05 Nisan 2008

Bir şeyi fırlatmazsanız kimseyi vuramazsınız;)



Mutlu bir hafta sonuna sizler için ekmek arası birşeyler hazırladım buyurunuz efendim;)


*Hangi kuyruğa girerseniz girin, diğeri daha hızlı ilerler...

*Takım çalışması, sorumluluğu başkasına atmak için en ideal modeldir...

*Fırsat, genellikle en uygunsuz zamanda kapıyı çalar...

*Eğer her şey ve herkes karşı taraftan size doğru geliyorsa, yanlış yoldasınız demektir...

*Bir şeyi herkesin anlayacağı kadar açık anlattıysanız, mutlaka anlamayanlar vardır...

*Dükkandaki ayakkabı ayağınıza uyuyorsa, mutlaka en çirkin ayakkabıdır...

*Doğru kararlar tecrübenin ürünüdür... Tecrübe, yanlış kararların ürünüdür...

*Hayat ancak geriye giderek anlaşılır. Ancak hayat ileri doğru yaşanır...

*Bir şeyi parçalamak, onu birleştirmekten daha kolaydır...

MUhabbetle...

26 Mart 2008

Çikolatalı toplar;)



Malzemeler;

*Ana malzeme; tabiki de petit beuere bisküvi (kakolusundan)

*1 çorba kaşığı tere yağı
*6 çorba kaşığı süt
*1 avuç kadar kuru üzüm
*1 adet kırmızı elma rendesi
*1 adet portakal kabuğu rendesi
*1 paket bitter çikolata
*Bulamak için hindu cevizi;)

Robottan çekilmiş bisküvi, çikolata; diğer malzemelerle hallihamur edilir ve form verilir ...

Tarifimizden 15 adet top çıkıyor, fazla sayıda toplar için lütfen malzemeyi ikiye katlayıveriniz;)))

Afiyet, bal, şeker; muhabbet nizaya beş çeker;)))

20 Mart 2008

Pastahane usulü un kurabiyesi;)

Muhabbet gönüllüsü dostlarım; fotolar konuusunda zaman zaman gözünüzü tırmalıyorum kusura bakmayınız, elim mi titriyor?, yaşlanıyor muyum? bilmem;))))Hattaaaaa ben bilmem beyim bilir;))))))))))))))

Bazen nefis görüntüleri nefis aksettiriyorum,bazende ahanda böle oli;)


Karadeniz'li bir arkadaşım vardı kulakları çıNlasın Emel;)
Kendisi uzun süre pastahanelerde çalışmış ve leziz mamalArın yanında püf noktalarınıda öğrenmiş...
Meslek sırrı dedi ama beeeeeeen şirinliğimle öğrenmeyi başardım;)))

Efendiiiim buyurunuz tarife;

Ariflerime tarif gerekmez ama olsun ben yinede vereyim;)))

Malzemler;

1 paket tereyağı veye margarin (tabi pastahaneerde özel kutu yağlardan kullanılıyomuş bunuda bilin istedim;)
Yarım çay bardağı sıvı yağ
3/4 su bardağı pudra şekeri
4 yemek kaşığı buğday nişastası
4 su bardağı un

Hazırlanış;

Malzemeleri bir güzel (bebiş topuğu yumuşaklığında;))) yoğuralım, ister yuvarlak isterseniz de (şayet usulüne uygun olsun, pastahane işi olsun da derseniz; rulo yapın ve küçük küçük kesin, üzerinede çatalla şekil verin doğru fırına (180 derce, önceden hararetlendirilmiş;) gönderiniz 20 dk yeterli oluyor, henüz beyaz iken çıkarınız ve üzerine pudra şekeri serpiniz...

Afiyet olsun!

Neffis bir tat;)




Kulağa küpe mahiyetinde;)

Kısa kısa...

"İyi bir konuşma mini etek gibidir. İlgiyi çekecek kadar kısa, esası kaplayacak kadar uzun...

*"İyi" iseniz bütün işleri size yüklerler. Hakikaten "İyi" iseniz, yaparsınız.

*"Dün" tecrübedir, öğren. "Yarın" tahmindir planla. "Bugün" fırsattır, kullan.

*Zaman, bir insanın harcayabileceği en kıymetli şeydir.

*Bilmeyen ve bilmediğini bilen çoktur, eğitin.

*Bilen ve bildiğini bilmeyen uykudadır, uyandırın.

*Bilmeyen ve bilmediğini bilmeyen aptaldır, uzaklaşın.

*Bilen ve bildiğini bilen liderdir, takip edin.

*20 yıllık tecrübe, 1 yıllık tecrübenin 20 defa tekrarı değildir.

*Gözlerinizi hedefinizden ayırırsanız, engelleri görmeye başlarsınız.

*Doğru yolda olsanız bile, durursanız biri sizi ezecektir..!

*Her işini başkasına yaptıranlar için imkansız yoktur;)))

Muhabbetle...

18 Mart 2008

Kınalı kuzular; Vatan size minnettar!



Ben susayım, gönüllerin tercümanı konuşsun:

Çanakkale Şehitlerine...

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı'
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkâm.

Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedi serhaddi;
'O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi.
Asım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
'Bu, taşındır' diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.



Mehmet Akif Ersoy

15 Mart 2008

Pratik kır pidesi;)


İşte hanımlarrrrrr...
Hafta sonu kahvaltılarınıza baş konuk şahane ve bir o kadarda pratik ev perisi usulü kır pidesi tarifi;

Malzemeler;

1 su bardağı süt(ılık)
1 su bardağı su(ılık)
1 yemek kaşığı şeker
1 adet ınstant kuru maya
1 kahve kaşığı tuz
1 su bardağı zeytin yağı
Bebek topuğu yumuşaklığında hamurluk un;)

Buda benden Püf noktası;eğer vaktiniz mayalanmaya yetmiyorsa; haşlanmış bir adet patatesi ezin ve hamura ilave edin, böylece beklemeye gerek kalmadan fırına gönderebilirsiniz;)

İçi için;

Arzu edilen(elde ne varsa) zeytin ve de peynir çeşitleri;)

Üzeri için; yoğurt

Hazırlanış;

Ilık su , süt ve şeker bir güzel karıştırlır içine zeytinyağı koyulup tekrar karıştırılır sonrasında unumuz ve tuzumuz ilave edilir ve 1 saat mayalanmaya bırakılır...
Mayalanan hamurumuzdan istenilen büyüklükte parçalar koparılıp elimizle açtıktan sonra içine iç malzemesi koyup her iki tarafından sıkıştırılıp pide formu verilir...
Üzerine yoğurt sürülür,
Tepsiye dizilir; 20 dakika kadarda tepside mayalandırılan pidelerimiz önceden ısıtılmış 180 derecelik fırına gönderilir, kızaran pidelerimiz sıcak sıcak kahvaltı sohbetine dahil edilir...

Afiyet olsun...

Sevdiğiniz ve olumlu enerji aldığınız dostlarınızla;güzel ve güzel olduğu kadar da özel bir hafta sonu diliyorum...

Muhabbetle...

11 Mart 2008

Ben buldum! Ben buldum!;)))

Aparatif icatlarım;)
1-Tadı geliştirilmiş yumurtalı ekmekler;)


Yumurtalı ekmeklerimizi bildiğimiz usül kızartıyoruz ve üzerine bal gezdirip, tarçın serpiyoruz; taze lokma tadında süpper bişey oluyor...


2-Veeee pratik tava pizzası...


