05 Eylül 2006

Cheese Cake

Sevgili dostlar detaylara girmeden önce aralara ağız tadı mahiyetinde birşeyler sıkıştırayım istedim işte ağız tadı göz ziyafeti tatlardan biri daha; cheese kek!
Geçen hafta yani evime döndüğüm hafta; sevgili Dilek ablam bir toplantısına beni de davet etti tabi ben dururmuyum hemen davete icabet mahiyetinde katıldım...
İyiki de katılmışım aksi takdirde sizlerle kızgın kumlardan serin sulara bu nefis keki buluşturamıyacaktım!
Deneyin ve tadın pişman olmıyacaksınız...
Biz tattık darısı başınıza...
Buyurunuz efendiiiiim...
MALZEMELER;*2 paket burçak bisküvi
*30 gr. margarin
*2 paket krem şanti
*1 su bardağı soğuk süt
*1 çay bardağı pudra şekeri
*1 paket labne peyniri
*yarım kilo dondurulmuş vişne (içine 1 çay bardağı arzuya göre tatlı sevenler için 1 su bardağı pudra şekeri)
HAZIRLANIŞI; Öncelikle burçak bisküviler rondodan geçirilir, 30gr oda sıcaklığında ki margarinle bir güzel marine edilir ve kelepçeli pasta kalıbının dibine itinayla yayılır sonrasın da 2 paket krem şantimiz 1 çay bardağı pudra şekerimizle(arzuya göre tadı artırabilirsiniz)ve soğuk sütümüzle alabildiğine çırpılır(püf noktası bu çırpma işleminde yatıyor duyrulur!) bu çırpılmanın bir safhasında labne peyniri ilave edilir çırpmanın dozu artırılarak krema kıvamına getirilir ve itinayla kalıbımıza yaydığımız bisküvilerin üstüne yine itinayla yayılır ve hoooop dondurucuya...
Gelelim insanın başını döndüren sos tarifimize; vişnelerimiz derince bir kaba alınır ve pudra şekeriyle kaynatılır(pudra şekeri keyfe keder; miktarı artırılıp eksiltilebilir) köpürmeye başladığı anda ocaktan alınır ve blendırdan geçirilerek soğumaya terkedilir...
Veeee geldik en heyecanlı duruma sunum aşamasına...
Dondurucuda yeterince donmuş olan pastamız kelepçesinden azad edilerek servis tabağına alınır ve naif bir biçim de dilimlenir ve de kişiye özel servis tabağına alındığında hani şu soğumaya terkettiğimiz sos var ya! işte o dökülür ve ikram edilir...
Efendim ne diyeyim afiyet olsun...;) ♥

30 Ağustos 2006

Veeee oğluş sünnet olduuuu...

Erkekliğe ilk adım SÜNNET!


Sevgili dostlar!
Uzunca bir aradan sonra tekrar sizlerle birlikte olmanın sürurunu yaşıyorum...
Uzunca bir ara diyorum zira bana çok uzun geldi çünkü sizleri özledim...
Taşınıyoruz diye gittik birçok işi hallettikte geldik...
Hangi birinden başlasam bilemiyorum; Sevgili görümcem Fatoşun dünya evine girmesi, dört günlük Akbük tatili, oğluşun sünneti veee sonrasında başımıza gelenler...
Bugünlük kısa bir girizgah olsun detaylara sonra gireriz...
Şair N.Fazılın dediği gibi; komşuya hatır soran sıra sıra terlikler ölçülü uzaklıkta yakın beraberlikler...

Tahtını biz yaptık bahtını Allah yapsın...

Bu arada saatten haberim yeni oldu(saat;00:40) tevafuk bu ya oğluş bugün itibariyle sekiz yaşından gün almış bulunmakta vatana millete hayırlı olsun...

Sevgi ve de muhabbetle...

05 Haziran 2006

YOK OLAN ADALET...

Bu iki kavram birbirine zıt olmakla beraber, toplum hayatında gözardı edilmemesi gerekmektedir.
Nedir zulüm? - haksız yere mazlumlara yapılan işkence...
Nedir adalet? - her canlının hakkına riayet edip gözetmek!
Durum bu kadar açıkken niye bazı insanlar halden anlamaz bir tavır sergilerler?
Vijdanlar bu kadar mı köreldi? haksızlığa karşı diller bu kadar mı lal oldu?
Yazık! çok yazık! bazen insan olmaktan esef duyuyorum...
Biraz gecikmeyle de olsa Danıştay saldırısını ve diğer tüm terör saldırılarını şiddetle kınıyor ve yazıma bu zaviyeden ( açıdan ) devam etmek istiyorum!
Zulüm karanlık ve cahiliyetten ibarettir. Bunu kimse inkar edemez!
Tarih bir çok zulüm örnekleriyle doludur. İyi kötü mürekkep yalamış herkes bilir bunları...
Bilir de neden tarihi tekerrür ettirir acaba? (sözüm meclisten dışarı)
Değerli şair ve ozanımız yunus Emre'nin şu sözü derdimi daha iyi anlatır diye düşünüyorum;
İlim ilim bilmektir, ilim kendini bilmektir,
Sen kendini bilmezsen, daha nice okumaktır!
Önce insan kendini bilmeli haddini bilmeli tabiri caizse! dolayısıyla da haddini aşan şeyler yapmamalı...
Vijdan fakiri insanların hadlerini aştıklarını ve boylarından büyük işlere kalkıştıklarını düşünüyorum ...
Evet ne demiştik; tarih tekerrürden ibaret ne yazık ki kabul etsekte etmesekte...
M.Akif'inde ifade ettiği gibi geçmişten bir nevi ders alınmış olsaydı tarih tekerrür edermiydi hiç? geçmişteki yaşanmışlıklardan ders alınmış olsaydı bugün zalimin zulmüne meydan verilmezdi. Bugün katliam korkusu için de yaşayan masum insanlarımızın tahammülü kalmamış olup hakkın adaletini arıyorlar. O'nlarda elbet birgün haklarını zalimlerden alırlar; "alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste..."
İşte böyle zalimlerin zulümlerinin zararı kendilerine çıkacaktır, kazdıkları kuyuya kendileri düşeceklerdir. Mazlumların ahı gün gelip çıkacak, hak yerini bulacak Adil olan Allah adaletini gösterecektir!
Geçmişte adalet üzerine kurulmuş osmanlı imparatorluğu himayesinde ki hiçbir yabancı azınlığa zulüm ve haksızlık yapılmazdı; Masum, silahsız, kadın ve çocukların hakkı her zaman gözetilirdi. Diğer milletler gibi masum insanların kanına girilmezdi. Buna misal; Dev Fatih İstanbul'u Bizanslılardan aldığı zaman burada yaşayan masum halka, her türlü ihtiyaçlarında; din, dil hürriyeti tanımıştır. Bunun için Osmanlı İmp. himayesindeki milletler hiçbir zaman ayaklanmamışlar yüksek adalet sahibi Osmanlı'ya sadık kalmışlardır.
Bu konunun sonu daha nereye kadar varır bilemem...
Onun için sözlerimi; M. AKİF'in dörtlüğü ile bitirmek istiyorum ve bir süreliğine ( taşınma nedeniyle) yayınıma ara veriyorum arkadaşlar! ben deniz de sevgili Şennur gibi beni özleyin anacığım diyorum...
"Zalimi alkışlayamam, zulmü asla sevemem,
Gelenin keyfi için geçmişime kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdı mı? boğarım!
Boğamazsın ki; hiç olmazsa yanımdan kovarım."
SEVGİ VE DE MUHABBETLE...

19 Mayıs 2006

BİR GENÇLİK DÜŞLÜYORUM...

