14 Eylül 2008

Kabak çiçeği ve sütlü biber dolması;)

Dolmalar...
kültürümüzün vazgeçilmez lezzetlerindendir kendileri her şekle itinayla sokulur işte bunlardan iki tanesiyle başbaşa bırakıyorum sizleri...

İlki Ege yöresine ait bir lezzet; kabak dolması
İkincisi ise Daha çok göçmenlere ait olduğu söylenen Sütlü biber dolması...



Bizim sarı kızımız sabahın erken saatlerinde kalkmışta tıpkı kendisi gibi sarı taze kabak çiçekçiklerini toplayıvermiş bakın hele;)))

EEE Bizede bu saatten sonra bi zahmet hazırlayıp pişirivermek düşer öyle değil mi sevgili dostlar?



Kabak çiçeği dolması için ihtiyaç listesi;

25-30 adet taze kabak çiçeği
Her kabak çiçeği için 1 tatlı kaşığı pirinç
yarım demet dere otu
yarım demet taze nane
yarım demet maydanoz
5-6 sap taze soğan
1 orta boy kuru soğan
3 adet büyük domates
1 çay bardağı zeytinyağı
1 tatlı(silme) kaşığı toz şeker
Kafi miktarda karabiber, kırmızıbiber ve tuz;)

Hazırlanışı;

Akbük gürçamlar beldesinden, bahçemizden itinayla toplamış olduğumuz kabak çiçeklerimizin iç kısımlarındaki ellerimizi boyayan tohum şeklindeki aparatlar el yada kaşık yardımı ile temizlenir ayrı bir kapta hazırlamış olduğumuz dolmalık iç harcımız tek tek çiçeklerimizin içine doldurulur, ağızları büzülür ve sıkışık bir şekilde tenceremize dizilir, üzerini geçecek şekilde su az birazda parlak olsun derseniz zeytinyağı ilave edilir ve yumuşayıncaya kadar pişirilir.

Piştikten sonraki görüntüsü ve lezzeti midye dolması gibi olan bu şık dolmacıklar anında izale edildiği için tabaktaki görüntüsü sizlere ulaşaşmamıştır üzgünüm;(



Sütlü biber dolmasına gelince;
Sevgili dostlar ister etli ister zeytinyağlı olsun(bizimkisi zeytinyağlıdır;) dolmalık harcımız bilinen dolmalık harçlardan olup keyfe keder hazırlanır tek farkımız işlem bittikten sonra göveç kabına yerleştirilir ve üzerine 1 lt kadar süt ilave edilerek fırına gönderilir.
Üzeri nar gibi kızaran dolmalarımız mümkünse sıcak servis edilir.

Afiyet olsun, sofralarınız bereketle dolasun emiiiii;)

Muhabbetle...

08 Eylül 2008

Tatlı telaşlarımız;)))



Selam sizlere muhabbet gönüllsü dostlarım; nasılsınız her biriniz afiyettesinizdir inşallah;)

2,5 ay olmuş paylaşımlara ara vereli bundandır sebeb sizleri ziyadesiyle özlemiş bulunmaktayım...

Amaaaaaaaaa işte geldim burdayım ben bu işte ustayım!;))))

Düğün telaşı, tatil telaşı eve dönüş ve evi hale yola sokma telaşı derken şimdide okul telaşımız başlamıştır hayırlı uğurlu olsun tüm veli ve öğrencilere...

EEEE malum birde yaşını doldurmuş hatti zatında herşeye pek bir meraklı kızımız var o ayrı bir telaş;)

Hani derler ya Allah sağlık versin hepsinin üstesinden geliniyor iş ki hayat uğraşları , hayat zevkleriyle bir yürütülebilsin...

Her birinize ayrı ayrı hayılrı Ramazanlar diliyor ve muhabbetle kucaklıyorum şimdilik kısa bir özet ilerleyen günlere kısmetse teferruata gireriz hepbirlikte;)

22 Temmuz 2008

Bileceksin;)



Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
Cenneti de gördüm cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm pes etmeyi de
Bazıları seyrederken hayatı en önden
Kendime bir sahne buldum oynadım
Öyle bir rol vermişler ki
Okudum okudum anlamadım
Kendi kendime konuştum bazen evimde
Hem kızdım hem güldüm halime
Sonra dedim ki 'söz ver kendine'
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin
Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman
Hep acele etmem bundan; anladım...