Tava pizzamızda;
Yumurta, süt, galeta unu ve içine istenilen ve yakıştırılan yiyecek parçacıkları(salam, sosis, sucuk hatta ve hatta;taze biber çeşitleri, peynir, maydonoz,domates v.b;)Yumurta ve süt çırpılır içine galeta unu ve biraz tuz ilave edilir ve yağlanmış tavada alt üst pişirilir, ikinci yüzeyi çevirdikten sonra üzerine kaşar dilimleri konur (ki sıcağıyla erisin;)Sonra yanında arzu edilen bir içecekle servis yapılıııır...
Bendeniz üzüm kompostosu yapmıştım onunla ikram ettim(benim seçici ve iştahsız oğluşuma)
Çocuklarınız benim oğluş gibi seçiciyse şayet; yedirmek istediklerinizi bu tarz karışımlara ilave ediniz ve sonucu ironik bir gülümsemeyle seyre dalınız;)

Annelerin gücü adınaaaaaaaaaaa!
Güç bizde artııııııııık;)))

Muhabbetle...

06 Mart 2008

Tarçınlı boncuklar;)

Bu sevgili ülkü'nün...


Geçen hafta arkadaşım sevgili Ülkü davetime icabet ederken yanında bu güzel, güzel olduğu kadarda lezetli kurabişleri getirmişti bizde afiyetle yemiştik...
Sizler de bilirsiniz ki; önce tadına bakarım daha sonra beyenirsem yayınlarım buda benim samimiyetim diye düşünüyorum...
Laf olsun, site dolsun diye değildir tariflerimiz hepsi denenmiş ve onay görmüş tariflerdir;)
Gelelim sadede;

Malzemeler;

*1 paket oda ısısında margarin yahut tereyağı
*4 yemek kaşığı tepeleme toz şeker
*Vanilya
*Yarım limonun suyu (işte püf noktası)
*Kabartma tozu
*3-3,5 su bardağı un (bebek topuğu yumuşaklığı;)
Not; Kulak memesi yumuşaklığı söyleminden kurtulmak istedim zira bana fenalık geldi;)))

*1 su bardağı ceviz

Piştikten sonraki bulama harcı;

*1 su bardağına denk gelecek ölçüde; tarçın ve toz şeker karışımı

Bunlarda bendenizin kurabişleri;)


Hazırlanış;

Şeker, limon suyu , vanilya margarin ile bir güzel hemhal edilir daha sonra un, kabartma tozu itinayla, naif bir şekilde hamura ilave edilir (bebiş topuğu kıvamına getirilen hamura ceviz de eklendikten sonra minik minik düğmeden büyük, bocuktan küçük olmıyacak şekilde form verilerek tepsiye dizilir ve önceden ısısı ayarlanmış fırına selametle gönderilir;)
Fırında hafif pembeleşen kurabişler sıcak sıcak bulama harcımıza bulanır ve servis tabağına inci misali dizilir, artan harcımız ziyan edilmez heyecanla kurabişlerin üzerine dökülür...

Mis missssssss...
Mutlaka deneyin ve sevdiklerinizle, cananlarınızla muhabbetle paylaşınız ve sonucu şu fakire bildiriniz;)

Dudaklara tebessüm babından;)

*Eğer Dünya delikanlı olsaydı; yuvarlak olmazdı;)))

*Bu tüp bebek hatalı; gaz çıkarıyor;)

*Size yapılamsını istemediğiniz şeyi; başkasına yapın çok zevkli oluyo;))))

*Selam! ben Aydan Şener; Hadi ya ben de Dünya'dan Neil Armstrong;))

YÜZÜNÜZDEN TEBESSÜM, GÖNLÜNÜZDEN VE AKLINIZDAN İYİ NİYET EKSİK OLMASIN...

Dipnot; muahabbet gönüllüsü dostlar; kurabişlerimizin bir adı yoktu adını ezanla kulağına koydum hayırlı uğurlu olsun vatana millete;)))

02 Mart 2008

Maskeli binler;)


Muhabbet gönüllüsü dostlarım;
Kelime oyunlarında bu sefer ayna söz konusu edilmiş, bende başta Hüzünümbazım arkadaşıma söz vermem hasebiyle acizane birşeyler karalıyayım istedim;
Samimiyet, içi dışı bir insan, mert, özü sözü bir, aldığının verdiğinin muhasebesini tutmayan, tabir-i caizse; ücrette geri, hizmette ileri...
Diyeceksiniz ki nerdeeeeeee...
Aynen öyle, evet nerdeeeeee?
Ben merkezci, egosu yüksek, tatminsiz insanoğlu...
İçi başka konuşur, dışı başka...
İç dışa, dış içe bir çevriliverserk de devriliversek...
İç dış muvazenesi sallantılı, çalkantılı hatta depresyonlu anaforlar yaşayan maskeli yüzler değil! (malesef esefli bir dram ama öyle) maskeli binler ihata etmiş(kuşatmış) Dünya çölünü haberimiz var ama; yok ikliminde dolaşıyoruz gözümüz kapalı...
Söz ustası, kelam mahiri mevlana celaleddin-i Rumiiii...
Ne hoş dilbeste deruhde etmiş gönüllere; Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol!
Olmak isteyen var olmak istemeyen var...
Bir gurup der ki; afedersiniz amiyane bir tabir kullanacağım; sıkıysa ol!
Diğer gurup der ki; ne gerek var canım asl olan nabza göre şerbet vermektir; ver şerbeti geç...
Bu kısım; ister her daim iltifat;)
Eee aslına bakılırsa iltifat marifete tabidir;)))
Varsa marifet neden olmasın iltifat;)
Gerçi her daim iltifat beklemek Riya imiş haberiniz olsun...
Doğru olsam ok gibi fırlatırlar beni, eğri olsam yay gibi elde tutarlar beni...
Buyurrun burdan yakın!
Ayıklayın pirincin kayalarını;)
Mert insan mı kaldı sevgili dostlar?
Yüze karşı dost, enis, arkadan dillenen düdük...
Peki ama nereye kadar?
Zamanın deruhte ettiği yollarda yürürken hesapsız, elbet verilecek yeri vardır hesabın...
Muhasebeyi her öğün yapmak lazım?
Öyle gelir gider maddi hasaplardan bahsetmiyorum, nefis ve vicdan muhasebesinden bahsediyorum;Düşünün bir kere!
Hesaplarımız yıllık mı olsa daha az riskli olur yoksa günlük, mutat mı olsa?
Zannımca; günlük, taze taze olursa, hata riski sıfıra indirgenebilir haddizatında...
Kişi yastığa Ser'i koyunca rahat bir nevme dalabilsin, yoksa uykununda tadı tuzu olmaz, olamaz...
Belkide işimize öyle geliyordur ha ne dersiniz?
Eleştirilmek, gerçeklerle yüzleşmek kimsenin harcı değildir belkide...
Keşke sapla samanı ayıracak bir ayna olsaydı...
Hanende bir ayna düşün!
Ayna ayna söyle bana;)))
Hanene girenlerin iç özelliklerini gösteriveriyor DAN! diye;)
Hani benim kalbim temiz, kalbe bakıcaksın diyenlere sözüm!
Valla göremiyorum ki ne diyeyim ben şimdi?
Lakin göz görmeyince gönülde katlanıveriyor umarsız...
Neyse biz yine hüsn-ü zannımızı bozmayalım ve diyelim ki;
Güzel gören ,güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır...
Muhabbetle...
Şükran Altun Battal.