Bu günler de; beni ziyadesiyle üzen; gençlerimizin hal ve gidişatı...
Ne zamandır sizlerle paylaşmak istiyordum...
Her gün kursa giderken geçtiğim okul önündeki esef dolu manzaralar beni bu yazıyı yazmam için adeteta tetikledi...
Ağıza alınmayacak derece de çirkin küfürlerin sigarayla pekiştirilmesi vs...
Bir gençlik düşlüyorum; zifiri karanlıkta ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar; gözü keskin, ince fikirli, ileri görüşlü ve atak...
Gençliğini eğlenmekle (eğlenmeyi; boşa vakit geçirmek ve oyalanmak niyetiyle kullandım yanlış anlaşılmasın) geçiren kimseler, muhakkak ihtiyarlığını ağlamakla geçirenler olacaktır.
Gençler; öyle bir çaba sarfetmelidir ki; Cumhuriyet; gerek sizler gerekse sizden sonrakiler için dikenli yollardan arınmış gül bahçesi olsun...
Bizler biliyoruz ki; gençliğinde bilgi ağacını dikmeyenlerin, ihtiyarlığında gölgesinde barınacak bir ağacı olmayacaktır. Lakin gençliğimizin kıymeti anlaşılamıyor ihtiyarlık başa gelmeyince...
Öyleyse hiçbirşey son bulmadan, gençlik elde bir kuştu kanatlanıp uçtu dememek için öğrenmeye ve öğretmeye zaman ayırmalıyız ki bizlerden bahtiyarı olmasın ve geleceğimizi güvenilir ellere teslim etmenin haklı gururunu bizler de bir nebze olsun yaşayabilelim...
Bu sayede de milletimiz ve devletimiz ilalebet ayakta payidar kalabilsin...
Bu da bir an önce kolları sıvamakla olacaktır. Gençlik batının; esrarkeş, batak kokan, asi, filtresiz havasından, paçavra kıyafetleiyle süslü delimsek hallerinden, sorumsuz gidişatından sıyrılmalıdır; tıpkı elmasın kömürden süzülüp ayrıldığı gibi...
Herkezce malumdur ki; yenilikleri, medeniyeti bu gibi hallerde arayanların sonu acı ile biten hüsrana sebebiyet vermektir. Çağın getirdiği her türlü ileri görüşlü yeniliklerle dolu bilim ve teknolojisini en güzel biçimde başarı ile uygulamalı, geçmişin kültürünü, maneviyatını, özbenliğini yitirmeden, çağı aydınlatan, doğruluk ilkesini benimseyen, mükemmel, örnek gençlik olunmalıdır diye düşünüyorum...
Her karış toprağı şehit kanıyla yoğrulan eşsiz cevher parçası vatanımızı ilalebet müdafa ve muhafaza etmeliyiz ; bu da bizim damarlarımız daki asil kanda mevcut...
Bu güç ve potansiyel gençlerimiz de var bunu biliyorum sadece işlendikleri eller ve özenti onları bu hale getirdi...
Biz yetişkinler de biraz daha hoşgörülü, samimi ve değer verici olursak gençlerimizi tekrardan kazanmak hiç de zor olmayacaktır...
Eleştirilerimiz; yıkıcı, yıpratıcı, ezici değil de; yapıcı, yüreklendirici ve şevkat dolu olsun...
En azından deneyelim; ne kaybederiz ki?

Resmi yorumsuz sizlerle paylaşıyorum ve gençlerimizin bayramını kutluyorum...



1915 Çanakkale gençler cemiyeti...

12 Mayıs 2006

ANNE!

ANNEME MEKTUP Ben bu gurbet ile düştüm düşeli,
Hergün biraz daha süzülmekteyim.
Her gece, için de mermer döşeli,
Bir soğuk yatakata büzülmekteyim
Böylece bir lahza kaldığım zaman,
Geceyi koynuma aldığım zaman,
Gözlerim kapanıp daldığım zaman,
Yeniden yollara düzülmekteyim.
Son günüm yaklaştı görünesiye,
Kalmadı bir adım yol ileriye,
Yüzünü görmeden ölürsem diye,
Üzülmekteyim ben , üzülmekteyim...
Necip Fazıl Kısakürek
Şevkat kahramanları tüm annelerimizin anneler gününü kutluyorum...
Sevgi ve de muhabbetle...

06 Mayıs 2006

GÖNÜL DİLİ...

Yedigöller; Dilek çeşmesi (dileklerim tüm insanlık için...)

"Her şey sen de gizli:

Yerin seni çektiği kadar ağırsın,

kanatlarının çırpındığı kadar hafif...

Kalbinin attığı kadar canlısın,

Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...

Sevdiklerin kadar iyisin,

Nefret ettiklerin kadar kötü...

Ne renk olursa olsun kaşın gözün

karşındakinin gördüğüdür rengin...

Yaşadıklarını kar sayma:

Yaşadığın kadar yakınsın sonuna ne kadar yaşarsan yaşa,

Sevdiğin kadardır ömrün...

Gülebildiğin kadar mutlusun,

Üzülme, bil ki ağladığın kadar güleceksin.

Sakın bitti sanma her şeyi, sevdiğin kadar sevileceksin.

Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer

Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.

Bir gün yalan söyleyeceksen eğer

bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın...

Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret

Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.

Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın,

Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.

Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın

Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.

Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin...

İşte budur hayat!

İşte budur yaşamak, bunu hatırladığın kadar yaşarsın.

Bunu unttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün

Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun.

Çiçek sulandığı kadar güzeldir,

Kuşlar ötebildiği kadar sevimli.

Bebek ağladığı kadar bebektir

Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,

Sevdiğin kadar sevilirsin..."Can Yücel

01 Mayıs 2006

KADINBUDU KÖFTE...

Bir zamanlar 'Mein balıkçısı' diye, talihi ile meşhur bir adam varmış. Mein kıyılarında balık pek az tutulduğu halde bu adam ne zaman balığa çıksa boş dönmez, sepetler dolusu balıkla gelirmiş.
Adam bu yüzden para kazanırken talihi de dillere destan olmuş. O kadar ki birinin fazla talihli olduğunu anlatmak için' Mein balıkçısı gibi talihli' demek adet haline gelmiş.
Günün birinde balıkçı ölmüş. Cenaze için evine gelenler, Mein balıkçısı'nın evinde balık ve su üzerine zengin bir kütüphane olduğunu hayretle görmüşler; adamın balık avından neden boş dönmediğini o zaman anlamışlar.
"Bir yıl sonrasıysa düşündüğün, tohum ek.
Ağaç dik, on yıl sonrasıysa tasarladığın.
Ama düşünüyorsan yüzyıl ötesini, halkı eğit o zaman.
Bir kez tohum ekersen bir kez ürün alırsın.
Yüz kez olur bu ürün , eğitirsen milleti.
Birisine bir balık verirsen, doyar bir defalık.
Balık tutmayı öğret, doysun ömür boyunca."Kuan-Tzu

Minik bir hikaye ile merhaba demek istedim bu gün sevgili dostlar!
Tariflerimi minik hikeye ve özlü sözlerle süslemek hoşuma gidiyor arkadaşlar umarım sıkmıyorumdur sizleri...
Balıkesir'den sevgili arkadaşım Gönül ve tabiki de siz değerli blok dostalarım için kadınbudu köfte tarifim;



Malzemeler :
500 gr. yağsız kıyma
1 çay bardağı pirinç
1 orta boy soğan
1 tatlı kaşığı tuz
1 çay kaşığı karabiber
8 dal maydanoz
3 yumurta
biraz un
kızartmak için mısırözü ya da ayçiçek yağı

Yapılışı :
Kıymayı ikiye ayır. Bir parçasını on dakika hafif ateşte pembeleştir. Pirinci haşla, süz. Soğanı rendele. Maydanozu ince ince kıy. Çiğ kıyma, pembeleştirdiğin kıyma, pirinç, soğan, maydanoz, tuz ve karabiberi ilave et ve yoğur, ceviz büyüklüğünde eline al köfte şekline getir. 3 yumurtayı telle az çırp, biraz tuz ilave et, köfteleri önce una sonra yumurtaya batır, kızgın salat yağında kızart.
Sanırım yanına patates veya semizotu salatası da yaparsanız çok güzel olur diye düşünüyorum arkadaşlar...
Afiyet olsun...

29 Nisan 2006

Takılara devam...

Sevgili Dostlar;
Sizler için yapmış olduğum iki takı örneği beyenilerinize sunulmak üzere görücüye çıktılar ...
Altta görmüş olduğunuz kolyeme kirazım adını taktım!


İkinci olarak görmüş olduğumuz kolyemiz sedef olup kendisinin de adını sedefim koydum!

Huzurlu ve mutlu bir hafta sonu dileklerimle...

25 Nisan 2006

YÖRESEL TATLAR...

Sevgili dostlar;
Hani şu gezelim görelim programları vardır ya işte onlardan birinden almıştım tarifi...
Yemeğimizin ismi Lenger!
Hangi yöremize ait olduğu inanın aklımda değil; bilgisi olanlar var ise bana yardımcı olursa sevinirim;
Malzemeler; ıspanak, yumurta, un, pul biber, kara biber ve tuz.
Yapılış; aynen mücver yapar gibi hazırlanıp kızartılıyor ve yoğurt ile servis yapılıyor...
Bana sorarsanız yemeğimizin ismi ıspanak mücveri ama?
Ispanağa veda etmeden önce son bir hamleydi...
Sevgi ve de muhabbetle...

20 Nisan 2006

Gn. MacArthur'un oğluna vasiyeti...

Yedigöller; seyrengah tepesi...

Tanrım, bana bir oğul ver ki,
zayıf olduğu anı bilecek kadar güçlü,
korktuğu zaman kendini bulabilecek denli cesur,
şerefli bir yenilgide gururlu ve eğilmeyen,
fakat zaferde yumuşak ve alçakgönüllü olsun.
Bana bir oğul ver ki, istekleri yaptıklarının yerini almasınve bilginin temel taşının kendini tanımak olduğunu kavrasın.
Onu kolaylık ve rahat yolundan değil,
güçlükler ve savaşımlar yolundan gönder ki,
fırtınada ayakta durmayı öğrensin.
Bunu başaramayanlara da şevkatli davransın.
Kalbi temiz bir oğul ver, amacı yüksek olsun.
Başkalarını yönetmeden önce kendini yönetebilsin.
Gülmeyi bilsin ama ağlamayı da hiçbir zaman unutmasın.
Geleceğe yönelebilsin ama geçmişi unutmasın.
Bu nitelikleri bulduktan sonra da,
yaşamın espirilerine karşı o denli yeterli duygusu olsun ki; ciddi olmakla birlikte kendisini fazla ciddiye almasın.
O na alçakgönüllülük ver ki, her zaman büyüklüğün sadeliğini,
açık fikirliliğin bilgeliğini, gerçek gücün değerini anlasın.
O zaman ben, babası, "Boşuna yaşamamışım"
diye fısıldamaya devam edebilirim.