F.NIETZSCHE

05 Temmuz 2008

Akdeniz salatası ve kolay kumpir;)



Malzemelerimiz; Yazlık seri, yani; domates, taze soğan, maydanoz, taze biber, kaşar loru, çörek otu, olmazsa olmaz zeytin yağımız ve tuz az birazda(isteğe bağlı nar ekşisi)

Veee gönlünüzce süsleme;)))




Kumpirimizde şekil b de görüldüğü üzere; haşlanmış ve ezilmiş patates, zeytin yağı, tuz harmanlanır ve kişi adedine göre hazırlanan kaba özenle bastırarak yayılır, bir kaşık yardımıyla oyuklar açılır ve bu oyuklara hazırlanan kumpir malzemeleri; salam, sosis, zeytin, garnitür(havuç, bezelye, mısır) v.b bir kaşık hamlesiyle koyulur ve üzerine bol kaşar peyniri rendelenir ve iki üç dakika mikrodalgada çevrilir ki kaşarlarımız eriyversin;)

Fırından çıkardığımız kumpirimizi afiyetlendirmek size kalmış ister ketçap ister mayonez ister ise yoğurt;)

Sağlıcakla kalınız dostlar...

26 Haziran 2008

Kavunlu Parfe;)



Malzemeler;

1 kutu krem şanti

1 bardak süt

1,5 yemek kaşığı şeker

İçine;mevsim meyvaları (bizim parfemiz kavunlu)

1 kase burçak bisküvi

Yarım kase fındık yada ceviz

1 avuç kadar damla çikolata

Üzeri için;

çikolata sos hazırlayabilirsiniz şöyle ki;

1 bardak su
2 çorba kaşığı şeker
2 çorba kaşığı kakao
1 tatlı kaşığı nişasta

Ve arzuya göre süsleme;)

Üzerinde ki süslememiz; dondurma kaşığı kullanılarak kavundan oyularak alınmış ve üzerine nane yaprakları kondurulmuş bir toptur;)

Çok şık değil mi?

Afiyet olsun serin serin yaz akşamlarına damgasını vursun;)

Muhabbetle...

13 Haziran 2008

İrmik Dolması;)


Selam sevgili dostlar!

Dolmamız dolma gibi görünse de aslında tatlıdır kendileri...

Diyarbakır'lı dostlar iyi bilirler...

Vereyim tarifimi;

Malzemeler:

*1 adet yumurta

*1,5 su bardağı irmik

*2 çorba kaşığı yoğurt

*2 çorba kaşığı sıvı yağ

*1 çay şaşığı karbonat

Kızartmak için; sıvı mümkünse ayçiçek;)

Şerbeti için; 2 su bardağı şeker
2 su bardağı su
Şekerlenmemesini istiyorsanız şayet limon suyu;)

Efendim malzemleri bir güzel halli hamur edip sıkıp dolma şekli verelim ve kızgın yağda kızartalım ; önceden hazırlamış ve soğutmuş olduğumuz şerbetin içine atalım, şerbetini çektikten sonra istediğimiz ve sevdiğimiz ıvır zıvırla servis edelim;))

Hadi bakalım kolay gelsin ve de afiyet olsun!

Muhabbetle...

Not; Sayfa yapımı düzenlemeye çalışıyorum bu bakımdan bazı aksaklıklar oluyor mazur görünüz efendim;(
Temsil misal: resim koyamamak gibi;)
En kısa zamanda dolmalarımızın resminide koyucam inşallah!