25 Şubat 2008

Sosyete mantısı;)



Bugün ne pişiricem diye düşünüp durmayın!
Yapın ve sevdiklerinizle afiyetle yiyin;)
Pişman olmassınız;))

Malzemeler;

*2 adet yufka (ben 8 adet elde etmek istedim, siz bu sayıyı arttırabilirsiniz)
*300 gr kıyma
*1 adet büyük boy soğan
*çeyrek demet maydanoz
*Tuz
*karabiber
*kırmızıbiber

sos için;

*Yarım kg yoğurt (süzme olursa daha lezzetli oluyor;)
*Dilediğiniz ve sevdiğiniz ölçüde sarımsak
*Tuz
*Nane
*Salça
*Tereyağı

Hazırlanış;

Öncelikle iç harcımızı hazırlayalım; bir şekilde kıyılmış soğanımız ve kıymamız bir güzel kavrulur, içine tuz ve baharat ilavesi yapılır maydanozda eklenir bir iki daha kavrulur ve kenara alınır.
Sonra;üçgen şeklinde dörde böldüğümüz yufkaların içine harcımız geniş kısmına olmak üzere arzu edilen miktarda yerleştirilir ve fazla sıkı olmamak kaydıyla sarılır ve gül formu verilerek tepsiye dizilir...
Üzerine sıvı yada tereyağı sürdüğümüz mantıcıklar (mantıcıklar diyorum hatti zatında pek bir hormonlu oluyorlar;)))kızarması için fırına gönderilir.
Bir yandan da üzeri için sosumuzu hazırlıyalım; ne yapalım? yoğurdumuzu sarımsakla hemhal edelim biraz suyla açarak boza kıvamı verelim,tuzuda unutmayalım;)
Püf noktası; Fırından çıkardığımız mantıcıklarmızın üzerine et suyu dökersek şayet daha bir mantı havası veriyor;)
Et suyunu nasıl mı elde edeceğiz?
Şöyle ki;Elimizde varsa kemikli eti haşlayıp elde ettiğimiz su vaya daha pratik olsun derseniz şayet(Kİ BEN ÖYLE YAPTIM);1 adet et bulyon az bir sıcak su ile eritilir, bir su bardağı kadar soğuk su ilavesi yapılarak serinletilir ve kızarmış mantıcıkların üzerine gezdirilir tekrar çektirmek üzere birkaç dakikalığına fırına verilir, suyunu çeken mantılar servis tabağına alınır, üzerine sarımsaklı yoğur dökülür ve yine tavada erittiğmiz bir parça tereyağı,salça, nane ve kırmızı biber çok az su ile açılır ve yoğurdun üzerine gezdirilir...
Afiyet olsun;)
Muhabbetle...

23 Şubat 2008

Uyduruk tasarımlarım;))

Bu oğluşaaaaaaaa...
Şekil A


Buda kızışaaaaaaaaa;)))
Şekil B;))))))



İlla birşeyler ortaya çıkaracaksam, kendi yorumumu katmam lazım yoksam rahat uyuyamam (tipik kova işte, moda mod bağlı kalmaz, klasik olamaz;)))

Öyle detaylıda uğraşamaz şekil a ve b de görüldüğü üzere; dümdüz örer, tepesini büzer, al sana şapka...

Totodan,mısır gevreklerinden çıkan oyuncaklarla da süsler of şahaneeee;)))

Muhabbetle...

19 Şubat 2008

Pratik hamsi kuşu ve irmik helvası;)


Sevgili dostlar;
Usuldenmiş, balık piştimi yanında helva yenirmiş...
Bizde, usule uymak adaptandır dedik ve menüyü balıklı, helvalı hazırladık...

Pratik hamsi kuşu;

1 kg hamsi
1 demet taze soğan
Yarım demet maydanoz
1 su bardağı mısır unu
Kızartmak için sıvı yağ
Tuz, karabiber

Temizlenmiş hamsilerimizin temizlenen kısımlarına; baharatlanmış ve mısır ununa bulanmış;ince kıyılmış taze soğan, maydanoz harcımızdan yeterli miktarda koyup,göğüs göğüse çarpıştırıp form verelim, tekrar mısır ununa bulayıp kızgın yağda kızartalım;)
Afiyet olsun...



İrmik helvası;

Malzemeler;

1,5 su bardağı irmik
125 gr tereyağı
1 su bardağı şeker
1 çorba kaşığı çam fıstığı(ben tuzsuz normal fıstık kullandım hemide 2 çorba kaşığı;)
1 su bardağı süt
1 su bardağı su

Hazırlanışı;

Tereyağımızı çelik bir tencerede eritip, irmiğimizi ilave ediyoruz. Hafif pembeleşinceye kadar kavuruyoruz. Fıstıkları ilave edip birkaç kere daha tahta kaşıkla karıştırıyoruz. Su, süt ve şeker sırasıyla ilave ediyoruz ve tencereciğimizin kapağını kapatıp hafif ateşte suyunu çektiriyoruz.
15-20 dinlenmeye alınan helvamıza 2 çorba kaşığı şeker ilavesi yapıp tekrar demlendiriyor ve şekillendirip afiyetle yiyiyoruz;)

Muhabbetle...

14 Şubat 2008

İçine sevgi katılmış Wafeller;)) (Konuyu sevgiye bağlıycam ya o bakımdan bu girizgah;)))



Önce tarif, sonra yazı;)

Malzemeler;

*3 adet yumurta
*1,5 su bardağı süt
*1 su bardağı şeker
*1/2 su bardağı sıvıyağ
*3 su bardağı un(undan una kıvam değiştiği için bence boza kıvamını tutturmaya çalışırsanız daha iyi sonuç alırsınız;);)
*kabartma tozu
*vanilya
*Bir çimdik tuz;)

Hazırlanış;Malzemeler boza kıvamına getirlir ve yağlanmış Wefel kalıbında şekillendirilir;)
Üzerien veyahut aralarına istenilen sos malzemeleri konulur ve sevdiklerinize (ahanda bu benim kalbim diyerekten) sevgiyle sunulur;))
Ben bu sefer tek tek ayırıp, aralarına şokella sürdüm, hindistan cevizi ektim, üzerinede tarçın oh mis gibin oldular;)(lakin sizler arzu ettiğiniz ve çeşitlendirdiğiniz nefis soslarla zenginleştirebilirsiniz)
Günün anlam ve önemine de uygun oldular hani;)))



Arkadaşlar! sizlerde bilirsiniz ki benim öyle günlerle pek işim olmaz;)
Bir kavramın yahut olgunun yad edilmesi bir güne sığmaz, sığdırılamaz. Hele bu konular çağ açıp çağ kapayacak nitelikte olursa...
Mesele bilinçaltı meselesi...
Bu tarz günler yaklaştıkça etrafta sıkça muhabbeti geçince ister istemez kulak misafiri oluyor ve bilinçaltınıza yerleşmesine mani olamıyorsunuz...
Hal böyle olunca; benim de içimden birşeyler karalamak geliveriyor...
Sevgi; Tüyleri diken diken eden ve her kula göstermesi nasip olmayan bir haslet...
Siz de varsa ve yön vermeyi bilirseniz şayet açamıyacağı kapı yok gibidir...
Kapılar açan, yolları çiçekli bir bahçe haline getiren, yüzleri güldüren, kalplere huzr ve coşku veren, yaşam enerjisini tabir-i caizse tavan yaptıran hatta ve hatta yılana bile deliğini dar getiren bir meseledir aslında...
Meseledir diyorum zira bu insanoğlunda artık mesele haline gelmiştir ne yazık ki!
İnsanoğlunun sevememe ve de sevgisini gösterememe gibi bir şekil ihtivası vardır (va esefa!) hemde asırlardır...
Günümüzde de sevgisizlik ve hoşgörüsüzlük hat safhaya çıkmıştır en derunundan...
Sevmek, sevebilmek kifayetsizce ve de karşılık beklemeden...
Aslına bakılırsa zordur, güçtür bu nedenle mukavemet ister, hataları görmezden gelmeyi ister, size sıkıntı (Eza) verecek durumları kaldırabilme yetisi ister, size sapa gelmiş bir yola girmeyi ve orada birlikte sapasağlam çıkabilmeyi ister, gönül testisinden doldurulmuş bir kaseyi yudum yudum bölüşmek ister, olduğun gibi, öylece kabul görmeyi ister eleştirisiz ve de kinayesiz...
Ateşe baca,
Hayat mektebinde hoca,
Yol hikeyesinde koca(dost, yardımcı, yardak) olmayı ister...
Sonrasında; kurulup Taht-ı Revan-a ,gidilir Bad-ı sabaya...
Cefaya vefa,
Vefaya sefa,
Sefaya sena gerek fütursuz...
Beyindeki film kareleri toplanamıyorsa bir karede, seneryoya film karesi ister...
(Biri beni durdursun zira gönül denizim derya olmuş çağıldamakta...;)))
Nerde kalmıştık?
Sırasında, acı bir kahveye şeker,
Ağdalı bir tatlıyı limon iyi keser,
Aşık her daim hasret çeker,
Ceylan ahu olur seker,
Sevgi, karanlığa beş çeker...
Gönül aynasından, daha fazla simalar yansıtabilmek dileğiyle...
Muhabbetiniz daim ve sevgiyle bütünleşmiş bedenler kaim olsun...
Şükran Altun Battal.