16 Nisan 2006

ÇOCUKLARIMIZ...


Sevgili Dostlar; son birkaç gündür oğlum ve birkaç veli yüzünden sıkıntılı günler yaşamaktayım...
Birkaç velimizin ceviz kabuğunu (kızımı ittirmiş, çorapları kirlenmiş ve kulaktan dolama çocukların ağzından kuru bilgilerle ) doldurmayacak meselelerden oğlumu bana şikayet etmeleri beni ziyadesiyle üzmüş durumda...
Yine bir veli beni yolda çevirip; oğlun kızıma bu senin gerçek annen değil! bunlar senin gerçek ailen değil gibi sözler sarfettiğini, bacaklarını tekmelediğini söyledi bunun üzerine ben kendisinin çocuğuna bu olayı okulda gayet nazik ve sevecen bir şekilde sorduğum da çocuk bana; hayır teyzeciğim yok öyle birşey diyor! siz olsanız benim durumum da nasıl davranırdınız arkadaşlar?
Niye üzmüş durum da çünkü; benim oğlum bu tür ufak tefek meseleler gibi değil sık sık dayak yiyen bir çocuk; buna sebep biz ebeveynlerinin sana vurana sen de vur diye eğitmeyip sana vurana karşılık verme fakat kendini koru diye eğitmemiz midir bilinmez!
Okulların kapanmasına iki ay kalmasına rağmen bir gün gidipte dayak yediği çocukların velilerine(iyi kötü her ailenin evlatlarına terbiye verdiğini düşüdüğümden) şikayette bulunmamışımdır; ben şahsen çocuların sorunlarını birbirlerine zarar vermedikleri sürece kendi araların da çözmesinden yanayım, çocuktur kavga eder iki dakika sonra barışır öğle değil mi arkadaşlar? yanlış mı düşünüyorum yoksa?
Bu konuyu sizlerle paylaşıp paylaşmama konusun da sizleri sıkmamak adına tereddütte kaldım ve sonun da paylaşmaya karar verdim!
Oğlum hareketli ve rencide edildiğin de sinirli bir çocuk bunu inkar etmiyorum!(en fazla oturu sinirinden ağlar) fakat asla zarar veren bir çocuk değil! sınıfımız da haylaz denebilecek iki çocuğumuz var; bu çocukların popüler olduğu sanılmasından mıdır mıdır? bilinmez etkileri altında kalıyor ve zaman zaman o iki çocuğumuza ayak uydudabiliyor; geçenler de diğer sınıfın kapısını tekmeleyen ve sonra kaçan bu iki arkadaşıyla dolaşan oğlum okkanın altına gitmiş pisi pisine; tekmeleyen çocuklar kaçıyor bizim oğlan yakalanıyor karşı sınıfın öğretmeni tarafından ve kafasına vurulup müdür yardımcısına götürülüyor; çocuk ben yapmadım dese de nafile yakalanan kendisi(bunu da diğer arkadaşlarından öğreniyorum) bir çocuğumuzu velimiz okuldan almış durum da ( çözüm müdür bilinmez!)
Biz ebeveynleri olarak elimizden gelen eğitimi vermeye çalışdığımızı düşünüyorduk;inanın yerlere çöp atmayacak kadar itinalı yetiştirdik biz onu...
Şikayetlerden önce yani perşembe günü; oğlum ve sevdiği bir arkadaşı faaliyet makaslarıyla kılıç oyunu oynarken benim oğlum yanlışlıkla diğer çocuğun parmağını kesiyor ve parmağı kesilen çocuğun annesine gidiyorum özür dilemek için; çok üzüldüğümüzü, olmasını istemediğimiz bir durum olduğunu söylüyorum( hatta oğlum anne katil olucam diye öyle korktum ki diyor!) ve kadın gayet olgunlukla olur bunlar çocuklar arasın da diyor; çocuklarımız karşılıklı uyarıp( kesici aletler konusun da ) medenice ayrılıyoruz...
Hal böyleyken; kazara da olsa parmağı kesilen çocuğun annesi şikayete gelmediği halde nasıl oluyor da ufak tefek meseleler yüzünden bana geliniyor anlamış değilim!
Halbu ki bana gelmeden önce ilgili birer ebeveyn olarak kızlarına oğlumun özür dileyip dilemediğini sorsalar dı gerek bile kalmıyacaktı bu tür gereksiz konuşmalara...
Çünki oğlum özürünü dilemiş şekerini dağıtmış ve üzerine düşen ne ise yapmış...
En çok da içerlediğim nokta; ufak tefek meselelerde olsa oğluma özür dilemenin kendisini yücelteceğini asla küçük düşürmeyeceğini öğütlemiş bir anne olarak dayak atan çocukların velilerin den ve kendilerinden bir kerecik bile özür dileme olayını göremedik!
Ben bu kadar hassas davranırken çocuklar ve veliler konusun da; diğer bazı veliler niye bu kadar duyarsız ve karalama peşin de anlamıyorum!
Fazla dallandırıp budaklandırmak istemediğimden konuyu bura da kesiyor ve önerilerinizi bekliyorum...
Sevgiyle ve de muhabbetle...

10 Nisan 2006

Finduklu kurabiye...

Yoğun istek üzerine finduklu kurabiyemin tarifi;



Malzemeler;*1 paket (oda sıcaklığında margarin)
*5 bardak un
*1 yumurta sarısı(beyazını ayır)
*2 çay bardağı şeker
*1 çay bardağı sıvı yağ
*1 çay bardağı yoğurt
*vanilya, kabartma tozu
*fındık içi
Hazırlanışı; Margarini un ile iyice yoğurun (çökelek kıvamını alsın) ortasını açın; yumurta, şeker, yağ, vanilya, kabartma tozunu koy ve tekrar yoğurup şekil ver (elde yuvarlama şekil daha güzel oluyo)şeklini almış kurabiyelerimizi önce yumurta akına daha sonra da fındık içine batır ve yağlanmış tepsiye diz önceden ısıtılmış fırında hafif pembeleşinceye kadar pişir...
afiyet olsun...

05 Nisan 2006

HAFTA İÇİ LEZZETLERİ...

"Öğrendiklerini saat gibi cebinde taşı, ikide bir saati olduğunu göstermek isteyen insanlar gibi ortaya çıkarma. Eğer biri sana saati sorarsa söylersin. Ama her saat başında (sorulmadan) saat kulesi gibi ötme!" Lord Chesterfield.
Ben de bu söylemden hareketle; aşağı da iki mamanın tarifini verdim ki; diğer ikisini siz sorarsanız söyliycem:))

Sevgili dostlar;
Sizlerle hep hafta sonu lezzetlerini paylaşıcak değiliz ya...
Arada bir de böyle hafta içi kaçamakları oluyor işte...
Bayanlar gününden şahane ve iştah açıcı bir manzara...
Paylaşayım istedim...
Öncelikle nefis bir poğoça tarifi;
*2 su bardağı ılık su veya süt
*1 su bardağı çiçek veya zeytinyağı (keyfe keder)
*1 adet yumurta
*2 kahve kaşığı tuz
*1 kahve kaşığı şeker
*1 paket ınstant maya
*Aldığı kadar un (kulak memesi kıvamı)
*üzeri için yumurta sarısı, çörek otu ve susam...

Arada bir böyle tatlı kaçamaklar yapın arkadaşlar tavsiye olunur; terapi gibi...

Hayat uğraşlarınızı hayat zevklerinizin önüne koyun! bu ekmeğinize tereyağı sürmez ama işlerinizi zevkli hale getirir! diye bir söz dizesi vardır. Haksız mıyım arkadaşlar? yemek yemek de bizim hayat zevklerimizden değil midir?

Lakin herşey tadında güzel; yemek için de yaşamamak gerekli yaşamak için yemeli, bu düsturu da unutmamak gerekir diye düşünüyorum...

Havuç salatası (tarator); zeytintağında rendelenmiş havuçlar bayıltılır ve soğumaya bırakılır daha sonra içine sarımsak, yoğurt ve mayonez ilave edilir, üzerini de maydonozla süsledik mi tamamdır...


Valla Halil ibrahim sofrası...

Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına...

31 Mart 2006

BROŞ...

Sevgili dostlar;
Her birinize ayrı ayrı şahane bir hafta sonu diliyorum...
Yaşama sanatını önemsemek adına buyrunuz efendiiiim;
Birçok insan matematiğin yasalarını bilir ve güzel sanatların birçoğunda da beceri sahibidir. Fakat çoğu insan yaşamı yöneten yasalarla, yaşama sanatı denilen o güç sanat hakkında az şey bilir. Bir insan bir uçak yapabilir ve onunla bütün dünyayı baştan başa dolaşabilir. Fakat nasıl mutlu, başarılı ve memnun olacağını öğreten o basit sanatın tamamıyla cahilidir. Sanatları öğrenirken listenin en başına yaşama sanatını koymayı unutma!...
Jean Jacques Rousseau
Yaşam sanatını öğrenmek için azmeden herkese kolay gelsin dileklerimle...