27 Mayıs 2008

Çatlak poğoça ve kır pidesi;)



Efendim işte geldi tarif sıcak sıcaaaak;)

Malzemeler;

*1 su bardağı yoğurt
*1 su bardağı sıvı yağ
*2 adet yumurta(oda ısısında olursa tercihimiz)
*1 tatlı kaşığı karbonat
*tuz
*Poğoça kıvamı verebilecek kadar un;)

İçine;

*1 adet kuru soğan
*250 gr. kadar kıyma
*ince kıyılmış maydanoz (yarım demet yeterli olabilir)
*1 Çorba kaşığı teryağı, tuz, kara biber ve arzu edilen diğer baharatlar;)

Hazırlanış;

İnce kıyılmış soğanlar tereyağında pembelştirilir sonrasında kıyma ilave edilir ve kavurmaya devam edilir ardındanda maydanoz ve hop soğuması için yan tarafa;)

Derin bir kaba; un,tuz ve karbonat birlikte koyulur ortası açılır sırasıyla; yumurtalar, sıvı yağ ve yoğurt koyulur bebek topuğu yumuşakklığındaki hamurumuz elde edildikten sonra minik parçalar koparılır ve ortasına harcımızdan istenilen ölçüde bırakılır , poğoça formu verilir,üzerine yumurta sarısı ve çörek otu sürülür ve tepsiye dizilir akabinde de 170 derecelik fırına 40 dakika pişmesi için gönderilir...

Kokusu gelmiştir umarım;))

Sonrası mis misssssss...



Kır Pidesi Malzemeleri
5 Su bardağı un
yarım paket yaş maya
1 çay bardağı sıvı yağ
2 çorba kaşığı yoğurt
tuz
alabildiği kadar su

İç Malzemeleri için
Kır pidesinin iç malzemesi peynirli, kıymalı, patatesli, ıspanaklı yapılabilir.

PATATESLİ İÇ HARÇ
3 adet patates, haşlayıp ezilir içine nane,tuz ve biber koyulur.

Püf noktası;fırından çıkar çıkmaz teryağı sürülmesiymiş bilgilerinize arzolunur;)

Afiyet bal şeker; sevgi nizaya beş çeker;)
Muhabbetle...

Tarifler sevgili komşum Nurandandı ;unuttum tekrar alıp sizinle paylaşıcam;)
Önce resimler sonra tarif;)))

Muhabbetle...

12 Mayıs 2008

Milföy ve yufka izdivaçlı börek, dondurmalı balkabağı tatlısı;)





Efendim böreğimiz yufka ve milföy hamurundan müteşekkil olup çıtır börek havası vermektedir;)

Nasıl bu havayı verdiğimize gelince;

Öncelikle yağlamış olduğumuz borcamımıza milföy hamurlarını bir güzel dizdik; sonrasında annem usulü de dediğimiz şekilde; yufkaları tek tek ve aralarına bol lor peyniri ve sütlü, yağlı, yumurtalı harcımızdanda sürerek bohça bohça işlemi tamamlayıp akabinde de en üstüne bir sıra daha milföy hamuru dizip yumurta sarısı sürdükten sonra 180 derecelik fırında kızarıncaya kadar pişirip istenilen hoşlukta kesip servise hazır hale getiriyoruz e hadi kolay gelsin hünerli hanımlar...



Balkabağı tatlımız bilindiği üzere fırında yahut tencerede yapılabilir ben tencereyi tercih ettim (pratik olması açısından;)) kabaklarımızı bir güzel hörmetli şekilde dilimledim ve üzerine arzu edilen miktarda (e biz biraz tatlı seviyoruz;) şeker ilave edip kısık ateşte suyunu çekene kadar pişirdim soğuduktan sonra üzerine dondurma koyarak serviz yaptım ve afiyetle yedim;))

Afiyet bal şeker; sevgi nizaya beş çeker;)))

Tüm yorum gönderen arkadaşlarıma ikramım olsun;)

Muhabbetle...

05 Mayıs 2008

Dondurmalı irmik helvası;)



Malzemeler;

*125 gr Tereyağ ya da Margarin
*1,5 su bardağı irmik
*1 su bardağı şeker
*2 çorba kaşığı tuzsuz fıstık
*1 çorba kaşığı kuru üzüm
*1 su bardağı süt
1 su bardağı su

İçine;Arzu edilen lezzette dondurma;)

Hazırlayalım;

Derin ve mümkünse teflon bir tencere içinde yağımızı bir güzel eritelim ; sonrasında irmiklerimizi ilave edelim ve bir güzel pembeleşinceye kadar kavuralım.Fıstıklarıda ilave edip birkaç kez daha tahta kaşıkla karıştıralım.Hemen akabinde de; Su, süt ve şeker ilave ettikten sonra üzümleride koyup tencerenin kapağını kapatıp hafif ateşte suyunu çektirelim.
15-20 dakika bekledikten sonra karıştırıp 2 çorba kaşığı kadar şeker serpelim (ki helvamız daha bir göz alıcı ve parlak olsun) tencerenin kapağını tekrar kapatıp demlendirin.