10 Şubat 2008

Keşkül ve Bitter çikolatalı kek;)


KEŞKÜL

Malzemeler:

*1 lt süt,
*1,5 su bardağı toz şeker,
* 1 adet yumurta sarısı( ben koymadım orjinalinde var)
*1 su bardağı pirinç unu,
*1 paket vanilya,
*1 çay bardağı file badem,
*1 çay bardağı hindistan cevizi.
*1 çimdik tuz ( acep benim oğlana kızdığımda; toplum arasında çaktırmadan attığım çimdikler gibi mi;)

Hazır ve nazır hale getiriliş:

Sütü, bademi, pirinç ununu ve bir fiske tuzu hafif koyulaşıncaya kadar karıştırarak ocakta pişirin.
Koyulaşmaya başlayınca şekerini ve hindistan cevizini ilave edin. Muhallebi kıvamına gelinceye denk pişirin.
Vanilyayı ekleyip ocaktan alın.(İçine arzu edilirse yumurta sarısı koyulur ve pişmesine izin vermeden bir çırpıda çırpılır) Kaselere boşaltın. Üzerini bademle süsleyip( ben cevizle süsledim, yan tarafada portakal kabuğu attırdım e şık oldu doğrusu;)) soğuyunca servis yapılır;)
Afiyet şeker olsun...
Bitter çikolatalı keks;)
Malzemeler;

*2 adet yumurta(tavuktan mümkünse taze taze:)))
*1 çay fincanı süt(inekten yahut süt veren taze anneden:))
*Yarım çay fincanı sıvı yağ
*1 Yemek kaşığı yoğurt
*1 çay fincanı şeker(pancardan:)
*2 çay fincanı kadar un
*1 çay kaşığı karbonat
*vanilya
*3 yemek kaşığı tepeleme kakao(komşudan(Bu nimetin tazeside Afrika'da bulunur herhal;) zira gitmişken 1 çuval alın malum bu komşu uzak komşu...
*1 baton(80 gr) bitter çikolata(hani dedim kalorisi az bunun artırayım zira millete enerji lazım:)
*bir çimdik tuz( tuz gölünden olursa tercihimiz;)))

Hazırlanışı:

Malzemeler kek sırasına göre itinayla çırpılır,kıyılmış bitter çikolata da ilave dildikten sonra önceden ısıtılmış 180 derecelik fırına gönderin ve hacı bekler gibi bekleyin beklemeye değdiğini göreceksiniz ben o kadar söylüyorum...
Fırından çıksın az dinlensin üzerine çikolta sos dökücez...
İster hazır sos kullanın isterse kendiniz hazırlayın şahane oluyor...
Sos tarifide isterseniz ayrıca ve de hiiiç üşenmeden veririm;)
Muhabbetle...

08 Şubat 2008

İncirli Tatlı Bıdık;)



Malzemeler:

Kek:

6 adet kuru incir, suda ıslatılmış, ufak doğranmış
1 su bardağı ceviz içi
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı un
3 yumurta
1 paket (1tatlı kaşığı) kabartma tozu

Şerbeti:

1,5 su bardağı su
1 yemek kaşığı nescafe
yarım su bardağı toz şeker

Muhallebi:

2 yemek kaşığı nişasta
2 yemek kaşığı un
1lt süt
5 yemek kaşığı toz şeker
inmeye yakın 50gr tereyağı
piştikten sonra 1 poşet toz krem şanti

Hazırlanması:

Kek için yumurta ve şekeri çırpın, cevizi, unu, kabartma tozunu ekleyip karıştırın. En son inciri ekleyip dikdörtgen borcama dökün ve 160C de pişirin (incirden dolayı düşük ısıda pişmesi gerekiyor).
Pişerken krem şanti haricindeki malzemelerle muhallebiyi yapın. Piştikten 5 dakika sonra 1 poşet toz krem şantiyi ekleyip mikserle çırpın.
Kek piştikten sonra 3-4 dak. havalandırın.
Şerbet malzemelerini karıştırıp (pişirmeden) kekin üzerine dökün. 5 dakika sonra muhallebiyi üzerine yayın, buzdolabında 2-3 saat bekletin.
Tarifi sevgili portakal ağacından almıştım, denedim ve sevgiyle tavsiye edilecekler listesine ekledim;)
Afiyet olsun;))
Yarın bitter çikolatalı kek ve keşkül;)
Beni izlemeye devam edin anacım;)))))
Muhabbetle...

07 Şubat 2008

Küçük şeyler...


En iyi şeyler
Küçük çıkınlarda taşınırmış.
Küçük bir beden
Çoğu kez büyük bir ruha yataklık edermiş.
Ufak balıklar lezzetli olurmuş.
Ateşe küçük odunlar atılırsa alevler artarmış,
büyük odunlar ateşi söndürebilirmiş.
Her küçük şey mutlaka işe yararmış,
bir çok küçük bir büyük edermiş.
Sağanak dediğimiz
küçük damlacıklardan ibaretmiş.
Ufacık bir yağmur
kocaman bir toz bulutunu yok edebilirmiş.
Muazzam bir aydınlık
küçük bir delikten görülebilirmiş.
Saman çöpü rüzgarın yönünü gösterirmiş.
Bütün hasat
bir kıvılcım yüzünden elden gidebilirmiş.
Büyük bir geminin batması için
küçük bir delik yetermiş.
Çok veren malından,
az veren canından veririmiş.
Yükte hafif olmak
pahada ağır olmaya engel değilmiş.
Deve büyükmüş ama ot yermiş,
şahin küçükmüş ama et yermiş.
İnsan küçük bir adama iyiliği dokunduğu zaman
cömertliği öğrenebilirmiş,
büyük ama iyilik ederse öğreneceği şey ızdırap olurmuş.
Büyük adamın büyüklüğü devam ediyorsa
bunun sebebi
onun küçük adamlara gösterdiği ihtimam imiş.
Büyük makineleri küçük çarklar çalıştırırmış.
Küçük başlangıçlar olmadan
büyük sonuçların sağlandığı vaki değilmiş...
muhabbetle...

05 Şubat 2008

Tahinli kurabiye(ben kendisine tek atımlık bomba ismini layık gördüm),Hindistan cevizli kek ve minik hamursuzcuklar;)))


Sevgili dostlar sizlere sevgili kevser(kendileri büyük ablam olurlar) ablamın bizzat tavsiye ettiği kurabiyeciklerin tarifini ifteharla sunuyorum zira tam ifteharlık bir kurabiye;)
Şahane bir o kadar da yiyimser bir lezzet;)

Malzemeler;
*2 kahve fincanı tahin
*1 su bardağı şeker
*1 su bardağı sıvı yağ
*alabildiği kadar un
*kabartma tozu
Hazırlanışı;
Şeker ve tahin mikserle(şeker eriyinceye kadar mimkünse) çırpılır içine sıvı yağ ilave edilir tekrar çırpılır sonrasında un, kabartma tozu el ile halli hamur edildikten sonra minik uzay gemisi formu verilir, yağlanmış tepsiye inci gibi dizilir veee önceden ısıtılmış 180 derecelik fırına gönderilir takriben 15-20 dakika sonra geri alınır...
Üzerine soğuduktan sonra pudra şekeri eklemeyi ihmal etmeyiniz zira ihmale gelmeyen lezzettir kendileri;)
Mutlaka denemelisiniz ben o kadar söylüyorum...
Sevgiyle tavsiye olunur...