Kesme boru ve kum boncuklarla, ince takı teli yardımıyla süzgeç aparat ve iğnelik üzerine çiçek motif olarakdizayn edilmiş bir broş!


25 Mart 2006

MUZLU SARMA...



MALZEMELER;*1 lt. süt
*5 yemek kaşığı (tepeleme un)
*1 su bardağı şeker
*1 paket vanilya (arzuya göre damla sakızı)
*1 kaşık margarin
*1 paket burçak bisküvi
*ve muz
HAZIRLANIŞI; Öncelikle; ıslatılmış tepsimize; un ufak edip parçaldığımız burçak bisküvilerini yayalım :)). Üzerine; süt, şeker, un, margarin ve vanilyadan mürekkep( mikserle iyice çırpılmış) pudingimizi dökelim ılıdıktan sonra; enine kestiğimiz muzu zahmet olmazsa eğer bir de boyuna keselim ve dört parçaya ayıralım :)) ( bahsettiğim anamur muzu değildir duyrulur) pudingli harcımızı büyük kareler halinde kesip üzerilerine dilimlediğimiz muzlardan koyalım ve saralım.


Arkadaşlar farkındaysanız yine pratik ve lezzeti sizin takdirinize kalmış bir tatlı...

Siz de yapın; hepbirlikte afiyet olsuuuuuuuuuun...

Mutlu hafta sonları...

22 Mart 2006

BENİ YAVAŞLAT TANRIM!

Yedigöller gezimize devam...
Efendiiiiiiiiiiiiiim bu gölümüzün ismi de Nazlı göl...



Beni yavaşlat Tanrım! Yüreğimin atışlarını düşüncemin sakinliği ile rahatlat. Zamanın sonsuz görüntüsüyle hızımı azalt! Bana güncel kargaşanın ortasında, tepelerin ölümsüz sakinliğini ver...
Bir çiçeğe bakmayı, eski bir dostla sohbet etmeyi ya da yeni bir dost edinmeyi, yolunu kaybetmiş bir köpeği okşamayı, ağ yapan bir örümceği izlemeyi, bir çocuğa gülümsemeyi, iyi bir kitaptan birkaç satır okumayı... Ve yarışın daima daha çok hız için olmadığını anımsat her gün bana.
Yavaşlat beni Tanrım! Bana ilham ver.
Köklerimi, yaşamın katlanılan değerler toprağının derinliğine göndermek, kaderimdeki yıldızlara doğru daha çok büyüyebilmek için... Yavaşlat beni Tanrım!
Wilfred A. Peterson
Hayat koşturmacası için de durup nefes alabilmek dileğiyle...

15 Mart 2006

ŞİFALI BİTKİLER ( meyan kökü)...

Sevgili dostlar;
Keyifleriniz nasıl? Dünya gailesi, bir koşturmaca dediğinizi duyar gibiyim...
Lütfen kendinizi çok fazla kaptırmayın gailelere...
Kendinize zaman ayırın ve sağlığınıza dikkat edin...
Malumunuz; mevsim geçiş dönemindeyiz; bu dönemler de hastalıklar kapımızı sıkça çalar...
İşte sizler için bir alternatif daha; meyan kökü...
Malatya'da kaldığım yıllar da sıkça adını duyduğum kolanın da hammaddesi diye bildiğim bu enteresan bitkiyi sizlere de tanıtayım istedim;
Doğu illerimizde oldukça revaçta olan bu bitkimiz şerbet niyetine sıkça tüketilmekte...
Özellikle; Urfa'da hemen her sokakta sıkça rastlarız bu nostaljik şerbetçilere...
Yazın sıcağının da kavrulduğunuz anlarda size maşrapalarından buz gibi şerbetlerini bir seramoni eşliğinde sunarlar...
Sıcak memleketin sıcak insanları...
Bırak edebiyatı da sadete gel dediğinizi duyar gibiyim...
Ben yine aldım başımı gidiyorum neyse...
ÖNCELİKLE BENİM ÖĞRENDİĞİM FAYDALARI ŞÖYLE;
*Mide ülseri, boğaz yanması, öksürük, allerjik ve bazı kan hastalıklarına...
*İçerisin de tatlı ve hormon yapılı pek çok madde vardır.Çeşitli içecekler de tatlandırma da kullanılır, göğsü yumuşatır, öksürüğü söktürür, bronşları boşaltır, grip, nezle ve anjikte çok fayda verir. Rahat nefes aldırır. Mide ve 12 parmak ülserinin iyileşmesini çabuklaştırır, gastriti geçirir. İştah açar ve hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak krampını giderir. İnsana serinlik verir, kanı temizler ve bol idrar söktürür.
BİLİMSEL DERGİ VE KİTAPLARDAN ÖĞRENİLDİĞİNE GÖRE İSE;
*Müzmin öksürük için içilmesin de faydalıdır.
*Astım hastalığının zamanla şifasına ve balgamının sökülmesine faydalıdır.
*Mide ülseri, yanma ve ekşimesine çok fayda verir.
*İdrarı artırıp vucuda fayda sağlar.
*İştah açar.
*İçindeki şekerli madde tabii olduğundan şeker hastalarına zarar vermez.
*Meyan şerbeti gliserizin olduğu için vücuda enerji verir.
GELELİM HAZIRLANIŞINA;
Arzuya göre hem sıcak hem de soğuk olarak tüketilebilir...
Soğuk içmek için; 1 lt. soğuk suya, 20 gr. ilave edilir 1 saat bekletilir, süzülür ve içilir.
Sıcak içmek için; 1 çay bardağına; 1,5 gr süzgeç üstüne koyulur, üzerinden sıcak su dökülür ve içilir.
DİPNOT; Çok miktarda alınırsa tansiyon yükseltip, ödem oluşturabilir.
Zaman zaman şifalı bitkiler konusuna değinmek istiyorum ( tabi kabul görürse...)
Şifa dolu günler diliyorum hepinize...

09 Mart 2006

SÜNGER TATLISI...



Sevgili dostlar; biz bu tatlıya kendi aramızda hani şu reklamlardaki sünger var ya işte onun adını kullanıyoruz...
Çok çabuk tüketildiği için kenarlarını sunmak zorunda kaldım görüntü sizleri yanıltmasın çok güzel kabarıyo bundan emin olabilirsiniz...
Yanında yine yazdan hazırlayıp sakladığım kırmızı erik suyu yine kolaya inat masamızda arz-ı endam ediyor...



MALZEMELER;

-3Yumurta

-4 Kahve fincanı şeker

-6 Kahve fincanı un

-3 Yemek kaşığı yoğurt

-1 paket kabartma tozu ve vanilya...

ŞURUBU İÇİN; -10 Fincan şeker

-15 Fincan su

-Yarım limondan az limon suyu...

HAZIRLANIŞI;Yumurta, şeker, yoğurt bir güzel çırpılır sonrasında un ve kabartma tozu ilave edilir, vanilyayı da koyduk mu doğru fırına...

Fırından çıkışta önceden kaynatıp soğutmuş olduğumuz şerbeti üzerine bir güzel dökelim ve dinlenmeye bırakalım...

ÜZERİ İÇİN; Tamamen damak zevkinize göre süsleyebilirsiniz özgürsünüz arkadaşlar...

Ben şahsen; dondurma ve kaymak tavsiye ediyorum çok nefis oluyo...

DİPNOT;Bu arada fincan ölçümüz; Türk kahvesi fincanıdır haberiniz olsun!

AFİYET BAL ŞEKER OLSUN...

07 Mart 2006

FAVORİ 10 KİTAP...


Sevgili Erva tarafından sobelendim...
Yok ben kurtulamıyacağım bu sobelerden!
Neyse maksat sobe olsun kahve bahane...
1-Paulo Coelho-SİMYACI
2-Paulo Coelho-ZAHİR
3-Robin Sharma-FERRARİSİNİ SATAN BİLGE
4-Dan Brown-DA VİNCİ ŞİFRESİ
5-Goethe-FAUST
6-Marlo Morgan-BİR ÇİFT YÜREK
7-Muhammet Bozdağ-RUHSAL ZEKA
8-Osman Pamukoğlu-UNUTULANLAR DIŞINDA YENİ BİR ŞEY YOK
9-William Glasser-KİŞİSEL ÖZGÜRLÜĞÜN PSİKOLOJİSİ
10-HAYATA YÖN VEREN SÖZLER (derleyen; Akın Alıcı)
Sevgili Didem ve Aslı sobeledim sizi...
kolay gelsin...

05 Mart 2006

EN SAĞLIKLI 60 BESİN MADDESİ...

