı tercih ettim.
Bilgi dağarcığınıza itafen Aşure ayı hakkında birkaç bilgi...
Aşure sözcüğü Arapça'da 10 sayısı anlamına geliyormuş. İnanışa göre büyük tufanda Nuh Peygamber ve yanındakiler gemiden 10 Muharrem'de çıkmışlar.Karınlarını doyurmak için de gemide arta kalan malzemelerle bir yemek pişirmişler. Ve doğal olarak tatlıyla tuzlu karışmış yemekte ama lezzetli bir şey çıkmış ortaya. Urfa'da ateşe atılmak istenen Hz. İbrahim Muharrem ayının 10'uncu günü kurtulmuş ateşten... Yakup Peygamber, oğlu Yusuf'a Muharrem ayının 10'uncu günü kavuşmuş; Tanrı, Hz. Musa'yı bu günde kurtarıp firavunu boğdurmuş. Asırlar sonra, yine Muharrem ayının 10'uncu gününde Hz. Muhammed'in torunu, dördüncü Halife Hz. Ali'nin oğlu Hüseyin de, Kerbela'da pınar başında su içerken şehit edilmiş. İlhan Eksen ilginç bir saptama yapmış ve Yahudiler'in de ay takvimlerinde birinci ay "Tışri" imiş ve onlar da bu ayın 10'uncu günü oruç tutup "Yom Kipur" (Kefaret Günü) bayramını kutluyorlarmış. Ermeniler aşureyi Noel'de pişirirken, Rumlar cenazede pişiriyorlarmış...
Eski İstanbul evlerinde en az yedi cins erzakla pişermiş aşure... Kerbela olayını anmak isteyenler ise hem oruç tutar hem de malzeme sayısının "12 İmam"a atfen, 12 olmasına dikkat ederlermiş. Bazıları ise 40 çeşit malzeme koyuyormuş aşureye... 40'ı tamamlayamayanlar için şöyle bir kolaylık sağlanmış: "Kırkı tamamlayamayan bir kaşık bal koysun. Nasıl olsa arılar kırk tür çiçeğin nektarını almıştır."
Sizler de sevdiklerinize sevgi çöreklerimizden ikram etmek istemez misiniz?
E ne duruyorsunuz o zaman haydi mutfağa...
Kolay gelsin ve de afiyet olsun...
MALZEMELER;-1 su bardağı şeker
-1 su bardağı yoğurt
-1 su bardağı sıvı yağ
-3 adet yumurta
-vanilya ve kabartma tozu
-Arası için kakao
-3 su bardağı kadar un(bu miktar unun cinsine göre değişiyor, siz yine de göz kararı yapın arkadaşlar)
SOU İÇİN; Yarım limon suyu
-Alabildiğine pudra şekeri
Klasik kek tarifi arkadaşlar; yumurta ve şeker çırpılır (bildiğiniz gibi; yumurta ve yoğurt oda ısısında olmalı ki; kekimiz istenilen kabarma seviyesine gelebilsin...) yoğurt ve yağ ilave edilir tekrar çırpılır, unu da yavaş yavaş ilave edip kabartma tozu ve vanilyayı da koyduk mu işlem tamamdır arkadaşlar...
Yağlanmış olan kalıbımıza hamurun bir kısmını dökelim; arasına kakao serpelim ve diğer yarısını ilave ederek fırına yolcu ediverelim...
Fırından çıkan ve ılık kıvama gelen kekimizin üzerine hazırlamış olduğumuz sosu bir güzel döküverelim...
Dipnot; sosu, koyuca olmalı ve kek ılkken dökülmeli ki; üzerinde buzumsu bir görüntü oluşsun.( benimkisi koyu olmadı arkadaşlar belirteyim istedim)
Hadi buyurun hepbirlikte afiyet olsun...
Selam dostlar; ben geldim!(20 gün dedik 10 günde döndük.)
Bir bayram daha selametle bitti...
Geride hüznünü bırakarak...
Sizlere de bahsettiğim gibi sevgili dostlar; bayram dolayısıyla eskilerin tabiriyle; sılay-ı rahim yapalım dedik arabayla düştük yollara; biraz ben biraz eşim derken; öncelikle İzmir'e kayınvalidemlere, ordan da Kütahya'ya annemlere geçtik; sevdiklerimizle bolca hasret giderdik...
Eller öpüldü, kurbanlar kesildi, kabir ziyaretleri yapıldı, çocuklar bol bol bayram harçlığı topladı...
Nedense bayramlarda hüzün ve sevinç birarada yaşanıyor; sevdiklerimizden kaybettiklerimizin verdiği hüzün; bayramın; geride kalan sevdiklerimizle buluşturmasının verdiği sevinç...
keder de sevinç de biz insanlar için...
Hayat gerçekten de çok garip; gülerken ağlayabiliyor, ağlarken gülebiliyoruz...
Yalan olur bir gün yalan yaşadığın aşkın sevdan;
Yaradandır baki kalan hayat ne garip, hayat çok garip!
Sevgili eltim Ayşe; bayramlık kendisi için; pul ve boncuklarla çanta hazırlamış; paylaşayım dedim;
E bayram bu tatlısız olmaz di mi?
Mevsimi geçmek üzere olsa da; daha önce yapmış olduğum, ayva tatlısını bayram tatlısı niyetine yayınlayayım istedim; ağzımız tatlansın, sizler de yaparsınız birlikte yeriz...
TARİF(5 kişilik);
-5 adet ayva
-6 çay bardağı toz şeker
-1 su bardağı krem şanti
-Arzuya göre, süslemek için;2 tatlı kaşığı tarçın ve ceviz
Hazırlanışı; Ayvaları soyun, ikiye bölüp ortasını oyma bıçağı yardımıyla çıkarın(bu işlemi yaparken ayvaların kararmaması için limonla ovun) ayvaları geniş bir tencereye dizin, üzerlerine şeker serpin, ayva çekirdeklerini ve 1-2 tane karanfili içine atın ki renk ve aroma versin di mi ama? ayvaları yumuşayıncaya kadar pişirin ve soğumaya bırakın; krem şantiyi tarçınla karıştırın, ayvaların içini şanti ile doldurup, üzerlerine ceviz serpip servis yapın...(Laf aramızda ben şanti yerine dondurma kullandım!)
Afiyet olsun...
SEVGİLİ DOSTLARIM;
Her birinizin tek tek bayramını en içten dileklerimle kutluyor, sevdiklerinizle nice mutlu ve huzurlu bayramlar geçirmenizi diliyorum...
Bayram vesilesi ile tüm Dünyada' ki zulme uğrayan insanları da unutmayalım!(en azından dualarımızla destek olmaya çalışalım) Sevgili Semanur; Abant kış resimleri yayınlayınca bende yaz versiyonunu yayınlayayım dedim! yazın ziyaret etmek isteyenlerin iştahını bir nebze olsun kabartayım istedim!
Yine geçtiğimiz Temmuz ayı, Batı Karadeniz gezimizden bir kuple...
Buda bizim yerli Köroğlu...
"Yürü bre Bolu beyi bu cenk amansız olacak!"(Cüneyt Arkın ve Fatma girik'in başrollerini paylaştıkları Köroğlu filminden bir replik!) Bolu beyini göremedik ama?
"Hayat yaşla değil; yaşamakta anlaşılır."ANDRE GYDE!
Bakmaktansa görmek ne erdemdir!Hayatın kendisini yaşamak dileğiyle...
"Bir çoban gezmeyi sevebilir, ama koyunlarını asla unutmaz."SİMYACI!