Eveeeeeet şimdi bir kase edinelim ve kaseyi ıslatalım; içine ince bir tabaka halinde helvamızı bastırark yerleştirelim ortasınada dondurmamızdan 1 top kadar koyalım ve tekrar helvayla kapatalım, ters çevirip tarçın lezzetiyle ikram edelim...

Bol muhabbetli günlerde serinlik niyetiyle afiyet olsun efendim;)



Muhabbetle...

02 Mayıs 2008

Karar verebilmek bilgelik gerektirir;)


Öykümüz ünlü Çin düşünürü Lao Tzu'nun zamanında geçer... Lao Tzu bu öyküyü çok sever, sık sık anlatırmış hatta...

Efendiiiim köyde bir yaşlı adam varmış... Çok fakir... Ama karal bile onu kıskanırmış... Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki... kral at için ihtiyara neredeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış... "Bu at, bir at değil benim için... Bir dost... İnsan dostunu satar mı?" dermiş hep... Bir sabah kalkmışlar ki, at yok... Köylü ihtiyarın başına toplanmış... "Seni ihtiyar bunak... Bu atı sana bırakmıyacakları çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler... İhtiyar "karar vermek için acele etmeyin" demiş... Sadece "at kayıp" deyin. Çünkü gerçek bu... Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihszilik mi, yoksa bir şans mı, bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez... Köylüler ihtiyar bunaga kahkahalarla gülmüsler.
Ama aradan 15 gün geçmeden, at bir gece ansizin dönmüs.. Meger çalinmamis, daglara gitmis kendi kendine.. Dönerken de, vadideki 12 vahsi ati pesine takip getirmis.
Köylüler, ihtiyar adamin etrafina toplanip özür dilemisler..
"Babalik" demisler.. "Sen hakli çiktin.. Atinin kaybolmasi bir talihsizlik degil adeta bir devlet kusu oldu senin için.. simdi bir at sürün var.."
"Karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demis ihtiyar.. Sadece atin geri döndügünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getirecegini henüz bilmiyoruz. Bu daha baslangiç.. Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkinda nasil fikir yürütebilirsiniz?.."
Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemisler açiktan ama, içlerinden "Bu herif sahiden gerzek" diye geçirmisler..
Bir hafta geçmeden, vahsi atlari terbiye etmeye çalisan ihtiyarin tek oglu attan düsmüs ve ayagini kirmis. Evin geçimini temin eden ogul simdi uzun zaman yatakta kalacakmis.
Köylüler gene gelmisler ihtiyara..
"Bir kez daha hakli çiktin" demisler. "Bu atlar yüzünden tek oglun bacagini uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak baskasi da yok.. simdi eskisinden daha fakir, daha zavalli olacaksin" demisler..
İhtiyar "Siz erken karar verme hastaligina tutulmussunuz" diye cevap vermis. "O kadar acele etmeyin. Oglum bacagini kirdi. Gerçek bu.. Ötesi sizin verdiginiz karar.. Ama acaba ne kadar dogru.. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacagi size asla bildirilmez.."
Birkaç hafta sonra, düsmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldirmis. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çagirmis. Köye gelen görevliler, ihtiyarin kirik bacakli oglu disinda bütün gençleri askere almislar. Köyü matem sarmis. Çünkü savasin kazanilmasina imkan yokmus, giden gençlerin ya ölecegini ya esir düsüp köle diye satilacagini herkes biliyormus.
Köylüler, gene ihtiyara gelmisler..
"Gene hakli oldugun kanitlandi" demisler. "Oglunun bacagi kirik, ama hiç degilse yaninda. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oglunun bacaginin kirilmasi, talihsizlik degil, sansmis meger.."
"Siz erken karar vermeye devam edin" demis, ihtiyar.. Oysa ne olacagini kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oglum yanimda, sizinkiler askerde.. Ama bunlarin hangisinin talih, hangisinin sanssizlik oldugunu sadece Allah biliyor."
Lao Tzu, öyküsünü su nasihatla tamamlarmis, etrafina anlattiginda:
"Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkiniz kalmaz. Hayatin küçük bir parçasina bakip tamami hakkinda karar vermekten kaçinin. Karar aklin durmasi halidir. Karar verdiniz mi, akil düsünmeyi, dolayisi ile gelismeyi durdurur. Buna ragmen akil insani daima karara zorlar. Çünkü gelisme halinde olmak tehlikelidir ve insani huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi baslar. Bir kapi kapanirken, baskasi açilir. Bir hedefe ulasirsiniz ve daha yüksek bir hedefin hemen oracikta oldugunu görürsünüz."