Sevgili dostlarım; hepinize hayırlı, huzurlu ve sağlıklı bir haftabaşı diliyorum...
Çok işinize yarıyacağını düşündüğüm sağlık depolarımız besinlerle ilgili bilgileri sizlerle paylaşayım istedim...
Alınız buyurunuz efendiiiiiiiiiiiiiim...
BESİNLER
NELERİ İÇERİYOR?
NEYE YARIYOR?
ELMA
Pektin, Bioflanovoid, C vitamini
Kolesterol düzeyini düşürüyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
ENGİNAR
Cynarin, bol miktarda B ve C vitamini
Kan şekerini düzenliyor. C vitamini kalbi güçlendiriyor.
AVOKADO
Doymamış yağ asidi
Kalp ve kan dolaşımı için birebir. Kansere karşı koruyucu
MUZ
Potasyum, B6 vitamini, Serotonin, Magnezyum
Rahatlatıyor ve uyumaya yardımcı oluyor.
FASULYE
Demir, Kalsiyum, B ve C vitamini, Protein
Kan ve hücre yapımına yardımcı oluyor.
BROKOLİ
Magnezyum, A ve C vitamini, Potasyum
Kansere karşı koruyor, kasları güçlendiriyor.
ESMER BUĞDAY
Lysin, Lezithin
Beyni ve sinirleri besliyor, öğrenmeyi güçlendiriyor.
MANTAR
Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum
Kasları güçlendiriyor, saç ve tırnakları besliyor.
ACI MARUL
Yaşamsal önem taşıyan maddeler, Eser element, Potasyum, Fosfor
Yağ metabolizmasını düzenliyor, felç riskine karşı koruyor.
BEZELYE
Bitkisel protein, Magnezyum
Kolesterol düzeyini düşürüyor, bğırsak kanser riskni azaltıyor.
ÇİLEK
C vitamini, Kalsiyum, Potasyum
Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, metabolizmayı harekete geçiriyor.
REZENE
C vitamini, Uçucu yağlar, Demir, Potasyum, Kalsiyum
Öksürüğü önlüyor, vücuda oksijen alımını artırıyor.
KÜMES HAYVANLARI
Protein, Potasyum, Magnezyum, B vitamini, Çinko
Baş ağrısı sorununa karşı etkili, stresten arındırıyor.
GREYFURT
Folikasit, C vitamini
Kan basıncını azaltır, kan yapımını artırır.
YULAF
Karbonhidrat, Demir, Magnezyum, B vitamini
Enerji sağlıyor, kas kramplarını önlüyor, idrar söktürüyor.
KUŞBURNU
Likopen, C ve E vitamini, Demir
Soğuk algınlığı ve gribe karşı önleyici etkiye sahip.
RİNGA BALIĞI
Omega3 yağ asidi, Sodyum, Potasyum
Damar sertliğini ve yüksek tansiyonu önlüyor.
AHUDUDU
C vitamini, Potasyum, Kalsiyum, Demir, Folikasit
Virüs ve bakterilere karşı koruyor, tümör oluşumuna engel oluyor.
MÜRVER
Potasyum, B1 vitamini, C vitamini
Terleten ve öksürüğü azaltan etkiye sahip. Kabızlığa iyi geliyor.
YOĞURT
Kalsiyum, Riboflavin, B12 vitamini
Bağırsak kanserine karşı bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
FRENK ÜZÜMÜ
C vitamini, Niasin, Kalsiyum
Sinir ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlıyor.
PEYNİR
Protein, Sodyum, Potasyum, Kalsiyum
Kemikleri güçlendiriyor, sinirleri koruyor.
HAVUÇ
A vitamini, Selenyum
Sperm üretimini sağlıyor, vücudu enfeksiyonlara karşı koruyor.
PATATES
Mieraller, C vitamini, Bitkisel Protein, Potasyum
Kansere karşı koruyucu, vücudu toksinlerden arındırıyor.
KEFİR
Asit laktik, Asit laktik bakterileri
Bağırsak enfeksiyonuna, kabızlığa ve gaza iyi geliyor.
KİVİ
C vitamini, Karotionid, Flavonoid
Zayıflatıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
SARIMSAK
Quercetin, Ajoene ve Allisin
Kansere karşı bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
SOM BALIĞI
Omega3 yağ asidi ve D vitamini
Kemikleri güçlendiriyor, meme kanseri riskini azaltıyor.
PIRASA
Allisin, Çinko, Manganez, Selenyum
Kan basıncını düşürüyor, kalbi ve damarları güçlendiriyor.
MERCİMEK
Çinko ve Aminoasit
Yorgunluğu gideriyor, strese karşı etkili
MISIR
Çinko, Magnezyum ve B vitamini
Stresle savaşıyor, bağırsak kanserini önlüyor.
USKUMRU
Omega3 yağ asidi, D, B6-B12 vitaminleri ve İyot
Kan basıncını düşürüyor, moral yükselten etkiye sahip
MANGO
A ve B vitamini, Çinko
Cinsel enerjiyi yükseltiyor,orgazm yeteneğini artırıyor.
DENİZ BİTKİLERİ
Omega3 yağ asidi, Pantothenik asit
Kolesterol düzeyini düşürüyor, kalp krizi riskini azaltıyor.
SİYAH TURP
C vitamini, Kalsiyum, Potasyum, Demir
Bağışıklık sistemini ve kan dolaşımını güçlendiriyor.
KAVUN
Mahnezyum, Potasyum ve Kalsiyum
Vücuttaki su düzeyini ayarlıyor, idrar oluşumunu artırıyor.
SÜT
Kalsiyum, D, A ve B2 vitaminleri
Kemik oluşumunu teşvik ediyor, bağırsak kanserine karşı koruyor.
PEYNİR SUYU
Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Laktik asit bakterileri
Sindirim sistemi şikayetleri ve mide yanmasına karşı iyi geliyor.
CEVİZ, FISTIK, FINDIK
B ve E vitamini, Çinko, Demir
Sakinleştiriyor, uyumayı sağlıyor, stresi azaltıyor.
ZEYTİNYAĞI
Doymamış yağ asidi, E vitamini
Kötü huylu kolesterol düzeyini düşürüyor, hücreleri koruyor
PORTAKAL
B ve C vitamini, Potasyum, Kalsiyum, Selenyum
Vücuttaki fazla suyun atılmasını sağlıyor.
PAPAYA
Karotinoid, Enzimler, C vitamini
Kalp hastalıklarını önlüyor, stresi azaltıyor
YEŞİL-KIRMIZI BİBER
Capsaicin, A ve C vitamini, Çinko
Baş ağrısı ve migrene karşı koruyucu etkiye sahip
ERİK
Potasyum, Demir, B vitamini
Vücuttaki fazla suyun atılmasını sağlıyor, enerji veriyor.
KIRILMAMIŞ PİRİNÇ
Protein, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum
Mide anması ve gaza karşı etkili. Vücuttaki fazla suyu atıyor.
RAVENT
Magnezyum, Manganez, Kalsiyum, B vitamini
Sağlıklı kemiklerin oluşumuna katkıda bulunuyor.
DANA ETİ
Demir, Protein ve Potasyum
Soğuk algınlığı, öksürük ve gribe karşı iyileştirci etkiye sahip.
LAHANA TURŞUSU
Laktik asit bakterileri ve B12 vitamini
Tümör oluşumunu önlüyor.
KEREVİZ
Potasyum, Sodyum, Kalsiyum, Magnezyum
Kabızlık, mide ve bağırsak sorunlarına karşı etkili.
SHIITAKE MANTARI
Lentinan, D vitamini
Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, kanser oluşumunu engelliyor.
SOYA
Yağ, E vitamini ve Protein
E vitamini hücreleri koruyor, kanser riskini azaltıyor.
ISPANAK
A vitamini, Folik asit, Magnezyum, E vitamini, Manganez
Sinirleri güçlendiriyor. Özellikle hamilelikte tavsiye ediliyor.
TOFU
Protein, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum
Metabolizmayı uyarıyor. Kemik yoğunluğu için önemli.
DOMATES
Likopen, Folikasit, Tyrosin
Likopen kansere karşı koruyor, folikasit hücre yapımını uyarıyor.
TON BALIĞI
Omega3 yağ asidi, D vitamini, Potasyum, İyot
Kolesterol düzeyini düşürüyor, sinir hücrelerini koruyor.
KABA ÖĞÜTÜLMÜŞ ÇAVDAR
Magnezyum, Karbonhidrat, B vitamini
Enerji sağlıyor, stresi azaltıyor.
KABA ÖĞÜTÜLMÜŞ BUĞDAY
B vitamini, Demir ve Magnezyum
Bacak kaslarındaki krampları yok ediyor. Uyku süresini azaltıyor.
KIRMIZI ÜZÜM
Phyto-östrojen, Potasyum, Kalsiyum
Yüksek tansiyona karşı iyi geliyor, trombozları önlüyor
BEYAZ-KIRMIZI LAHANA
C vitamini, az oranda B vitamini, Kalsiyum
Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, stres semptomlarıyla savaşıyor.
LİMON
C vitamini ve Glucarate
Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, mide kanserini önlüyor.

03 Mart 2006

ÇİFTER ÇİFTER SOBE...