Hindistan cevizli kek;)
*1,5 bardağı şeker
*3 adet yumurta(oda sıcaklığında)
*1 su bardağı süt(oda sıcaklığında)
*1 su bardağı sıvı yağ(ayçiçek veya zeytinyağı farketmez)
*3 su bardağı un
*abartma tozu;)))
*50 gr. hindu cevizi;)))))
Kekimizi; şeker ve yumurta iklisi ardından diğer malzemeler ve fırın(önceden ısıtılmış)...
Pişerken ki hindistan cevizi kokusunu tarif etmeme bilmem gerenk var mı?
Afiyet olsun!
Minik hamursuzcuklar;)
Bizim memlekette ekmek şeklinde yapılan zat-ı şahanelerinin sıfatını değiştirip sizlere öyle sundum;)
Nasssılım?
Malzemeler;
*Yarım su bardağı süt
*Yarım su bardağı yoğurt
*125 gr. tereyağı(eritilmiş ve soğutulmuş)
*Yarım su bardağı sıvı yağ
*Kulak memesi yumuşaklığı kadar un;)
*Kabartma tozu
Hazırlanışı;
Tüm harçlar sırasıyla koyulur ve güzel bir hamur elde edilir, şekil verilir ve üzerine yoğurt sürülür, susam serpilir yallah fırına...
Çıkınca mis;)
Artık yanında neyi layık görürseniz onu ham yaparsınız;)))
Çayı unutmayın da...
Muhabbetle...
Son olarak dipnot babından bir paylaşım;
Şerefle bitirilmesi gereken en ağır görev "Hayattır"
Bu nedenle;
Onurlu bir yaşam için;
Bir lokma ekmek için şerefini ayaklar altına almaya,
Bir anlık zevk için;
Namusunu lekelemeye,
Bir zamanlık mevki için
Ayak öpmeye,
Günlük menfaatlarin için
Faziletini karartmaya değmez...

31 Ocak 2008

İyi ki doğduk mu acaba?

Bu soruyu sıkca sual ederim kendime...
İyi ki doğmak ,iyi ki var olmak! kulağa hoş, kalbe ferahlık veren söylemler...
Bu söylemleri haketmiş olmak ne büyük onur ve sürurdur öyle değil mi sevgili dostlar?
Dillere pelesenk olmuştur ve bu yüzden söylenmektedir çokcası...
Derun ve tadına vararak fikredilirse şayet içeriği ve taşınması pek bir külfetli sözledir aslında...
Sevilmek sevmekten müteşekkildir aslında; kişi severse sevilir...
Mevcut olan herşey aksetirir senin enerjini, yine senin coşkun denizine...
O leb-i deryadan yolculuğa çıkmış deniz olur okyanus, bahr-ı muhit;
Barındırır tüm mahlukatı karşılıksızca...
Koşulsuz sevmek!
Öncesi Yaradan'dan ötürü...
Hayata ve içindeki hayat sahiplerine; dimağdan kalbe süzülen pozitif hüzmelerle, gönle ayinedarlık eden gözlerle bakabilmek...
Sevgili Can Dündar'ın da dediği gibi;
Tüketmek için bunca acele ettiğimiz takvim yapraklarına, onca hızla çevirdiğimiz akreple yelkovanlara, içine daldığınız o insafsız rutin çarkına şöyle bir uzaktan baktığınızda ne hissediyorsunuz? "Ne kadarı benim hayatım" diye soruyor musunuz? Ne kadarını başkalarının? Sevgiyi koydum kum saatinin dolu dizgin akıp giden kumlarının her bir zerresine...Çünkü bir tek sevgi var elimizde; bunca yıldan damıtılıp gelen...Yine bir tek o kalacak,yaşanacak yıllarından geriye...Bir tek sevgi olacak bunca telaştan artakalan ötesi yalan...
Oğluşum, sevgi kelebeğim, yakışıklım;
Minik ve maharetli elleriyle anneciğine bu güzel resimleri hazırlamış paylaşmak istedim...

Yazımın nihayetinde; doğum günü çocuğu yani bendeniz'in Yılların yorduğu ve de yoğurduğu gönlünden terennümler;
*Gönül taylarına kısrak oldun mu hiç?
*Gönül çaydanlığında insan demledin mi hiç?
*Her doğan günün aynı zamanda batan gün olduğunu idrak edebildin mi hiç?
*Arazlı günleri, tamir ettiklerinle değiştirdin mi hiç?
*Sevda çölünde susamışa bir katre verip ve sonrasında o katrenin göl olduğunu izleme şerefine nail oldun mu hiç?
Muhabbetle...

28 Ocak 2008

Hafta sonu lezzetleri...(Şekerpare, pembe salata veee sodalı börek;)

Sevgili dostlar;
Şekerpare tarifim eski postlarımdan aynıyla kopye edilmiştir çünki daha önce de belirttiğim gibi garantidir;)))

MALZEMELER;*2 adet yumurta.
*1 su bardağı pudra şekeri.
*yarım paket margarin.
*yarım su bardağı irmik.
*2 su bardağı un.
*vanilya, kabatma tozu.

ŞERBETİ İÇİN; *3 su bardağı su.
*3 su bardağı şeker.
*yarım limon suyu.

HAZIRLANIŞI; yumurta, pudra şekeri, margarin bir güzel yoğrulur. Diğer malzemeler naif bir şekilde karışıma ilave edilir. Sonrasında şekil verilen ve üzerine yumurta sarısı sürülen parelerimiz tepsiye dizilir (findukları unutmayalım!) ve fırına gönderilir! fırından çıkan canım şekerpareler şerbetle buluşturulur!(şerbet malumunuz; şeker ve su kaynatılır, indirmeye yakın limon suyu ilave edilir ve tabiki de soğutulur.)
Pembe salata malzemeler;
.kırmızı lahana
.3 çorba kaşığı yoğurt
.2 çorba kaşığı mayonez
.2 diş sarımsak
.tuz
.1 kahve kaşığı zeytin yağı
Hazırlanışı;
kırmızı lahanayı rendeleyin(ben rondodan çektim; çekim sırasında sarımsağıda ilave ettim pek bir pratik oldu)sonrasında mayonez ve yoğurduda lahanayla hemhal ettim ve servis tabağına gelin misali gönderdim ki kokusu çıkmasın;)
Servis tabağında salınan pembe güzeli zeytinyağı ile kutsadıktan sonra sofraya (meraklı gözlere şenlik) getirdim;)
Sodalı böreğimiz;
Yalancı su böreği diyede adlandırılan zatı şahanelerinin bendeniz "yılandan korkmam yalandan korktuğum kadar" deyip bu ismini kullanmayı uygun gördüm zira fikrimin ve de zikrimin ince gülü nezdinde tüm güller kırılmasın;)
Malzemeler:
6 adet yufka(ev yufkası da olabilir),
yarım kilo tuzsuz lor yada yağsız peynir,haşlanmış ve ezilmiş patates,küçük soğancık...
1 demet maydanoz,1 su bardağı süt, 1 su bardağı sıvıyağ,
2 adet yumurta
1 küçük şişe soda (maden suyu - 20 cl),
tuz, karabiber, kırmızı pul biber, susam, çörek otu,