MUHABBETLE CANLAR!

29 Nisan 2008

Haftanın şirin anlatımıyla günleri;)))

Pazartesi

Salı

Çarşamba

Perşembe

Cuma

Cumartesi-Pazar


Hayat uğraşlarınızı hayat zevklerinizin önüne koyun bu sizi daha verimli ve mutlu kılacaktır emin olun sevgili dostlar...

Muhabbetle...

25 Nisan 2008

Minik pofuduk ekmekcikler;)



Yapım çok pratik arkadaşlar;)

Süt, maya, şeker, patates(haşlanmış), tuz, sıvı yağ, bir pakette kuru ınstant maya...

Bu minik ekmekcikleri bu kadar lezzetli yapan patetesin hamurun mayalanmasına sağladığı katkı olsa gerek;)(bende hız ve pratiklik çok önemli olduğundan, patetese ekmekciklerimin mayalanmasını hızlandırmasından dolayı sağladığı katkıdan dolayı huzurlarınızda bir kez daha minnatterlığımı belirtmek isterim;))

Malzemeleri bir güzel halli hamur edelim, dinlendirelim ve top top yuvarlayıp tepsiye dizelim hop fırına...

Çıkınca arasına istenilen malzemeleri koyalım ve sunalım...

Afiyet, bal şeker; sevgi nizaya beş çeker;)))

Muhabbetle...

22 Nisan 2008

Ev usulü KÜNEFE;)



Dostlarım!

Resmi yayınladık tarifi veremedik hemen aktarıyorum...

Ölçü kullanmadım aynen yaptığım gibi veriyorum tarifi;
Taze kadayıf, süt, örgü peyniri, irmik, şekerden müteşekkil olup künefe tadına yaklaşık bir tattır;)

Kadayıfları geniş bir tepside margarin veya tere yağı ile bir güzel harmanladım,bir kısmını yine yağlamış olduğum tepisye bastırarak yaydım. Bir yandan biraz süt , şeker ve irmikle az biraz muhallebi yaptım.Ha bu arada da; örgü peynirim sıcak suda bekletiliyo ve tuzunu atsın diyede ha bire suyu değiştiriliyo;)))

Tuzunu iyice atmış olan peynirimizi didiklenip muhallebi karışımına ilave ediliyo ve kadayıfların üzerine dökülüyo daha sonra kalan kadayıflarımız üzerine bastırlıyo ve hooop kızgın fırına nar gibi kızartamak üzere gönderiliyo çıkıncada üzerine soğuk şerbeti verdik mi tamamdır...

Canınız çok çektiğinde evde yapabileceğiniz bir künefe tarifi elinizin altında bulunsun istedim kolay gelsin hanımlar;)

Muhabbetle...

17 Nisan 2008

Akdeniz usulü somon ve Oktay usta usulü Şam tatlısı;)



Gayet basit ve lezzetli bir yemek...