Sobemi; büyülendiğim ve her yıl gitmekten son derece memnun olabileceğim Bolu Yedigöller'den ; Büyük gölün fotoğrafı ile renklendireyim istedim...


Sevgili dostlar Nazlı ve Şennur tarafından sobelenmişim...
Soruları seri bir şekilde cevaplamaya çalışayım;
Yaptığım 4 iş; Hangi birini sayayım arkadaşlar? benim işler dörtten fazla lakin sizler için dörde indirgeyeyim;
-Öğrencilik
-Ev hanımlığı(bu katagorinin içine girenleri bilmem saymaya gerek var mı?)
-Kurs hanımlığı(şu an için; ebru ve diksiyon, geçen yıllarda;Bilgisayar, takı tasarımı, ingilizce, Almanca, ud...)
-Annelik(bence en zoru ve en zevklisi...)
Defalarca izleyebileceğim 4 film veya dizi;
-Tıtanıc
-Aşkın gücü(Roby Williams)
-Pretty Woman( Richard gere , julia Roberts)
-Asmalı konak
Yaşadığım 4 yer;
-Almanya( doğup 8 yıl kadar yaşadığım yer)
-Eşimin görevi dolayısıyla Ankara(daha öncesi;Bandırma, Merzifon, Malatya)
-Eşimin ailesi dolayısıyla İzmir
-Kendi ailem dolayısıyla Kütahya
İzlediğim 4 televizyon programı;
-Bazı diziler(hayat türküsü, kırık kanatlar vs)
-Gezelim görelim tarzındaki programlar(çok hoşuma gider hiç kaçırmam)
-Kültür sanat programları
-Zaman zaman belgeseller
Tatil için gittiğim 4 yer;
-Kayınvalidemlerin Akbük'teki yazlıkları
-Her fırsatta güzel yurdumu arşınlamak(her yıl değişik yerler keşfetmek hoşumuza gidiyor...)
-Kütahya
-İzmir
En sevdiğim 4 yiyecek;
-Çikolata(asla vazgeçemediğim tek tat)
-Sebze yemeklerinin hemen hemen hepsi
-Et türlerini kesinlikle mangal
-Salataların her çeşidi( ben aslında bizler için yaratılmış her nimeti seviyorum..)
Hemen şimdi olmak istediğim 4 yer;
-Kütahya'da annem ve kardeşlerimle kahvaltıda...
-Yedigöller'de dağ kulubesinde çıtır çıtır yanan şöminenin önünde...
-Nemrut'ta gün doğumunu tekrar izleyebilmek
-Genellikle evimde(adım üstünde ev perisi...)
Teşekkürler sevgili; Şennur ve de Nazlı...
Kabul ederlerse bende sevgili Erva ve pala çini'yi sobelemek istiyorum kolay gelsin arkadaşlar...

28 Şubat 2006

HAFTA SONU LEZZETLERİ...

"Dün öldü, bugün can veriyor, yarın ise henüz doğmadı. Zamanınızı bu açıdan görün ve faydalı iş yapın." Bişr-i Hafi

Sevgili dostlar;
Hafta sonu lezzetlerinden pratik bir tarif daha...
Başım sıkışınca başvurduğum tariflerden birisi...
Pratik poğoça;
Malzemeler;-1 su bardağı yoğurt
-3 adet yumurta
-1 su bardağı sıvı yağ
-alabildiğine un
-kabartma tozu ve tuz
İç malzemesi; tamamen tercihe bağlı dostlar; ben peynir ve maydonoz tercih ettim
Üzeri için; yumurta sarısı ve susam
Hazırlanışı; yumurta, yoğurt ve yağ çırpılır, sonrasında un ve kabartma tozu, tuz ilave edilir ve yoğrulur, kulak memesi kıvamına gelince istenilen şekil verilir...
Tavsiye ediyorum arkadaşlar hem pratik hem lezzetli...

SEVDİKLERİNİZLE AFİYET DOLU GÜNLER...

24 Şubat 2006

ANKARA SİRKİ...


Perşembe günü oğlumun okuluyla, ASKİ spor salonunda düzenlenen Ankara sirkine gittik;


Büyük Ankara Sirki’nde geçen yıllara göre bu yıl çok daha değişik ve eğlenceli gösteriler izledik. Sirk sanatçıları Başkentlilere, Kaplan Şov, At Üzerinde Akrobasi Düeti, Eğitilmiş Maymun ve Midilliler, Laso ve Uzun Kamçılılar, Hokkabaz, Halat Üzerinde Düet, Dönen Okta Ekilibristik, Hava Uçuşu, Havada Hula-Hoplar, Ayılar, Atlar, Amerikan Tekerleği ve Palyaço gösterimlerini sundular.

Sirk; 5 Mart 2006 tarihine kadar toplam 60 gösteri sergileyecekmiş duyrulur...

Gitmek isteyenler varsa; okullar için; salı, çarşamba, perşembe, cuma saat; 13:00'de Her cumartesi ve pazar saat; 14:00 ve 18:00'da ASKİ spor salononda...

Oğlum da ben de değişik bir gün geçirmiş olduk; çocuklara kaybolup dağılmasınlar stresiyle mukayet olmaya çalışmak dışında herşey güzeldi...

Neyse ki sağ salim ailelere teslim edildiler de bizler de sorumluluğumuzu yerine getirmenin haklı gururunu yaşadık...

Fotoğraf makinamı hareketli çekime ayarlamadığımdan dolayı; resimler bu şekilde çıktı affınıza sığınarak ben yine de paylaşmak istedim...

Sitemi kapatmaya yakın herhalde bu işi de layıkıyla öğrenirim diye düşünüyorum...

21 Şubat 2006

BÖĞÜRTLEN KOLYE...

"Ruhun elle çalışmadığı yerde sanat olmaz."Demiş ; Victor Burge...
Bu nedenle fotoğraflar için özür diliyorum arkadaşlar çok net değiller...
Beyenilerinize sunmak istedim, takdir sizin...


Zincir, konik ve kum boncuklardan derlenerek hazırlanmış bir tasarım...

14 Şubat 2006

SEVGİ VE HOŞGÖRÜ GÜNÜ...

Bugün sizlere; sevgi ve hoşgörü pastamla merhaba demek istiyorum...


Sevgi...
Üzerine sayfalarca yazı yazılabilecek bir kavram...
Nedir sevgi? Bu minval üzere okuduğum bir kitaptan aldığım notlar ışığın da biraz irdeleyelim ne dersiniz?
Sevgi her zaman kolların açık duruşudur. Sevgi için kollarınızı kaparsanız, kendiniz dışında tutacak hiçbirşeyin kalmadığını görürsünüz...
Sevgi bir ayna gibidir. Bir kişiyi sevdiğinizde o kişi sizin aynanız, sizde onun aynası olursunuz; bu aynalar bir diğerinizin sevgisini yansıtırken, sizlerde sonsuzluğu görürsünüz.
Gerçek sevgi her zaman yaratır. Hiçbirzaman yıkıma uğratmaz. Bu ifadede insanoğlunun tek vaadi bulunur.
Kişi sahip olmadığı şeyi veremez. Sevgiyi vermek için sevgiye malik olmalısınız.
Kişi anlamadığı şeyi öğretemez. Sevgiyi öğretmeniz için sevgiyi analmış olmanız gerekir.
Kişi incelemediği şeyi bilmez. Sevgiyi incelemeniz için sevginin içinde yaşamış olmanız gerekir
Kişi tanımadığı şeyi değerlendiremez. Sevgiyi tanımanız için sevgiyi alımkar olmalısınız.
Kişi güvenmeyi istediği şeyden kuşkulanmaz. Sevgiye güvenmek için sevgiye inanmış olmanız gerekir.
Aslında arkadaşlar; ben bu tarz günlere karşı olanlardanım. Niye derseniz? insanların sevgilerini göstermelerini bir güne sığdırmak istemelerini algılayabimiş değilim...
Sevgi içten gelen bir duyguysa eğer; içimizden geldiği her an samimi ve fütursuzca gösterebilmeliyiz...
Böylesi günlerin ticaret koktuğunu düşünenlerdenim; insanları nasıl daha fazla tüketim canavarı haline getirebilirizler için bir çabadır diye düşünüyorum.
Sadede gelirsek eğer; madem bu günler var; ben de kendi çapımda bu günü; şu günlerde fazlasıyla ihtiyacımız olduğunu düşümdüğümden; sevgiyi hoşgörüyle pekiştirmek isterim ve derim ki; sevgi ve hoşgörü günü...
Neler yapabiliriz?
Kimsenin birbirine tahammülü kalmadığını göz önünde bulundurursak eğer; yukarıda kitaptan almış olduğum düsturları benimseyerek daha tahammüllü, verimkar, samimi ve güleryüzlü olmaya tüm insanlığı davet ediyorum...
Eşref-i mahluk(yaratılmışların en şereflisi) olduğuna inandığımız insana yakışır biçimde...
Acaba Çok mu zordur ki çokları sevgiyi vermekten kaçınır; maddi külfeti hiç yok lakin manevi değerine paha biçilmez...
Dostlarım belki çok klasik olucak ama; İksirli bir pasta olsa ve bunu tüm dünya daki sevgi ve hoşgörü fakirlerine ikram etsem (inşallah dua hükmüne geçer) etsem de...
Sevgiyle ve de muhabbetle...