Yapılışı:
İç malzemelerini(maydonoz, patates, peynir ve soğancık) karıştırın. İçine tuz, karabiber ve kırmızı pul biber ilave edin. Tepsinin tabanını sıvı yağ ile yağlayın. Süt, yumurta ve sıvı yağı bir kabın içinde güzelce çırpın. İlk yufkayı tepsinin tabanına kırışık bir şekilde tepsinin tabanını eşit kapatacak şekilde yerleştirin.
Sütlü harç ile bu yufkayı azar azar kaşıkla ıslayın. İkinci yufkayıda tepsiye yerleştirin. Onunda üzerini sütlü harç ile ıslayın. harcın yarısını tepsinin heryerine eşit olacak şekilde yayın. Daha sonra iki adet yufkayı aralarına sütlü harçtan ıslatarak döşeyin. Kalan harcı yufkanın üzerine yayın. Beşinci yufkayıda buruşuk bir şekilde tepsiye yerleştirin.ve üzerini kaşıkla ıslayın. En son yufkayı tepsinin ebatlarına göre kıyılarını kenarlarından tepsinin altına doğru yerleştirin. Sütlü harç ile ıslayın. En üst yufkayı düzgünce tepsiye yerleştirin.
Tepsideki döşenmiş yufkaları istediğiniz boyutlarda güzelce kesin. Kalan sütlü harç varsa böreğin üzerine dökün. Bir şişe sodayı kestiğiniz yerlerden eşit olarak tepsiye dökün. Buz dolabında en az 6-8 saat bekletin. Dolaptan alınca üzerine arzu edilirse yumurta sarısını sürüp, çörek otu ve susam ilave edip 180 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirin.
Afiyet olsun...

Muhabbetle...

20 Ocak 2008

AŞURE;)


Aşure ziyafetini başlatmış bulunmaktayım buyurunuz efendiiiim...
Haydi hanımlar;
Üşenmeyelim,ertelemeyelim, geciktirmeyelim zira komşular aşure bekler;)))

Malzemeler;

*1/2 kilo buğday
*1 su bardağı nohut
*1 su bardağı fasulye
*1 su bardağı pirinç
*25o gr kayısı
*250 gr incir
*100 gr siyah kuş üzümü
*1 kilo 250 gr tozşeker
*Bir rulo kabuk tarçın
*Karanfil (4-5 adet)
*1 bardak süt (beyaz bir görüntü için son dakika golü olarak;)
*2 tatlı kaşığı nişasta

Üzeri için

*100 gr siyah kuş üzümü
*250 gr kayısı(ufak doğranmış)
*2 portakal kabuğu rendesi(içine de ilave edebilirsiniz, ben ettim çok güzel oldu tavsiye olunur;)
*250 gr ceviz
*150 gr fındık
*250 gr sarı üzüm

Akşamdan buğdayla pirinç; üzeri üç parmak geçecek kadar su konulup, bir taşım kaynatılıp altı kapatılır.
Nohut ve fasulye ayrı yerlerde ıslatılıp bir gece öncesinden bekletilir.
Ertesi gün nohut fasulye pişirilir, nohutun kabukları çıkarılacak buğdayın üzeri epey geçecek kadar su ilave edilip ağır ateşe konulur,
(incir ve kayısı ufak doğranır yanlarına arkadaşları üzümde alınır ve ayrı kaselerde suda yumuşamaları için bekletilir) kaynamaya başlayan buğdayın içine fasulye ve nohut eklenir içerisine bir tutam tuz, kabuk tarçın ve karanfilcikler ilave edilir. İyice kaynayan buğday nohut ve fasulyenin içine suları süzülmüş kayısı ve üzüm ilave edilir;
hepsi kaynatılır, bu arada ara ara karıştıralım ki dibi tutmasın öyle değil mi?
hepsinin piştiğini iyice anlayınca toz şekeri ilave edelim.5 dakika kadar şekerlede kaynatalım;
2 tatlı kaşığı nişasta l bardak süt ile karıştırılır aşurenin içine aktarılır. Bir taşım kaynatıp incirlerde ilave edildikten sonra altı kapatılır(incirler aşuremizi karartmasın diye en son ilave ediyoruz, püf noktası babından;). Sıcakken kaselere boşaltılır ve üstleri dilediğiniz atraksiyonlarla süslenir;)
Veee muhabbet gönüllüsü dostlarla paylaşılmak üzere yollara düşülür;)
Muharrem ayınız kutlu olsun;)

Afiyet olsun...

Not;Aşure ayı hakkında bilgi edinmek isterseniz şayet daha önceki aşure hazırladığım postumda yayınlamıştım arşivden(alttan ilk şubat;) bakabilirsiniz;)
Muhabbetle...

13 Ocak 2008

Amerika'dan babası gelmiş evde bir bayram havası...

Ayhan bey gelmiş hoşgelmişşşşş;)
Ne getirmiş?-İnci,boncuk;)

Evin babası gelir gelir de sevdiği yemekler yapılmaz mı hiç!
Yapılır elbet...

İşte menüden en sevilenlerden klasik bir o kadar da vazgeçilmez bazı alıntılar;
Sünger tatlısı, gözleme...
Arkadaşlar!
Sünger tatlımın tarifi arşivde olduğu için yayınlamıyorum ama gözlemenin tarifini verebilirim;
Malzemeler;
*un
*ılık su
*tuz
Hazırlanışı;
Kulak memesi yumuşaklığına istenen ölçüde hamur elde edilir ve 15-20 dakika dinlenmeye bırakılır, sonrasında hamurdan küçük parçalar koparılır küçük bir oklava yardımıyla tabak büyüklüğünde açılır içine istenilen malzeme koyulur(ben peynir ve maydanozu tercih ettim) ve pişirilir...
Sıcak yenmesi tavsiye olunur...
Afiyet olsun!
Arkası yarın;)))
Muhabbetle...

28 Aralık 2007

Gönül teline dokundurma babından...(yüzleşme)


Gönüle kum doldu atmaya kürek gerek!
Gönlün her daim yanında olmaya ise yürek gerek...

Gönül kapıları klitli bugün, gönül hanesi ıssız ve ışıksız bugün...
Demir sürgülü kapılar sürülmüş kapının önüne...
Nicedir kapıları aralanmadı gönlün!
Rafları tozlu, tavanlarını örümcek ağları sarmış, duvarları badanasız...
Bir pencere açılsa, bir havalandırılsa, tozu toprağı bir alınsa...
Ya da bir nefeslik duraklar es geçilmese fırsat yakalandığı anda tutup yapışılsa yakasına meczupça!
Kaçan balık büyük olur derler hep gerçekten de doğru:(
Hayat ertelenemiyecek kadar kısa bir o kadar da hızlı...
Ekmek arası yaşıyoruz her halimizi...
Yine bir erteleme ve yine bir hüsran!
Bu kadar kılı kırk yararcasına ince hesapların kime ne faydası var?
An'ı yaşamak demiştik bir postumuz da yaşamak cesurca ve de kifayetsizce...
Neden ve niçin sorgulanmadan yürekli olmalıymış bazen...
Be hey ukala sana mı kaldı ki her şeyi sorgulamak! sen sorgu hakimi misin acaba?
Bırak bir kere de sorgulama ve de yargılama!
Akışına bırak bir kere de bakalım mevla neler gösterecek?
Su akar yatağını bulur nasılsa...
Her işe müdahale etmeye kalkarsan işin içinde çıkamazsın bir süre sonra; ehline müracaat etmek lazım vesselam!
İnsan güçlü olmalı her daim; dimdik ok gibi, mızrak gibi...
Neden yıkılır bu hane en ufak bir yelden?
Bu kadar mı hassastır bu kadar mı malzemeden çalınmıştır; mukavemetsiz, bir o kadar da emsalsiz...
Boşuna dememişler yıkma gönlün yapısını; yapacak ustası yok diye...
Aslında usta var, var da kapısı çalınmıyor dua saatinde, yada çalınamıyor basiret bağlanıveriyor...
Gönlün dili lal olmuş bugün; suskun ve çaresiz...
Nutku tutulmuş adeta!
Hal böyleyken; nedendir bilinmez: fütursuzca girilir girilirde bu haneye oturulur başköşeye ağza ne gelirse dökülür içine; taşıyıp taşıyamıyacağı düşünülmeden...
Ben de söylendim bugün gönlüme acıttım canını...
Olsun haketmişti;)
NUSH İLE USLANMAYANI ETMELİ TEKTİR!
Muhabbetle...
Şükran Altun Battal.