Fileto haline getirdiğimiz somonları zeytin yağı ile yağladığımız tepsiye diziyoruz, daha sonra üzerine tuz biraz karabiber ilave ediyoruz, defne yapraklarımızı diziyoruz ve en üstünede ince dilimlenmiş domateslerimizi, soğanlarımızı, sarımsak çentmelerimizi yerleştirdik mi tamamdır(ben üstünede az biraz zeytin yağı gezdirdim) 230 derece fırında 20-25 dakika yeterli oluyor;)



Şam tatlısı için gereken malzemeler;

*1 su bardağı un
*2,5 su bardağı irmik
*1 su bardağı şeker
*1 su bardağı yoğurt
*1 çay bardağı zeytin yağı
*yarım çay bardağı pekmez
*yarım çay bardağı süt
*1 çorba kaşığı kabartma tozu
*vanilya
*limon kabuğu rendesi

Şerbeti;

*2 su bardağı su
*2 su bardağı şeker
*yarım limon suyu

Hazırlanışı;

Malzemeler kek çırpma sırasında karıştırılır ve yağlanmış tepsiye dökülür;)
Fırına(180 derece lik) gönderilir, fırından çıkan tatlımız önceden hazırlanmış ve ılık hale getirlmiş şerbetiyle buluşturulur...

Püf noktası; tatlıda şerbette ılık olacak;)

Afiyet olsun...

14 Nisan 2008

Patetesten havuç yap;)



Muhabbet gönüllüsü dostlarım sizilere bugün havuç tarifi vericem;)))))))
Yok artık demeyin!
Bi dinleyin;))))
Bunlar patetesin havuca bürünmüş hali canlarım...
Çok basit ve hoş sunumlu bir garnitür...


Kısaca özet geçeyim;

Patetesleri haşlıyoruz ve eziyoruz; bir tavada soğan kavurup salça ilave ediyoruz veeee hop haşlanmış pateteslerle buluşturup hemhal ediyoruz...
Şekil a ve be deki gibi şekil verip, dere otu yardımıylada sapını yaptık mı işlem tamamdır...




Arzu ettiğiniz yemeciklerin yanında ( özellikle et yemeklerinin yanında) servise amede hale getiriyoruz...

Neydi sloganımız?

Afiyet bal şeker; sevgi Niza'ya(kavga) beş çeker;)))

Muhabbetle...

09 Nisan 2008

Ev dekarasyonuna katkıcıklar...

Hafta sonu gezerken; adetim olmamakla birlikte bu sefer fotoğraf makinamı yanıma alayım dedim (nasıl akil ettiysem;)

Sizler için ev aksesuarları görüntüledim belkim aramızda yeni ev döşeyenlerimiz vardır, bir nebze katkımız olsun fikir babından ha ne dersiniz?




















Çok gezen mi bilir çok okuyan mı?

Ortaokul yıllarında münazara konusu olmuştur hep;)

Valla arkadaşlar doğrusunu söylemek gerekirse ben görerek ve dokunarak daha çok verim alıyorum zannedersem görsel hafızam daha bir gelişmiş bu sayede;)

Siz ne dersiniz peki?

Çok gezen mi çok okuyan mı?

Hadi buyurun münazaraya...

Muhabbetle...

Not; Bu arada aksesuar gezimize yarın kaldığımız yerden devam ediceğiz;)
Beni izleyin anacıııım;))))

05 Nisan 2008

Bir şeyi fırlatmazsanız kimseyi vuramazsınız;)



Mutlu bir hafta sonuna sizler için ekmek arası birşeyler hazırladım buyurunuz efendim;)


*Hangi kuyruğa girerseniz girin, diğeri daha hızlı ilerler...

*Takım çalışması, sorumluluğu başkasına atmak için en ideal modeldir...

*Fırsat, genellikle en uygunsuz zamanda kapıyı çalar...

*Eğer her şey ve herkes karşı taraftan size doğru geliyorsa, yanlış yoldasınız demektir...

*Bir şeyi herkesin anlayacağı kadar açık anlattıysanız, mutlaka anlamayanlar vardır...

*Dükkandaki ayakkabı ayağınıza uyuyorsa, mutlaka en çirkin ayakkabıdır...

*Doğru kararlar tecrübenin ürünüdür... Tecrübe, yanlış kararların ürünüdür...

*Hayat ancak geriye giderek anlaşılır. Ancak hayat ileri doğru yaşanır...

*Bir şeyi parçalamak, onu birleştirmekten daha kolaydır...