Tadımız kaçmasın dileklerimle...
Sevgili dostlarım istek üzerine kısaca pastamın tarifini dipnot olarak geçeyim...
Pandispanyası için; -4 adet yumurta
-1 bardak şeker
-1 bardaktan biraz fazla un(kıvamı ununa göre değişiyor, siz boza kıvamını tutturmaya çalışın)
-vanilya, kabartma tozu
İç kreması;-1 lt süt
-5 yemek kaşığı tepeleme un
-1su bardağı şeker
-1 kaşık margarin
-vanilya
Üstü için; kremşanti ve dondurulmuş franboaz...
Pandispanyanın hazırlanışı; yumurta ve şeker köpük köpük olana kadar çırpılır, içine yavaş yavaş un ilave edilir, vanilyayı ve kabartma tozunu en son ilave edip fazla karıştırmadan önceden yağlanmış olan , cam kapaklı teflon tavamıza döküp ocakta altı kısık biçimde pişirelim.
İç kremasının hazırlanışı; süt ve un kıvam alıncaya kadar pişirilir sonrasında şeker ve vanilya ilave edilir, 1 kaşık margarini de ekleyip ocaktan alalım ve mikserle yüksek ayarda çırpalım( arzuya göre, çırpma esnasında yumurta da ilave edebilirsiniz...)
Süsleme; pandispanyamızı ortadan ikiye keselim, iç kremamızı dökelim( ben iç kremasından biraz da üstüne kullandım), meyvelerimizi yerleştirelim, diğer yarısını üzerine kapatıp, üzerinide gönlümüzce süsleyeli...
Hepinize afiyet olsun...

10 Şubat 2006

AŞURE AYI GELMİŞTİR DUYRULUUUUUUR...

İşte Sevgili arkadaşlarım; sizler için Ayşe Tüter'den neffiss bir Aşure tarifi...



malzemeler;-2,5 su bardağı aşurelik buğday

-1 su bardağı nohut

-1 su bardağı fasulye

-1 su bardağı doğranmış kayısı

-1 su bardağı üzüm

-1 su bardağı doğranmış incir

-1 su bardağı ceviz

-5 su bardağı şeker

-1 adet elma, karanfil

-1 su bardağı süt

-2 tatlı kaşığı nişasta

-portakal kabuğu rendesi

Üzeri için; ceviz, susam, hindistan cevizi, tarçın harmonisi...

Hazırlanışı;Hazırlanış kendi tarzımda anlatılmıştır duyrulur...

Aşurelik buğdayımızı 8lt'lik tenceremizde; akaşamdan bir taşım kaynatalım, fasulye ve nohutumuzuda akşamdan ıslatalım...

Sabah; buğdayımız kaldığı yeden kaynamaya devam ede dursun biz bir yandan nohut ve fasulyemizi düdüklüde 15 dak. pişirelim sonrasında kaynayan buğdayımıza ilave edelim biraz daha özleştirelim. Özleşen harcımıza ; kayısı ve portakal kabuğu rendesi, bir adet soyulmuş ve karanfil batırılmış elma (elmayı daha sonra içinden alıcağız) ilave edip tekrar kaynatalım, şekeri de ilave ettikten sonra; üzümleri dökelim en son olarakta; nişasta ile karıştırdığımız sütümüzü kıvam vermesi amacıyla aşuremize ilave edelim; biraz daha kaynatıp, vanilya ilave edebilir ve kapatabilirsiniz. İncirlerimizi kapattıktan sonra ilave edelim ki; aşuremiz kararmasın...

Not; arkadaşlar ben cevizi aşuremi karartır gerekçesiyle üzerinde bolca kullanmayı tercih ettim.

Bilgi dağarcığınıza itafen Aşure ayı hakkında birkaç bilgi...

Aşure sözcüğü Arapça'da 10 sayısı anlamına geliyormuş. İnanışa göre büyük tufanda Nuh Peygamber ve yanındakiler gemiden 10 Muharrem'de çıkmışlar.Karınlarını doyurmak için de gemide arta kalan malzemelerle bir yemek pişirmişler. Ve doğal olarak tatlıyla tuzlu karışmış yemekte ama lezzetli bir şey çıkmış ortaya. Urfa'da ateşe atılmak istenen Hz. İbrahim Muharrem ayının 10'uncu günü kurtulmuş ateşten... Yakup Peygamber, oğlu Yusuf'a Muharrem ayının 10'uncu günü kavuşmuş; Tanrı, Hz. Musa'yı bu günde kurtarıp firavunu boğdurmuş. Asırlar sonra, yine Muharrem ayının 10'uncu gününde Hz. Muhammed'in torunu, dördüncü Halife Hz. Ali'nin oğlu Hüseyin de, Kerbela'da pınar başında su içerken şehit edilmiş. İlhan Eksen ilginç bir saptama yapmış ve Yahudiler'in de ay takvimlerinde birinci ay "Tışri" imiş ve onlar da bu ayın 10'uncu günü oruç tutup "Yom Kipur" (Kefaret Günü) bayramını kutluyorlarmış. Ermeniler aşureyi Noel'de pişirirken, Rumlar cenazede pişiriyorlarmış...


Eski İstanbul evlerinde en az yedi cins erzakla pişermiş aşure... Kerbela olayını anmak isteyenler ise hem oruç tutar hem de malzeme sayısının "12 İmam"a atfen, 12 olmasına dikkat ederlermiş. Bazıları ise 40 çeşit malzeme koyuyormuş aşureye... 40'ı tamamlayamayanlar için şöyle bir kolaylık sağlanmış: "Kırkı tamamlayamayan bir kaşık bal koysun. Nasıl olsa arılar kırk tür çiçeğin nektarını almıştır."

05 Şubat 2006

ZEYTİNLİ SEVGİ ÇÖREKLERİM...

Sevgili dostlar; cuma ve cumartesi günümü; hasta yatağımda geçirdikten sonra Allah'a şükür bugünümü (sevgili eşim ve de oğluşumun da katkılarıyla) ayakta geçirebildim...
Pazar sabahı sizlerinde görmüş olduğu çörekleri hazırlamak için kalktım, çörekler hazır olunca ev halkına seslenip onları kahvaltı masamıza davet ettim...
Niye adını sevgi çöreği koyduğuma gelince arkadaşlar; oğlum, her zaman ki nezaketiyle; anneciğim bu çörekler çok lezzetli olmuş galiba pişirirken içine sevgini de koymuşsun deyip beni yine mutlu etti bende ilham kaynağım adına çöreklere bu ismi layık gördüm...

HAZIRALNIŞI; 3 Su bardağı unu eleyip 1 paket ınstant maya ile karıştırın. Birer tatlı kaşığı tuz ve toz şeker, 1 yumurta, 100gr margarin ve 1 çay bardağı ılık süt ile yoğurun. Üzerini kapatıp ılık ortamda 40-50 dakika dinlendirin. Hamuru 0,5 cm kalınlığında açın, üzerine 1 su bardağı çekirdeksiz siyah zeytin dağıtın ve rulo şeklinde sarın.. 2 cm eninde dilimlere kesin.Her dilimi yuvarlayıp yağlanmış tepsiye sıralayın. Üzerlerine zeytinyağı sürüp kekik serpin. 25 dakika bekletip 180 derecelik önceden ısıtılmış fırında 25-30dakika pişirin.


Sizler de sevdiklerinize sevgi çöreklerimizden ikram etmek istemez misiniz?

E ne duruyorsunuz o zaman haydi mutfağa...

Kolay gelsin ve de afiyet olsun...

31 Ocak 2006

TEVELLÜT 76...


Sevgili Dostlar;
Hayatımın, acısıyla tatlısıyla 29 yılı geride kaldı...
Bugün otuzundan gün almaya başladığımın ilk günü...
Bir dostumun kızı mesajında; ne kadar yaşadığın değil, nasıl yaşadığın önemlidir demiş; hakikaten öyle...

Bir otuz yıl daha yaşarmıyız bilinmez lakin;
E.Dickinson'un da dediği gibi;

"Bir tek kalbin kırılmasını önleyebilirsem,
Boşuna yaşamış olmayacağım.
Bir yaşamdan acıyı alabilirsem
Ya da bir acıyı hafifletebilirsem,
Ya da bir ardıç kuşunu yeniden yuvasına koyabilirsem,
Boşuna yaşamış olmayacağım..."

SEVGİYLE VE DE MUHABBETLE...

27 Ocak 2006

ÇOCUK OLMAK ve LİMON SOSLU KEK...