25 Aralık 2007

Baklavadan sıkılanlara...(Havuçlu toplar)


Bayram dolayısyla baklavadan sıkıldıysanız şayet birde böylesini deneyin;)Malzemeler :
*1 kg havuç
*1 su bardağı toz şeker
*Yarım su bardağı ceviz
*50 gr margarin
*1 paket bisküvi
*1 çay kaşığı tarçın
*Hindistan cevizi
Yapılışı :
- Havuç rendenin ince tarafıyla rendelenir.
- Bir tavaya havuçlarla şeker koyulup, havuçlar suyunu çekene kadar pişirilir.
- Havuçlar ılıdıktan sonra ceviz, margarin, robotta un haline getirilmiş bisküviler,ceviz ve tarçın ilave edilerek iyice yoğurulur.
- Ceviz büyüklüğünde toplar yapılır.
- Bir tabağa hindistan cevizi koyulup, hazırlanmış toplar hindistan cevizine bulanır. Servis tabağına dizilir.
- Kürdan batırılıp servis yapılır.
Bizim oğluşa hoş bir alternatif olduğunu söyleyebilirim;)
Kendüsü biraz sebze ve meyve özürlüdür de:(
Şayet siz de yavrularınıza sebze ve meyve yedirmekte zorlanıyorsanız havası değiştirilmiş bu tarifi deneyin derim;)
Benden söylemesi...


Muhabbetle canlar...

19 Aralık 2007

Muhabbetle;)


Bendeniz;
Küçük bir sıla-i Rahim yapıp dönücem...
Allah yenisine erdirsin hepbirlikte sağlık ve de huzurla;)

17 Aralık 2007

Sevgileri yarınlara bırakmayın;)


Selam muhabbet gönüllüsü dostlar!

Bugünlerde halim resim şekil a da görüldüğü üzere...
Eşimin yokluğunda; hareket gerekli deyip bebiş ve oğluş zamanımın büyük çoğunluğunu alırken ve de durağanlıkta hayatımıza ritimle girmeli ki yorgunluğu üstümüzde kalmasın deyip en yakın arkadaşlarım olan kitaplarım ve son zamanlarda merak saldığım örgülerim; hayatın yoruculuğu ve keşmekeşliğinde sabun misali ellerimizden kayıp giden zamanın ardından güzel şeyler bırakması adına izin vermek ve olanak tanımak babından bana eşlik ederken;

Minik ve çaresiz kalbi; krizentem çiçeği altında ferahlamak istercesine gölgelenmek isteyen bendenizin dimağında ve kendisinin sözcüsü olan dilimde mütemadiyen bir şiir!
Şiirlerin babasından sevgili Behçet Necatigil'den;

SEVGİLERDE...
Sevgileri yarınlara bıraktınız,
Çekingen tutuk saygılı
Bütün yakınlarınız sizi yanlış tanıdı;
Bitmeyen işler yüzünden
( Siz böyle olsun istemezdiniz )
Bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi
Kalbinizi dolduran duygular kalbinizde kaldı
Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitte bir sevgiyi söylemek
Yılların telaşlarda bu kadar çabuk geçeceği,
aklınıza gelmezdi.
Gizli bahçenizde açan çiçekler vardı
Gecelerde ve yalnız
Vermeye az buldunuz yahut
Vakit olmadı:(

Deyiiiiiip sadete gelelim (bakın nasılda dağıttım kasvetli havayı;)
İşte bunlarda; minik şebnem'in bolero ve saç bandanası hiç örgü bilmeyen alet işler el övünürün göstergeleri uydurmasyon tasarımlarım...


Çiçek motiflerinin aralarına ponponları da attırsam mı diyorum ha ne dersiniz?
Fikir ve görüşlerinize bekliyorum...


sizce nasıllar?

Son haliyle karşınızda minik boleromuz;)
Muhabbetle...

06 Aralık 2007

Hızlı okuma adına püf noktaları...


Sevgili dostlar;
Yemek işlerine bir mola verelim babından sizleri farklı vede çok gerekli olduğuna itimat etiğim bir konuya yönlendirmek isterim...
Konu:Daha fazla bilgiden kısa sürede nasıl faydalanırız:)
Bu bilgiler ekmeği daha lezzetli hale getirmek için yağ sürmenin gerekliliği...
Veeee bunu istersek başarabiliriz:)
Benim oğluma her zaman sarf ettiğim bir söylem;
Yapamıyorum deme! haydi sadece dene!

Buyurunuz efendim!

Bir resme, bir karikatüre bakarız ama bir yazıyı okuruz. Aslında ikisi arasında bir fark yoktur. Gözümüz şekilleri görür, beyin de değerlendirir. Ancak okumayı öğrenmeye başladığımızdan beri edindiğimiz ve hemen herkeste bulunduğu için farkına varamadığımız bazı alışkanlıklar nedeni ile okuma hızımız, insanın sahip olduğu kapasiteye göre hayli yavaştır.

İnsanlar sadece göz ve beyin arasında olması gereken okuma işleminin arasına bazı lüzumsuz alışkanlıklar katarlar. Kimi duyulacak şekilde (özellikle çocuklar) sesli okur, kiminin okurken dudakları kıpırdar, kimileri ise yazıyı içinden kelime kelime okur.

Bütün bu kötü alışkanlıklar okuma süresince ekstra bir güç sarfettirdiğinden okurken çabucak yorulmaya da sebep olurlar. Halbuki okuma sırasında ağız, dil, dudak, damak ve gırtlak gibi organların çalışmalarına hiç gerek yoktur.

Yavaş okumamızın birinci nedeni gözümüzün görme alanını iyi kullanmamamız yani okurken her kelimeye tek tek bakmamızdır. Bu şekilde normal bir satırı okumak için gözümüzü 8-12 kere hareket ettirmemiz gerekir. Halbuki gözümüzün bir bakışında birden fazla kelimeyi görebildiğimizden aynı uzunluktaki bir kelimeyi 2-3 göz hareketi ile okumamız mümkündür.

Günümüzün baş döndürücü temposunda yavaş okuyarak zaman kaybetme lüksümüz yoktur. Örneğin 400 sayfalık bir kitapta yaklaşık 96 000 kelime vardır. Bu kitabı dakikada 150 kelime okuyan bir kişi 10 saatte, 500 kelime okuyan 3 saatte, l 000 kelime okuyabilen ise 1,5 saatte bitirebilir. Basit fakat disiplinli bir eğitimle kazanılacak zaman muazzamdır.

Okumamızı yavaşlatan en önemli psikolojik etken ise hızlı okursak anlayamayacağımızı zannetmemizdir. Etrafındakilerden sürekli 'tane tane oku' veya 'yüksek sesle oku' direktiflerini alan bir çocuğun bu alışkanlığı zamanla kökleşmiş hale gelir.

Halbuki dakikada 6 000 kelime okuyarak küçük yaşta üniversiteye giden Mariel Aragon, dakikada 2 500 kelime okuyarak ABD'yi yöneten John Kennedy hızlı okuyarak daha iyi anlamanın mümkün olduğunun kanıtlarıdır.

Süratli okuma teknikleri ise paragraf okumak, sütun okumak, çapraz okumak gibi çeşitlidir. Bunların içinde anlama bakımından sütun okuma en etkin olanıdır. Bu teknikte 3-4 kelimelik dar bir sütunu okuyorsanız, sütunun ortasından bir doğru boyunca gözleri aşağıya doğru kaydırmak yeterlidir. Devamlı bir çalışma sonunda sütunu tamamıyla anladığınızı göreceksiniz.