MUhabbetle...

26 Mart 2008

Çikolatalı toplar;)



Malzemeler;

*Ana malzeme; tabiki de petit beuere bisküvi (kakolusundan)

*1 çorba kaşığı tere yağı
*6 çorba kaşığı süt
*1 avuç kadar kuru üzüm
*1 adet kırmızı elma rendesi
*1 adet portakal kabuğu rendesi
*1 paket bitter çikolata
*Bulamak için hindu cevizi;)

Robottan çekilmiş bisküvi, çikolata; diğer malzemelerle hallihamur edilir ve form verilir ...

Tarifimizden 15 adet top çıkıyor, fazla sayıda toplar için lütfen malzemeyi ikiye katlayıveriniz;)))

Afiyet, bal, şeker; muhabbet nizaya beş çeker;)))

20 Mart 2008

Pastahane usulü un kurabiyesi;)

Muhabbet gönüllüsü dostlarım; fotolar konuusunda zaman zaman gözünüzü tırmalıyorum kusura bakmayınız, elim mi titriyor?, yaşlanıyor muyum? bilmem;))))Hattaaaaa ben bilmem beyim bilir;))))))))))))))

Bazen nefis görüntüleri nefis aksettiriyorum,bazende ahanda böle oli;)


Karadeniz'li bir arkadaşım vardı kulakları çıNlasın Emel;)
Kendisi uzun süre pastahanelerde çalışmış ve leziz mamalArın yanında püf noktalarınıda öğrenmiş...
Meslek sırrı dedi ama beeeeeeen şirinliğimle öğrenmeyi başardım;)))

Efendiiiim buyurunuz tarife;

Ariflerime tarif gerekmez ama olsun ben yinede vereyim;)))

Malzemler;

1 paket tereyağı veye margarin (tabi pastahaneerde özel kutu yağlardan kullanılıyomuş bunuda bilin istedim;)
Yarım çay bardağı sıvı yağ
3/4 su bardağı pudra şekeri
4 yemek kaşığı buğday nişastası
4 su bardağı un

Hazırlanış;

Malzemeleri bir güzel (bebiş topuğu yumuşaklığında;))) yoğuralım, ister yuvarlak isterseniz de (şayet usulüne uygun olsun, pastahane işi olsun da derseniz; rulo yapın ve küçük küçük kesin, üzerinede çatalla şekil verin doğru fırına (180 derce, önceden hararetlendirilmiş;) gönderiniz 20 dk yeterli oluyor, henüz beyaz iken çıkarınız ve üzerine pudra şekeri serpiniz...

Afiyet olsun!

Neffis bir tat;)




Kulağa küpe mahiyetinde;)

Kısa kısa...

"İyi bir konuşma mini etek gibidir. İlgiyi çekecek kadar kısa, esası kaplayacak kadar uzun...

*"İyi" iseniz bütün işleri size yüklerler. Hakikaten "İyi" iseniz, yaparsınız.

*"Dün" tecrübedir, öğren. "Yarın" tahmindir planla. "Bugün" fırsattır, kullan.

*Zaman, bir insanın harcayabileceği en kıymetli şeydir.

*Bilmeyen ve bilmediğini bilen çoktur, eğitin.

*Bilen ve bildiğini bilmeyen uykudadır, uyandırın.

*Bilmeyen ve bilmediğini bilmeyen aptaldır, uzaklaşın.

*Bilen ve bildiğini bilen liderdir, takip edin.

*20 yıllık tecrübe, 1 yıllık tecrübenin 20 defa tekrarı değildir.

*Gözlerinizi hedefinizden ayırırsanız, engelleri görmeye başlarsınız.

*Doğru yolda olsanız bile, durursanız biri sizi ezecektir..!

*Her işini başkasına yaptıranlar için imkansız yoktur;)))

Muhabbetle...

18 Mart 2008

Kınalı kuzular; Vatan size minnettar!



Ben susayım, gönüllerin tercümanı konuşsun:

Çanakkale Şehitlerine...

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı'
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkâm.

Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedi serhaddi;
'O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi.
Asım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
'Bu, taşındır' diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.



Mehmet Akif Ersoy