"Gün boyunca meşguldüm; oynamamızı istediğin küçük oyunları seninle oynamaya zamanım olmadı. Sana pek zaman ayıramadım. Elbiselerini yıkar, dikiş diker, yemek yapardım, ama resimli kitabını getirip yaşadığın zevki benimle paylaşmak istediğinde, "daha sonra oğlum" derdim. Uyuduktan sonra üstünü örter, dualarını duyar, ışığı kapatır ve parmaklarımın ucuna basa basa kapıya yönelirdim. Keşke bir dakika daha kalsaydım. Çünkü yaşam kısa, yıllar hızla akıp gidiyor; küçük bir çocuk çok hızlı büyüyor. Değerli sırlarını tuttuğunuz küçük çocuğunuz artık yanınızda değil. Resimli kitaplar ortadan kalktı, oynanacak oyun yok. İyi geceler öpücükleri ve duyabileceğiniz dualarda yok. Bunları hepsi geride kaldı. Bir zamanlar meşgul olan ellerim hala yerinde; günler boş ve uzun. Keşke geri dönüp benden istediğin o küçük şeyleri yapabilme fırsatım olsaydı."
ARTHUR M. SELLS

Sevgili dostlar;
Yazı beni oldukça etkiledi...
Keşke dememek için...
Sevdiklerimize daha fazla zaman ayıralım ne olur...
Biz bugün oğluşla sinemaya gittik; Cesur civciv...
Film mesajları itibariyle güzeldi; korkunun üzerine gidebilmeyi, istenildiğinde başarılamayacak hiçbirşeyin olmadığını, kendine güvenmeyi ve güvenilmeyi öğütlüyordu.
Filme giderken oldukça seçici davranmaya çalışıyorum; konusunu gitmeden önce mutlaka okuyorum; mesaj içerikli ve argo kelimelerin kullanılmadığı filmleri tercih ediyorum.Çünkü onlar taze beyinler; boş bir kaset (pardon artık cd) ne verirseniz, ne izlerlerse beyinlerine yerleştiriyorlar; çocuklarımızın beyinlerini gereksiz şeylerle doldurmaya hakkımızın olmadığını düşünüyorum, siz ne dersiniz arkadaşlar?
Batuş oldukça eğlendi, tatil uzadı ya, çocukları oyalamak da güçleşti...
Babamız da tez yazım aşamasında olduğundan haliyle bu görev de bana kaldı...
Verimli bir gün geçirdiğimizi düşünüyorum...
Akşam, bu soğuk kış gününde sıcacık çayımızın yanına kek yapalım dedik ve girdik mutfağa...
Veeeeeeeeee işte sonuç...
Takdir sizin arkadaşlar...


MALZEMELER;-1 su bardağı şeker

-1 su bardağı yoğurt

-1 su bardağı sıvı yağ

-3 adet yumurta

-vanilya ve kabartma tozu

-Arası için kakao

-3 su bardağı kadar un(bu miktar unun cinsine göre değişiyor, siz yine de göz kararı yapın arkadaşlar)

SOU İÇİN; Yarım limon suyu

-Alabildiğine pudra şekeri

Klasik kek tarifi arkadaşlar; yumurta ve şeker çırpılır (bildiğiniz gibi; yumurta ve yoğurt oda ısısında olmalı ki; kekimiz istenilen kabarma seviyesine gelebilsin...) yoğurt ve yağ ilave edilir tekrar çırpılır, unu da yavaş yavaş ilave edip kabartma tozu ve vanilyayı da koyduk mu işlem tamamdır arkadaşlar...

Yağlanmış olan kalıbımıza hamurun bir kısmını dökelim; arasına kakao serpelim ve diğer yarısını ilave ederek fırına yolcu ediverelim...

Fırından çıkan ve ılık kıvama gelen kekimizin üzerine hazırlamış olduğumuz sosu bir güzel döküverelim...

Dipnot; sosu, koyuca olmalı ve kek ılkken dökülmeli ki; üzerinde buzumsu bir görüntü oluşsun.( benimkisi koyu olmadı arkadaşlar belirteyim istedim)

Hadi buyurun hepbirlikte afiyet olsun...

25 Ocak 2006

KAR KEYFİ...


Karda da keyif olur mu hiç demeyin arkadaşlar...
Öyle bir oluyormuş ki ; biz oğlumla bugün doyasıya tadını çıkarttık...
Perdeleri sonuna kadar açıp açıp ( son günlerde hep böyle yapıyoruz; amaç kar yağışı eşliğinde kahvaltı yapmak) sabah kahvaltımızı yaptık. Baktık ki; bu böyle bülbülün güle vuslat arzusuyla yanıp tutuşduğu gibi karşıdan izlemekle olmıyacak; hadi Baturalp; bu vuslat bugün gerçekleşecek! giyin gidiyoruz dedim; çocuk şaşkın şaşkın yüzüme baktı ve ani oluşundan mıdır bilinmez; ben çıkmak istemiyorum dedi...
Kendisine çok eğleneceğimizin taahütünü verdikten sonra; sıkı sıkı giyindik aşağıya indik; her taraf gelin misali alabildiğine bembeyaz, alabildiğine tertemiz pamuk tarlası gibi çok çok güzeldi...
Başladık kar savaşına, kara yatıp yatıp iz çıkarmaya...
Sonrasında, apartmanların girişine doğru yokuşlardan birini iyice kayganlaştırıp; kayak yapma arzumuzu da bir nebze olsun gidermiş olduk...
Başka çocukların da katılımıyla; ortalık bayram yerine döndü...
Tabi aralarındaki tek otuzluk bendim! pencerelerden bakanlar neler düşündü bilinmez ben çocukluk yıllarıma geri döndüm ve bunu oğlumla paylaştım!
Oldukça yorulup ıslandıktan sonra hemen eve çıkıp bitki çayı yaptık ve Batuyla karşılıklı içtik...
Yine standart ev hallerimizden bir bölüme geri döndük, o her zaman olduğu gibi cd izledi bense aldım bir kitap, oturdum penceremin önüne...
Umarım evladımın anı hanesine yüzünde tebessümle yazılmıştır...
Arada bir insanların sevdikleriyle deşarj olmak adına bu tür güzellikler yapmalarını sevgiyle tavsiye ediyorum...

"Geçmişi hiç dert etmiyeceksin,
Kendini hep yeni doğmuş sayacaksın,
Her yeni gün, ne istediğini sana söyleyecektir.
Kendi işinden zevk alacaksın,
Başkalarının yaptıklarına değer vereceksin,
En küçük şey senin canını sıkmak ister,
Sense hep gününü gün edeceksin.
En önemlisi hiç kimseden nefret etmeyip
Yarını Tanrı'ya bırakacaksın..."
Goethe

19 Ocak 2006

BAYRAM SONRASI...

Dostlar arasına hasret uçurumu girdiğin de;yıldızlarla vuslat köprüsü kurduk biz yürekten yüreğe! gönlümüzün günlüğüne unutulmayı ve unutmayı hiç yazmadık!


Selam dostlar; ben geldim!(20 gün dedik 10 günde döndük.)
Bir bayram daha selametle bitti...
Geride hüznünü bırakarak...
Sizlere de bahsettiğim gibi sevgili dostlar; bayram dolayısıyla eskilerin tabiriyle; sılay-ı rahim yapalım dedik arabayla düştük yollara; biraz ben biraz eşim derken; öncelikle İzmir'e kayınvalidemlere, ordan da Kütahya'ya annemlere geçtik; sevdiklerimizle bolca hasret giderdik...
Eller öpüldü, kurbanlar kesildi, kabir ziyaretleri yapıldı, çocuklar bol bol bayram harçlığı topladı...
Nedense bayramlarda hüzün ve sevinç birarada yaşanıyor; sevdiklerimizden kaybettiklerimizin verdiği hüzün; bayramın; geride kalan sevdiklerimizle buluşturmasının verdiği sevinç...
keder de sevinç de biz insanlar için...
Hayat gerçekten de çok garip; gülerken ağlayabiliyor, ağlarken gülebiliyoruz...
Yalan olur bir gün yalan yaşadığın aşkın sevdan;
Yaradandır baki kalan hayat ne garip, hayat çok garip!

Sevgili eltim Ayşe; bayramlık kendisi için; pul ve boncuklarla çanta hazırlamış; paylaşayım dedim;



E bayram bu tatlısız olmaz di mi?

Mevsimi geçmek üzere olsa da; daha önce yapmış olduğum, ayva tatlısını bayram tatlısı niyetine yayınlayayım istedim; ağzımız tatlansın, sizler de yaparsınız birlikte yeriz...


TARİF(5 kişilik);
-5 adet ayva
-6 çay bardağı toz şeker
-1 su bardağı krem şanti
-Arzuya göre, süslemek için;2 tatlı kaşığı tarçın ve ceviz

Hazırlanışı; Ayvaları soyun, ikiye bölüp ortasını oyma bıçağı yardımıyla çıkarın(bu işlemi yaparken ayvaların kararmaması için limonla ovun) ayvaları geniş bir tencereye dizin, üzerlerine şeker serpin, ayva çekirdeklerini ve 1-2 tane karanfili içine atın ki renk ve aroma versin di mi ama? ayvaları yumuşayıncaya kadar pişirin ve soğumaya bırakın; krem şantiyi tarçınla karıştırın, ayvaların içini şanti ile doldurup, üzerlerine ceviz serpip servis yapın...(Laf aramızda ben şanti yerine dondurma kullandım!)

Afiyet olsun...