Daha geniş sütunlarda da yine aynı şekilde ancak her satırda kelimeleri birer atlayarak yani 4-5 kelimelik bir satırda ikinci ve dördüncü kelimeleri okuyarak sütunu taramak yeterli olmaktadır. Gözler diğer kelimelerin resimlerini çekecek ve beyne ileteceklerdir.

Çok fazla kişisel yetenek gerektirmeyen hızlı okuma tekniği ile okumak, konsantrasyonun yanında kültüre ve sürekli egzersiz yapmaya da bağlıdır. Tüm bu koşulları sağlayanlar rahatlıkla dakikada 1000 kelime okuma seviyesine çıkabilmektedirler.

Muhabbetle...

27 Kasım 2007

Kağıt kebabı...


malzemeler:

*2 yemek kasigi sivi yag veya 2 yemek kasigi tereyag
*1,5 kilo kusbasi kuzu eti
*4 adet orta boy havuc soyulmus ve kup kup kesilmis
*4 adet orta boy patates soyulmus ve kup kup kesilmis
*500 gr konserve bezelye
*2 yemek kasigi domates salcasi
*1 tatli kasigi biber salcasi
*porsiyonluk kesilmis yagli kagit parcalari
*Dilediginiz kadar tuz
*2 silme tatli kasigi karabiber
*1 cay kasigi kirmizi biber

Hazırlanması:

Kusbasi kuzu etlerini yagla birlikte etler iyice yumusayincaya kadar,once orta daha sonra kisik ateste pisirin.Pişirme süreci keyfe keder;) ben deniz yumuşak ve lifli sevdiğimden dolayı fazla pişirdim.Etiniz pistikten sonra domates salcanizi,karabiberinizi, tuzunuzu,kirmizi biberinizi ekleyin.Isterseniz bu noktada bir tatli kasigi biber salcasini da katin,tadi daha zenginlestirmis olursunuz.

Havuclari ekleyin ve onlar biraz yumusadiktan sonra once patatesleri ekleyip biraz yumusattiktan sonra en son bezelyeleri ekleyin ve tencerenizin kapagini kapatik kisik ateste pisirmeye devam edin.Bu arada yemeginizin suyunu surekli kontrol edin,benim etim cok su verdigi icin ben ayrica su eklemedim ama sizin etiniz su vermezse biraz sicak su eklemeniz gerekebilir.

Serdiginiz her yagli yagli kagit parcasinin icine yaklasik 3-4 yemek kasigi etli sebzeli karisimdan koyup şekil A'daki gibi form verin.

Hepsini katladiktan sonra firin tepsinize dizin ,tencerede kalan et suyunu kagit kebaplarinizin arasina gezdirin ve onceden 180 derece isittiginiz firinda servis yapmadan once yaklasik 15-20 dakika daha pisirin.Bu sure icerisinde firinin kapagini acmayin,pistikten sonra da firinin kapagini kapatmayin.
Afiyet Olsun;)

muhabbetle...

20 Kasım 2007

Ramazan esintileri...


Sevgili blog dostları;
Milletimizin acılarla yoğrulup akabinde tekrar be tekrar kenetlendiği acılarımızın taze olduğu günlerde;
ziyafet sofrası paylaşmak rikkatime dukunacağı içim şimdi paylaşıyorum iyi fikir edinmeler sizlere...


Zeytinyağlı enginar;

Malzemeler:

6 konserve enginar

1 kâse konserve sebze garnitür (havuç, patates, bezelye)

2 su bardağı su

4 çorba kaşığı zeytinyağı

Hazırlanışı:
* Konserve enginarların suyunu süzüp yayvan bir tencereye dizin. Konserve garnitürün suyunu süzüp sebzeleri bir kâseye alın. Garnitürü enginarların içine paylaştırın.

* Tencereye su ve tuz ilave edip zeytinyağını enginarların üzerine gezdirin. Tencerenin kapağını kapatıp orta ateşte 10-15 dakika kadar pişirin ve soğumaya bırakın. Üzerini kıyılmış dereotu ile süsleyip soğuk olarak servis yapın.
Afiyet olsun...

02 Kasım 2007

Göl olmak:)


Hintli bir usta, çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden bıkmıştır. Bir gün çırağını tuz almaya gönderir. Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyler. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yapar ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başlar. "Tadı nasıl? diye soran yaşlı adama öfkeyle "acı" diye cevap verir. Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tutar ve dışarı çıkarır. Sessizce az ilerdeki gölün kıyısına oturur ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyler. Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken, usta aynı soruyu sorar: "Tadı nasıl?" "Ferahlatıcı diye cevap verir, genç çırak. "tuzun tadını aldın mı?" diye sorar yaşlı adam, "hayır" diye cevaplar çırağı. Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturur ve şöyle der: "Yaşamındaki acılar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Acın olduğunda yapman gereken tek şey acı veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış."
Muhabbetle...

22 Ekim 2007

Düşmanların mert değil; hapsi de NAMERT!


Benim Canım Memleketim

Her toprağı şehit kanlarıyla sulanmış,
Ulu Önder Atatürk'ün liderliğinde,
Çöken imparatorluk yeniden kurulmuş,
Cihan Devleti Osmanlı'sıyla üç kıtaya,
Dünyaya hükmetmiş,İslam'ın sancaktarı,
Adaletin,hoşgörünün,iyiliğin,
Beşiği kahraman,kadirşinas ceddim,


Dosta her zaman güven,düşmana korku vermiş,
Kurtuluş Savaşı'na ilk meşaleyi yakan,
Şehit Şerife Bacı,Nene Hatun'ları,
Halide Edip'i,cefakar kadınlarıyla,
Bu başı dik,alnı açık,yüreği ezik,
Onurlu,gururlu ve vakur duruşlu ama,
Mübarek,eli öpülecek,insanlarıyla,
Yunus Emre'si,Hazreti Mevlana'larıyla,
Güzel ülkem,canım memleketim Türkiye'm.

Ey! Ay yıldızlı bayrağına kurban olayım,
Sana kem gözle bakan,alçak hainlerin,
Karşısında korkusuzca,dimdik durayım,
İslam'ın neferi,birleştirici,moderni,
Müslümanlığın da en iyi uygulandığı,
Benim güzel,canım,sevgili yurdum Türkiye'm.


Geçerken ağlamamak mümkün mü oradan,
Kahraman yatağı Çanakkale Şehitliği'nden,
Ben de ağladım,ürpermemek ne mümkün,
Onlar ki ceddimiz,onlar ki şehitlerimiz,
Bugün rahat yaşıyorsak bu güzel vatanda,
Kütahya'da,Dumlupınar'da,Sakarya'da,
Ülkemin her yanından gelip buralara,
Kahramanca savaşan,çarpışan,şehit olan,
O yüce,o cengaver insanların sayesinde,

KAHRAMAN IRKIMA YİNE SIZMIŞ İHANET,
BÜTÜN YÜREKLERDE GENE ACI VE NEFRET,
DÜŞMANLARIN MERT DEĞİL, HEPSİDE NAMERT,
TÜRK'E,TÜRK'TEN VE KENDİNİ TÜRK HİSSEDENLERDEN,
YOKTUR BAŞKA,DOST MİLLET,ULUSUM CANINA MİNNET!

İçten ve dıştan yine kurulmuş kumpas,
Her zamankinden daha çok birlik olmalıyız,
Atamın dediği gibi muhtaç olduğumuz kudret
Damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur,
Yeterki birlik olalım,beraber olalım,
Ülkem uyuma,halkım,silkin kendine gel,
O güzel günler,uzakta değil, yakındır elbet.

Harun Reşit Tığlı

16 Ekim 2007

Cücem eriğim...


Cücem eriğimiz;
Siz sevgili blog dostlarımızı kıramadığı için bi arz-ı endam edip gidecek;)
Muhabbetle...